Cumartesi, Nisan 24, 2010
Babaannnem
Çarşamba, Nisan 21, 2010
Diğer "United" Asya'yı Hedeflerken
Seul Dünya Kupası Stadyumu marketinde orta yaşlardaki bir kadın, alışveriş ücretini ödemek için cüzdanından Manchester United kredi kartını çıkarıyor. Bu kadının Güney Kore'deki 6 milyon civarı 'Kırmızı Şeytanlar' taraftarından biri ve M.United'ın 2009 Asya Turu'nu heyecanla bekleyen kişilerden biri olduğuna şüphe yok.2009 yazında gerçekleşen M.United'ın Asya seyahati, kulübün bu bölgeye son 10 yılda yaptığı beşinci tur olma özelliğine sahipti. Aslında Koreli taraftarlar için United'ı izlemek alışılmış bir şey artık. Fakat 18 Temmuz günü diğer United takımının Kore'de bir maçı vardı. FC United of Manchester takımı 3. lig ekibi Bucheon ile bir maç yaptı. Bu cidden merak uyandırıcı bir şeydi.
FC United kulübü, 2005 yılında M.United'ın Malcolm Glazer tarafından satın alınmasıyla ortaya çıktı. Yahut başka bir deyişle bu satışa kızan bir grup taraftar tepki olarak FC United'ı kurdular . Takım Kuzey Premier Lig'de mücadelesini sürdürüyor. Sezon öncesi hazırlıkları için M.United gibi Uzakdoğu'ya gitmelerinin eleştirilmesini kabul etmiyorlar. Onlara göre Bucheon taraftarlarca idare edilen bir kardeş kulüp.
FC United'ın basın sözcüsü Julian Spencer, "Bizim seyahatimiz biraz farklı" diyerek yaptıkları seyahatin, M.United'ın endüstriyel kaygılar barındıran Uzakdoğu turlarıyla karıştırılmamasını istiyordu. "Pek çok kulüp Uzakdoğu seyahatlerini 'markasını büyütmek' için yapar, onların seyahatleri para kazanmak içindir. Biz ise bu modelin nasıl dünya çapında bir kulüp kurduğunu göstermek istedik. Ayrıca oyuncularımıza denizaşırı ülkelerde kalabalık, gürültülü, ve tutkulu yerel taraftarlar önünde oynama şansı verdik."
Öyle de olmalıydı zaten. Bucheon kadrosunda Park Ji-Sung ve Kaka adında iki oyuncusu olan ilginç bir takım. Normalde diğer maçları prime-time'da yayınlanmadığı halde Bucheon'un, FC United'la yaptığı maç ülkenin en büyük spor kanallarının birinde kablolu yayında ve ayrıca Seul çevresindeki dev ekranlarda gösterilmiş.
Bucheon taraftarlarının hikayesi de ilginçtir bu arada. 2006'nın Şubat ayında taraftarlar bir sabah uyandıklarında kulübün geceleyin Bucheon'dan Seogwipo'ya taşındığını öğrenirler. İşin içinde SK Energy adındaki şirket ve bazı güçlü isimler vardır. Takımı bulunduğu yerden 300 kilometre öteye ıssız Dünya Kupası Stadyumu'nun olduğu yere taşımışlardır.
Bucheon'un maaşsız pazarlama sorumlusu Shin Dong-min, "SK bunu bize yaptığında, ailemizin bizi terk ettiğini hissettik" diyor. Buna cevap olarak da taraftarın kurduğu Kore 3.liginde oynayan Bucheon FC 1995'i kurduklarını belirtiyor.
Sezon açılışı için kafalarındaki ilk takım Wimbledon olmuş. Lakin Londralıların takvimi yoğunmuş ve bu teklifi reddetmek durumunda kalmışlar. Daha sonraki hedef ise FC United of Manchester olmuş tabii.
FC United'ın Başkanı Andy Walsh, 40 kişinin üstündeki muhabir ve televizyoncunun katıldığı maç öncesi basın toplantısına, "Önce bunun bir şaka olduğunu düşündük" itirafıyla başlamış. Bunun bir şaka olup olmadığını araştırdıktan sonra yönetim kurulu olarak konuyu takımın antrenörüne açtıklarını ve onun da olumlu görüş bildirdiğini, orada olmanın onur verici olacağını söylemiş.
Aslında onore olan sadece FC United tayfası değildi elbette. Bucheon da onur duymuştu bu organizasyondan. Maçtan dolayı hem heyecanlıydılar hem de maddi getiriyi görünce gayet mutlu olmuşlardı.
Shin Dong-min, "2006'da yaşanandan sonra bunun ilginç olduğunu itiraf etmeliyim" diyor. Kulübe yardım edenler arasında olanlardan bahsederken ise hala bazı şirketlerin kendilerine destek olduğunu da belirtmiş. "SK Telecom faklı bir firma. Halk takımlarına yardım etmeye iştahlılar. Hangi seviyede oynadığımızın önemi yok, biz sadece takımımıza tezahürat yapmak istiyoruz. Eğer Şeytan bize para teklif etseydi, onu da alırdık" diyerek ilginç bir profil çizmeyi de başarıyor.
Maçın sonucunu mu merak ettiniz? Bu aslında kimsenin pek umrunda değildi. Ama ben yine de yazayım. Bucheon 3 FC United 0.
Bucheon FC 1995 kulübünün web sitesi: http://www.bfc1995.com/
FC United of Manchester kulübünün web sitesi: http://www.fc-utd.co.uk/
Posted by Ortega at 6:21 PM 3 comments
Labels: Bucheon FC 1995, FC United of Manchester, Futbol
Kumda Oynayan Yönetim

Daha önce Ali Şen ve Ömer Çavuşoğlu ikilisinin su kayağı yaparken çekilmiş fotoğrafını paylaşmıştık. Bu kez yine aynı tarihlerde, 1981 yılındayız. Fotoğraftakiler ise 81 senesindeki Fenerbahçe yönetiminden bazı simalar.
Posted by Ortega at 2:20 AM 3 comments
Labels: Ali Şen, Fenerbahçe, Foto, Nostalji, Ömer Çavuşoğlu
Aşkta Son Nokta
Yunus Emre: "Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar? ''
Demet Akalın : ''Aşkın açamadığı kapı , kanatlanıp uçamadığı yer mi var ''
cervuetta yazmış sözlükte, kopi-pest yapasım geldi. Zamanında değişim meselesinden Özcan Deniz'in kulaklarını çınlatmıştık. Aklıma o geldi şimdi. Aslında zaman ayırıp değinmek lazım böyle şeylere.
Posted by Ortega at 1:59 AM 5 comments
Labels: Demet Akalın, Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre
Pazartesi, Nisan 19, 2010
Kendine Müslüman
Dün akşam gerek konuştuklarımdan, gerekse de sanal platformlarda yazılanlardan gördüğüm kadarıyla şunu diyebilirim: Türkiye'de futbolla ilgilenenler (hangi takımı tutuyor olursa olsunlar fark etmiyor) şunu istiyorlar; eğer hakem hata yapacaksa benim takımım lehine yapsın, gerisi beni alakadar etmez. Eğilim bu yönde. İstisnalar da kaideyi her zamanki gibi bozmuyor.Posted by Ortega at 2:57 PM 3 comments
Labels: Beşiktaş, Fenerbahçe, Foto, Galatasaray, Tribün
Pazar, Nisan 18, 2010
Artık Hayatımızdan Çıksan Diyorum #2
Bu başlığı daha önce Güiza için kullanmıştım. Gerçi o zaman mevzu başkaydı ama Bilica için de gider bu cümle. Hatta Güiza'nın durumu çok daha naif kalıyor demek lazım. Bilica geldiği ilk günlerde yaptığı hatalar ve anlamsız hareketleri (rakibi kasti sakatlamaya ve gereksiz karta neden olacak türden malum hareketleri) sebebiyle bu oyuncunun uyarılması gerektiğini belirtmiştim. "Hatta kendini hala Sivasspor'da zannediyor sanırım, şu an üzerinde taşıdığı formanın farkında değil galiba." diyerek de eklemiştim ama ne yazık ki Bilica aynı saçma sapan hareketlerine devam etti. Ve en son bu gece penaltı pozisyonundan sonra yaptığı o anlamsız zemin deşme hareketiyle kendisine yol verilmesi gerektiğini kanıtlamış oldu. Her şeyi geçtim, az evvel sarı kart görmüş bir adamın o hareketi yapmasındaki mana nedir? Amatör topçu yapmaz bunu.Cumartesi, Nisan 17, 2010
Şampiyon Fener
Ziraat Bankası'yla yaptığımız final serisinin yalnızca ikinci maçını seyredebildim. Onun için pek yazıp çizemedim final maçlarına dair bir şeyler. Bi de zaten erkek voleybolu genelde karşı cinsin maçları kadar heyecanlı olmuyor, ne yalan söyleyeyim şimdi. Erkeklerde "dannn"diye vuruyorlar topa ve savunmadan pek dönmüyor toplar. Dolayısıyla heyecan dolu ralliler izleme olasılığınız düşük oluyor. İstisna maçlar hariç elbette. Ziraat Bankası: Resul, Selçuk, Platenik, Zafer, Celitans, Granvorka, Özer (L), Ender, Ali Yılmaz.
Fenerbahçe: Divis, Emre, Arslan, Coskovic, Özkan, Gardner, Serkan (L), Cem.
Setler: 20-25, 13-25, 26-24, 19-25
Süre: 101 dakika (25-21-29-26)
Perşembe, Nisan 15, 2010
Türkiye Kupası Şampiyonu

Çekişmeli bir maç oldu. Fenerbahçe bu kadar uzatmadan da kazanabilirdi ama sonuçta kupa geldi ya, o kadarını kurcalamaya gerek yok. Salondaki ambiyans müthişti. Takım kendi salonunda oynamaya başladığında daha güzel olacaktır.
Altın sette altın performans ortaya koydu Sarı Melekler. Neslihan'ın da yaptığı çirkefliklere karşı güzel bir oyunla cevap verilmiş oldu. Daha düne kadar Neslihan'ı alsak iyi transfer olur düşüncesindeydim, ancak son 2 maçla birlikte fikrim değişti. Kalsın şu an bulunduğu yerde. Gerek yok.
Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom... Hey yavrum hey! Takımın ismine bak. Twitter'daki 140 karakter sınırı benzer bir sınırlama -bence- takım isimlerine de getirilmeli. Acilen hem de!
Teşekkürler Armanın Gururu "Sarı Melekler"...


Posted by Ortega at 12:18 AM 8 comments
Labels: Fenerbahçe, Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, Voleybol
Çarşamba, Nisan 14, 2010
Alternatif Yıldırım Demirören Mesajı

Posted by Ortega at 6:50 PM 9 comments
Labels: Beşiktaş, Levent Kızıl, Mahmut Özgener, TFF, Yıldırım Demirören
Siz Kötü Zemin Görmemişsiniz #6

Posted by Ortega at 2:11 AM 2 comments
Labels: Fenerbahçe, Foto, Hüseyin Çakıroğlu, Malatyaspor, Nostalji, Srebrenko Repcic
13.Final
Türkiye Kupası Yarı Final rövanş maçında Fenerbahçe deplasmanda Manisaspor'la 1-1 berabere kalarak bu kupada 13. kez finale yükseldi. Muhtemelen yarınki gazetelerde bu cümleye benzer bir cümle okuyacaksınız. Belki gazetenin birinde kendini tutamayan bir kaç arkadaş, o meşhur "1-1'lerini yediler" başlığını da atabilir. Gerçi konsepte pek gitmez ama olmaz demeyin. Olabilir.Salı, Nisan 13, 2010
Pazartesi, Nisan 12, 2010
Pazar, Nisan 11, 2010
İlk Mağlubiyet
Fenerbahçe ile Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom (takımın ismine gel!) arasındaki Bayanlar Türkiye Kupası finali ilk maçı yapıldı. 2-0 öne geçtiği karşılaşmayı kaybeden Fenerbahçe böylece Türkiye'de ilk kez yenilmiş oldu.Neyse, çarşamba günü 18.30'da ikinci maç var. Gerçek gücünü tam anlamıyla ortaya koyabilirse Fenerbahçe rahat kazanacaktır.
VAKIFBANK GüNEŞ SİGORTA TüRK TELEKOM: 3 - FENERBAHçE : 2
Salon: TVF 50. Yıl
Hakemler: Serdar Nişancıoğlu, Hikmet Ay
Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom: Nikoliç, Poljak, özge, Gözde, Maculewcz, Neslihan (Gizem, Stam, Arzu, Bahar, Güldeniz)
Fenerbahçe : Seda, Çiğdem, Gamova, Osmokrovic, Eda, Drickx (Nihan, Songül, Naz, Blom)
Setler: 18-25, 16-25, 25-23, 25-23, 15-13
Süre: 115 dakika (21, 22, 26, 28, 18)
Posted by Ortega at 11:54 PM 2 comments
Labels: Fenerbahçe, Foto, Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom, Voleybol
Cuma, Nisan 09, 2010
Haybeden Gerçeküstü Lakırtılar #24

* Önüm, arkam, sağım, solum... her tarafta Avoncu kadınlar. İlla Avon da değil tabii, benzer nitelikte başka markalardan ürünleri satmaya çalışan hatunlar da var. Sokakta, okulda, dersanede, alışveriş merkezlerinde... Kısacası onlar her yerde... Nerede birini görsem, "Eyvah! Avoncu kadınlar...Kaçın!!!" diye bağırasım geliyor.
* Evet, size çok önemli bir sır açıklıyorum; "Alex koşmuyor". Şimdi evlerimize dağılabiliriz.
* Heidi Klum beşinciyi doğurmak istiyormuş. Maşallah diyelim.
* Zincirlikuyu'nun önünden geçen bazıları, "Her canlı ölümü tadacaktır" yazılı ayetten rahatsız olmuşlar. Kaldırılmasını istemişler. Haşmet Babaoğlu'nun bu konuyla ilgili önceden demiş olduğu sözü yineleyelim; beni ölümü hatırlatan şeylerden ziyade, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar rahatsız ediyor.
Perşembe, Nisan 08, 2010
Set Vermeden Finale
Voleybol Bayanlar Türkiye Kupası Yarı Final rövanş karşılamaşasında Fenerbahçe set vermeden rakibi Eczacıbaşı Zentiva'yı 3-0 yenerek adını finale yazdırdı.İlk maçtan büyük avantajı olan Fenerbahçe rövanşta ilk seti alarak finale çıkmayı garantilemiş olmasına rağmen, diğer iki seti de alarak ülke sınırları içerisindeki maç kaybetmeme başarısını sürdürdü.
İlk setin ardından sezon boyunca nispeten daha az süre alan oyuncular oynama şansı buldu. İkinci sette Fenerbahçe tabir-i caizse skor olarak rakibini ezdi geçti denebilir (25-9). Son seti de etkili bir oyunla alan Fenerbahçe 3-0'lık skorla finale çıkmayı başardı.
Maç öncesi ve sonrasında salona gelen taraftarlar ve Sarı Melekler arasında oldukça güzel görüntüler yaşandı. 3-0'lık galibiyetin ardından salona gelen taraftarlar, Fenerbahçeli oyunculara çiçek atarak sevgi gösterilerinde bulundular. Ayrıca M.Ali Aydınlar'a da takıma katkılarından dolayı tribün birliği adına teşekkür plaketi verildi. Bunlar camianın bütünleşmesi adına her zaman görmek isteyeceğimiz türden güzel hareketlerdi.
Şimdi finaldeki rakip Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom. Türkiye Kupası'nda finalin ilk ayağı, Fenerbahçe ile Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom arasında, 11 Nisan Pazar günü, TVF 50.Yıl (Burhan Felek) Spor Salonu'nda oynanacak.
Salon: TVF 50. Yıl
Hakemler: Aydın Ay, Hayrettin Durak
Fenerbahçe : Seda, Çiğdem, Gamova, Osmokrovic, Eda, Dirick(Nihan, Songül, Blom, Naz, İpek)
Eczacıbaşı Zentiva: Gökçen, Mirka, Esra, Aysun, Ogjenovic, Natalia(Gülden, Neriman, Borodakovo, Büşra, Sevinç)
Setler: (25-19, 25-9, 25-22)
Süre: 63 dakika (19, 19, 25)
Milne'nin Cömertliği
"Her zaman soğukkanlı yapısıyla, farklı galibiyetlerden sonra bile koşarak soyunma odasının yolunu tutan disiplininden taviz vermeyen İngiliz hoca Milne de, Beşiktaş'ın şampiyonluk kutlama gecesinde coştu. Milne, golcü Feyyaz'ın alnına para yapıştırırken mutluluktan uçuyor ve etrafına gülücük dağıtıyordu" (Fotoğraf: Akın Sel-Cenk Atılgan)Posted by Ortega at 9:07 PM 0 comments
Labels: Beşiktaş, Feyyaz Uçar, Foto, Gordon Milne, Nostalji
Milliyet Özür Diledi


Çarşamba, Nisan 07, 2010
Bilgi Sahibi Olmadan Fikir Sahibi Olmak
TRT 1 ' de her hafta yayınlanan ''Nasılsınız'' programının bu haftaki konukları belirli tribünlerin temsilcileriydi. Çeşitli konularda paylaşımların ve yorumların yapıldığı programın sonlarına doğru Eskişehir temsilcisi tarafından ortaya atılan bir laf, bizler için emek hırsızlığı dışında bir anlam taşımamaktadır.Okul Açık tribününde 1907 Ünifeb, CK ve Vamos Bien ortaklığı ile yapılan koreografilerin ''profesyonel şirketlerce'' yapıldığını ifade edecek kadar bilgisizliğe sahip olanların ifade şekilleri, tamamen kendilerini ön plana çıkarma basitliği üzerinedir .
Teknolojinin nimetlerinin sayılarak bitirilemediği günümüz dünyasında, yapılan koreografileri internet ortamında araştırıp öğrenemeyecek kadar komplekse bürünen bu tür zihniyetlerin, maddi manevi verilen emekleri yok sayması sahip olunan düşünce ve ruh hallerini bire bir yansıtmaktan öteye gitmemiştir.
Hepsinden öte, Futbol Federasyonunun resmi yüzüymüş gibi 2016 Avrupa Şampiyonası'na ısmarlama koreografi yapan kurumsal zihniyetler, eylemleri ile söylemlerinin çeliştiği görüntüleri ile kendilerini komik duruma düşürmüşlerdir.
Bu anlamsız üstünlük çabası sonrası şunu belirtmekte fayda var. Yaptığımız işlerde hiç kimse bizim muhatabımız değildir. Herhangi biriyle yarışmak basitliğine girmemiz söz konusu olamaz. Muhatabımız da kıstasımız da sadece Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik üzerinedir.
Ortada bir ''emek hırsızlığı'' olduğu için bu açıklama gerek görülmüştür. Aksi durumda bu tür basit oyunlara girmek bizlerin tarzı ve üslubu değildir. Son olarak söyleyeceğimiz tek şey ;
Hiç kimse gerçekleri görmek istemeyenler kadar kör değildir.
Pazartesi, Nisan 05, 2010
Dış Hatları Yakarız Senin İçin

Posted by Ortega at 11:46 PM 4 comments
Labels: Fenerbahçe, Kayserispor, Tribün, Video, Voleybol
Pazar, Nisan 04, 2010
Helal Olsun Sizlere!
Maç Sayısı
Cumartesi, Nisan 03, 2010
Finaldeyiz!
Voleybol Bayanlar Avrupa Şampiyonlar Ligi Final Four yarı final maçında Fenerbahçe, Fransa'nın Cannes kentinde evsahibi Cannes takımını 3-2 yenerek, adını finale yazdırdı.Karşılaşmaya Fenerbahçe iyi başlayamadı. Rakibin servislerini karşılayamama sorunu ne yazık ki ilk sette 6 saylık bir farka sebep oldu ve ilk seti almak biraz da bu sebeple mümkün olmadı.
İkinci ve üçüncü setlerde Fenerbahçe gerçek oyununu ortaya koydu ve rakibini bu bölümlerde ciddi hatalara zorladı. Ve skoru 2-1 yaptı. Bu dakikadan sonra daha rahat olması gereken taraf Fenerbahçe olmalıydı ama Melekler nedense biraz konsantrasyon kaybının, biraz da heyecanın tesiriyle dördüncü seti verdiler ve skor 2-2 oldu.
Beşinci sette ise Melekler'in , bir dönem futbol takımının Şampiyonlar Lig'indeki Sevilla deplasmanında yaşattığına benzer heyecanı ve gerilimi maçı seyredenlere yaşattığı söylenebilir (belki onun çok daha fazlasını). Kalbi olanların izlememesi gereken bir setti. Maç için kaç kez "bu sefer gitti galiba" denmesine sebep oldu ama mücadelenin ve daha fazla istemenin karşılığını Melekler eninde sonunda almasını bildi.
Fenerbahçe, Voleybol Avrupa Şampiyonlar Liginde oynadığı 11 maçın 11'ini de kazanarak, namağlup olarak finale çıktı. Bu muazzam bir başarıdır. Onlarla buraya kadar yaptıkları ve üzerlerindeki formanın sonuna kadar hakkını vermelerinden ötürü gurur duymamak elde değil. Kupa için tek maç kaldı. Ve inşallah kupa Fenerbahçe'nin olacak. Türkiye'ye gelecek.
Finalde rakip kim olacak? Asystel Novara mı, yoksa Voley Bergamo mu ? İki takım da buraya kadar geldiklerine göre boş ekip değiller. Burası kesin. Mühim olan ise Meleklerin bütün sezon boyunca gerçekleştirdikleri iyi oyunu bir maç daha oynamaları. İşte o zaman kupa çok uzak bir ihtimal değil. Zaten sene başından beri voleybol yazılarının final cümlesinde, alışkanlık haline getirdiğimiz o meşhur sloganımızda hep ne diyorduk;
Meleklerin sözü var!
Not: Final maçı yarın 18.30'da. Bir de salondaki anonsçunun adresini bilen varsa söylesin. Ona sadece laflar hazırlamakla kalmadım, daha güzel sürprizlerim de var.
Cuma, Nisan 02, 2010
Kaldı İki Maç
"Baktığımız Zaman" Mert Çetin'in Dediklerini Kim Çevirecek?

Galatasaray sezon başında bir Avrupa Kupası maçı için deplasmana gidecekti. Yolculuk öncesi Rijkaard basın toplantısı yaptı. Burada takımının son durumundan ve rakip takımdan bahsetti. Sözleri bittiğinde, her basın toplantısında olduğu gibi medya mensuplarından sorular alınmaya başlandı. Bir soru -yanlış hatırlamıyorsam- "Filanca ülke yolculuğu..." diye başlamıştı. Rijkaard'ın tercümanı olan Mert Çetin bu cümleyi İngilizce'ye çevirirken yolculuk kelimesi (journey) yerine, tatil kelimesini (vacation) tercih etti. O an Rijkaard'ın şaşkınlığını görmeliydiniz. "Hayırdır ya, tatile mi çıkıyoruz? Ben maça gidiyoruz sandıydım", der gibi bakmıştı. O gün Mert Çetin'in İngilizce tercüme yapamayacağını ve bu konuda ısrarlı olunursa ortaya çok komik şeyler çıkacağını düşünmüştüm. Hatta bunu pek çok ortamda da dile getirmişliğim vardır. Lakin nedense, hep bu eleştirim yanlış anlaşıldı. Bugün aşağı yukarı herkesin Mert Çetin'in çeviri performansını eleştirdiğini görünce bu duruma sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim.
Perşembe, Nisan 01, 2010
1907
Blogun ilk yazısından, yani 8 Ekim 2006'dan bugüne kadar yazılan yazıların, paylaşılan fotoğrafların ve videoların toplamı bu yazıyla birlikte 1907 oldu. Bir başka deyişle, bu yazı blogun 1907. post'u oldu.











