Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Ekim 26, 2014
Klopp, Türk mantalitesi, Galatasaray'ın bir yıldaki antrenör değişimleri
Çarşamba günü Galatasaray'ı Arena'da Dortmund güle oynaya 0-4 yenerken maç sonunda çoğu kişi "bugün Dortmund'un 8 gole ihtiyacı olsaydı o kadar da atarlardı" diye düşünmüştür. Kendi liglerinde iyi günler yaşamayan Klopp'un öğrencileri Şampiyonlar Ligi arenasında aksine hayli iyiler. İlginçtir...
Her basın toplantısında ilgi çekici demeçleri olan Klopp'un İstanbul'da maç sonunda ettiği her cümle ayrı ayrı irdelenmeli. Türk futbolunun düzeleceğine dair umudum pek olmasa da bari bizi dışarıdan daha iyi görenlerin sözlerine daha dikkat kesilsek iyi olacak.
Şöyle dedi Jürgen Klopp bir cümlesinde: "2008'den beri Dortmund'da çalışıyorum. Benim başkanım ve yöneticilerim Türk mantalitesinde olsa buraya kadar gelemezdim." Elbette Alman liginde de istisna durumlar olmuştur. Kısa sürede gönderilen antrenörler vesaire. Lakin günümüzdeki realite ortada. Klopp bu demeci Galatasaray'a karşı verdiği için sadece Galatasaray özelinden bu duruma bakacak olursak adam çok haklı.
Bundan bir sene önce, daha doğrusu bir sene bir ay desek daha doğru, Galatasaray'ı Fatih Terim yönetiyordu. 24 Eylül 2013 itibarıyla görevine son verildi. Galatasaray'da kazandığı başarılar ve Türk futbolunun dünya çapında tanınan teknik adam isimlerinin en başında geldiği muhakkak bu ismin.
Yerine gelen Roberto Mancini ismi de hem İtalyan ve dünya futbolunda bilinen, saygı duyulan bir kişilik. Onun da çalıştırdığı kulüplerdeki başarıları ortada. Haziran 2014 tarihinde Mancini ile de yollar ayrıldı.
Onun yerine İtalya Milli Takımı'nı Dünya Kupası'nda idare eden Cesare Prandelli geldi. Diğer iki isme nazaran teknik adamlık kariyeri daha zayıf olsa da hem geldiği takım hem de yine dünya futbolunda yeri olan bir isim Prandelli de.
Şimdi Galatasaray (ve aslında Türk futbolu bu bahsettiğimiz) bir yılı biraz aşkın bir süre zarfında dünya piyasasında bilinen, önemli üç isimle çalıştı. Biriyle de hala çalışmakta ama dün yeni başkan seçen Galatasaray'da Prandelli'nin takımda kalıp kalmayacağı muamma.
Bahsi geçen üç isim... Kağıt üzerinde ne büyük zenginlik olması gerekir değil mi? Veya bu ne karmaşa birader mi denmeli?
İkisi de birden denmeli. Hem bunların futbol birikiminden yararlanacak durum oluştu çünkü hem de bu isimlere (Terim biraz istisna elbet) kendi futbol felsefelerini tam oturtacak zaman verilmedi. Sabırsızız zira. Ve çok şey bildiğini sandığımız yöneticilerimiz var ülke futbolunda. Değişir mi bu durum? Emin değilim. Yaşım 30.
20 yılı aşkın süredir durumlar hep böyleydi...
Pazartesi, Ekim 13, 2014
Milli Takımın durum özeti
Bunu Twitter'da gördüm. İlk sahibi kimdir, bilmiyorum. Ondan ismini zikredemedim. Güzel düşünülmüş. Milli Takımın durumunu çok iyi anlatan bir görsel.
2002 Dünya Kupası'nda ve 2008 Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye Milli Takımı ile ilgili ciddi bir kenetlenme vardı halkta. Herkes bu ülkede bir şeyleri hep eleştirir ancak o dönem gerçek manada olan birlik nasıl olduysa tam tutmuştu. Bugün Letonya karşısında son şansını deneyecek olan Milli Takım yerine haftasonu oynanacak olan Galatasaray-Fenerbahçe derbisi daha ön plandaysa tüm suçu ülkedeki futbolsevere atmamak gerek.
Şu Milli Takımı ekstradan takip etmemiz için illa olumlu sonuçlara lüzum yok. Dökülürken de ilgiyle takip ediliyordu bu takım. Başarıya endeksli bir durum olduğunu kabul etmiyorum.
Kendi fikrim iyice dibe vurduktan sonra gerekli sıçramayı yapabiliriz yönünde. Yıldırım Demirören'den de artık misyonunu tamamladığına inandığım (şu gruptan çıksa bile) Fatih Terim'den de kurtulup, sıfırdan ve sevilen bir takım oluşturma dönemi gelmeli.
Salı, Nisan 09, 2013
Gündeme gelişine vole
Salih uçarken
Salih Uçan ismi şu sıralar çoğu Fenerbahçelinin dilinde. Gelecek vaad eden genç yeteneklerden bir şeyler beklemeyi bırakmıştı taraftar, ta ki Aykut Kocaman'ın göreve gelmesiyle bu durumun değişmesine kadar. Kocaman, takımla birçok başarıya imza atarken bir yandan da Fenerbahçe'nin geleceğini oluşturma çabalarında. Ve bu süreç meyvelerini ciddi ciddi vermeye başladı artık. Bunlardan en meşhuru da son haftalardaki performansı ve skora katkılarıyla Salih Uçan tabii ki. Salih daha transfer edildiğinde "bu kadar para eder mi?"den tutun, "Fenerbahçe yine bir genç yıldızı yok edecek" klişesine kadar türlü türlü yorumlar yapıldı. Onunla daha önce çalışmış teknik adamlar ve genç yetenekleri takip edenler bu ismin üzerinde özel duruyorlardır lakin burası Fenerbahçe'ydi. İlk hatada ne vaad ederse etsin bir genç yeteneğin yok olma sürecine girmesi kaçınılmaz olabilirdi. Salih'te de böyle bir durum söz konusu olabilirdi, fakat şansına takımın başında Aykut Kocaman vardı ve buna ek olarak takımdaki bazı sakatlıklardan dolayı Salih'e fırsatlar doğmuştu. Mesela Meireles'in hem Süper Lig'de hem de Uefa Avrupa Ligi'ndeki cezalı maçlarında yerine zaman zaman forma şansı bulan Salih hem iyi oynadı hem de takımı sırtladı. Ve bu genç bunları yaptıysa sadece "şanslı" deyip geçmek doğru olmaz herhalde. Kumaşı çok iyi, eğer akıl hocaları da iyi yönlendirirse Fenerbahçe'nin Salih'i elde tutması zor olacaktır. Zaten şimdiden herkes Türkiye'de gerçekleşecek U20 Dünya Kupası'nın dört gözle bekliyor.
Terim'in hareketleri ve olası cezası
Fatih Terim saha kenarındaki sinirli hareketleriyle bilinen bir isim. Bu özelliği o kadar ön plandaki bazen takımını taktik anlamda yönetme tarzından ziyade, maç öncesinde ve esnasında saha kenarında takımını motive edebilmesiyle daha meşhur biri olduğuna dair yorumlar artık daha fazla. Zaten çalıştırdığı takımlardaki oyuncular da zaman zaman bu konuya dair anılarını anlatıp durur. Terim'in hakkını yiyor gibi de algılanmayayım elbette, bunca başarı sadece motivasyonla olamaz elbette taktik artılar da cabasıdır. Sezar'ın hakkı Sezar'a. İşte tam bunu söylerken gerek Galatasaraylılar gerekse de Terim'i her koşulda destekleyen diğer kişiler bilmeli ki onun saha kenarında veya dışında yaptığı bazı hareketler çok antipatik duruyor. Bugüne kadar bir şekilde savunulan hareketleri olmuştu ancak son Mersin maçında önce hakemin üzerine yürümesi, sonra da saha görevlisi ve yayıncı kuruluş kameralarına yaptığı hareketleri görünce Terim'in hala savunulmasına şaşırıyorum (evet, hala savunan var). Savunan güruha tek sorum var; bir an için Terim'in sizce haklı olduğunu unutun ve kendinize şu soruyu sorun, o hareketleri Terim değil de başka biri yapsaydı gözüne çok rahatsız edici gelmeyecek miydi? Öyle değil mi? Hatta belki de söylenecektiniz. Bunu kendinize itiraf etmelisiniz. Onca hareketin yanında maç sonrası kurullara ve 3.şahıslara tehditler de ayrı bir mevzu. Ve tüm bunların üstüne Lig tv'ye çıkma işini kulüp yöneticisi ayarladığı halde "siz çağırdınız diye geldim, planlanmış bir şey yok yani" cümleleri. Olay iyice komediye döndü. Şu aşamada merak ettiğim tek şey bir ceza verilebilecek mi Terim'e? Verilirse ne kadar olacak? Terim'in tribünde olduğu maçlarda zorlanan Galatasaray önümüzdeki maçlarda neler yapacak vs.
Aybaba'nın Oğuzhan takıntısı
Samet Aybaba'nın Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu kadrolarının ve kamuoyu etkilerinin yanında Beşiktaş'la 'FEDA' sezonunda yaptıklarını başarılı bulmakla beraber, yaptığı bazı işlerle takımını geriye götürdüğünü düşünüyorum. Birçok şey konuşulabilir ancak sadece Oğuzhan meselesine değineyim. Oğuzhan gayet yetenekli bir isim. Aybaba ise her fırsatta ya oyuncusunu medya önünde azarlıyor ya da jest ve mimikleriyle onu demoralize ediyor. Bu oyuncuya neden bu kadar takmış anlamıyorum. Dünkü Bursaspor maçının ilk yarısını izledim. Beşiktaş'ın kötü görüntüsünün tek sebebi Oğuzhan'mış gibi saha kenarından sürekli ona bağırdı çağırdı. Ve oyuncu da haliyle iyice pıstı kaldı oyunda. Bir Fenerbahçeli olarak eğer Aybaba sezon sonuna kadar Beşiktaş'ta kalacaksa bi Sezer-Oğuzhan takası olur mu beklentisinde olacağım. Sezer'den Fenerbahçe'ye hayır gelmeyecek gibi, keza Oğuzhan'ın da Aybaba varken Beşiktaş'ta işi zor. Mantıklı bir takas olur kanaatindeyim.
http://www.medyaspor.com/kose-yazilari/gundeme-gelisine-vole-133
***
Perşembe, Nisan 04, 2013
Hacı abi, bizde klişe söylemdir bu
Huffingtonpost'un İspanya'yı takip eden İngiliz gazetecisi Richard Martin'in Real Madrid - Galatasaray maçının hemen ardından twitter'da yazdığı yorum. Fatih Terim'in maçın hakemini eleştirmesi üzerine, adam hem komik hem de yerinde bir tespit yapmış. Lakin adam ecnebi olunca bizi pek bilmiyor tabii. Halbuki şunu bilse; bu cümleler bizim ligde maç kaybeden teknik direktörlerin klişe laflarındandır. Aşağı yukarı herkes söyler. "Ben hakemler hakkında konuşmayı sevmem, onlar hakkında hiç konuşmam ama..." Türkiye liginde antrenörlerin en çok söylediği sözler diye bir liste yapılsa, ilk 3'e rahat girer. El oğlu bilmiyor...
dip not: Galatasaray'ın bu maç özelinde hakemden yana dert yanmaya hakkı olduğunu düşünüyorum öte yandan, onu da belirteyim.
Cumartesi, Mart 16, 2013
Real Madrid: Tam bir kapalı kutu
Kurayı değerlendiren Abdurrahim Albayrak, "Hocamıza inanıyorum ve güveniyorum. Çünkü hocamız Real Madrid'i çok yakından tanıyor. Zaten Mourinho ile de her hafta görüşüyor hocamız. İkisi de iyi arkadaş ve dostlar. Takımımıza güvenimiz sonsuz" demiş.
Türkiye'de Fatih Terim kadar şanslı insanlar yok. Onlardan biri benim mesela. Yeni bir hd receiver aldım. Ayarlatmayı unutmuşum. İspanya ligi maçlarında Ntv ve Ntv Spor'a şifre giriyor. Üşenmekten düzelttiremedim de bu durumu.
Perşembe, Ocak 14, 2010
Fatih Terim İngilizcesini Geliştirmiş Gibi
En son Hidayet Türkoğlu'nun İngilizcesine ilişkin bir video paylaşmıştık burada. Şimdi sırada İngilizcesiyle daha önceden nam salmış bir isim var. Yeni gördüm videoyu. Geçmişi vardır belki ama cahillik işte, yeni fark ettik.
Bir de şunu ekleyelim, bu videoları paylaşmamızın sebebi, bu kişileri lanetlemek değildir. Yanlış yorumlayanlar oluyor. Sadece komik bulduğumuz için paylaşıyoruz. Aynısını İngilizler dışarıdan gelen -nerdeyse- her teknik adama yapıyorlar. Biz de yapabiliriz, sakıncası yoktur diye düşünüyoruz. Misal, biri bana mikrofon uzatsa yolda yürürken ve Almanca bir şeyler sorsa ve ben de o komik Almancamla cevap vermeye çalışsam, hayli gırgır bir görüntü olur. Öyle bir şey olsa, o da paylaşılasıdır. Derdimizi anlatabilmişizdir herhalde (neden çoğul konuşuyorsam artık).
Fatih Terim'e Hagi'yi sormuşlar...Gerisi aşağıda.
Bir de şunu ekleyelim, bu videoları paylaşmamızın sebebi, bu kişileri lanetlemek değildir. Yanlış yorumlayanlar oluyor. Sadece komik bulduğumuz için paylaşıyoruz. Aynısını İngilizler dışarıdan gelen -nerdeyse- her teknik adama yapıyorlar. Biz de yapabiliriz, sakıncası yoktur diye düşünüyoruz. Misal, biri bana mikrofon uzatsa yolda yürürken ve Almanca bir şeyler sorsa ve ben de o komik Almancamla cevap vermeye çalışsam, hayli gırgır bir görüntü olur. Öyle bir şey olsa, o da paylaşılasıdır. Derdimizi anlatabilmişizdir herhalde (neden çoğul konuşuyorsam artık).
Fatih Terim'e Hagi'yi sormuşlar...Gerisi aşağıda.
Pazar, Kasım 08, 2009
Salı, Ekim 20, 2009
Dağ Fare Doğururken

Fatih Terim üzerinde herkesin hemfikir olduğu bir isim değil ama bir gerçek var ki, ağırlıklı olarak Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi teknik adamlardan, hatta en iyi futbol adamlarından biri olduğu iddia edilir.
Şimdi, dün Terim bir basın toplantısı düzenledi. Belçika maçı bittiğinde bahsetmişti bu toplantıdan. Futbol gündeminin takip edenler, ülke futbolunun durumuna dair tespitler ve gerçekçi çözümlerin olacağı bir toplantı olmasını bekliyordu. Öyle mi oldu pekala? Hayır. Tabir-i caizse dağ fare doğurdu.
Basın toplantısının görüntülerini izlemeden bu yazıyı yazmak istemedim. Emin olmak istedim. Dileyen Terim'in neler dediğine şuradan ulaşabilir diyelim. Görüntüleri izlediğimde de farklı bir şey göremedim.
Şunu belirtmek de fayda var. Fatih Terim ülke futbolunun en önemli takımının, hatta takımlarının başındaydı. Yetkisi çok fazlaydı. Bu konuda hepimiz herhalde aynı şeyi düşünüyoruzdur.
Terim'in basın toplantısına bakıyorum. Bizim arkadaşlarımızla aramızda konuştuğumuz ya da tv ekranlarında futbol yorumcularının hanidir dile getirdiği tespitleri söylemiş. Yani yeni ve ilginç ne bir tespit var, ne de bir çözüm önerisi. Bu mudur yani? Kaç gündür ne söyleyecek, neler önerecek diye beklenen Terim, herkesin bildiği şeylerden bahsetmiş. Buna dağ fare doğurdu denir. Başka bir şey değil.
Futbol yorumcusu değilim. Söyledikleri ülke futbol gündemini oluşturacak biri hiç değilim. Lakin Terim'in söylediklerini gerek burada, gerekse de diğer sanal platformlarda yıllarca yazdım. Diğer arkadaşlar da yazdı. Ne farkımız kaldı o zaman?
Misal, Terim demiş ki; "Futbolcularımız Avrupa'ya gitme konusunda kararlı ve cesur olmalı". Bravo! Müthiş bir tespit. Hiçbirimizin aklına gelmemişti bu zaten. Bu nasıl olacak ama, bu konuda bir çözüm öneriniz var mı acaba sayın Terim? Yok.
Bu ve bunun gibi herkesin yıllardır konuştuğu şeyleri anlattı Terim. Tekrar ediyorum, yeni ve ilginç bir şey duyamadık ağzından.
Dünkü basın toplantısında farklı olan tek şey vardı. O da Terim'in sakin olması ve saldırgan davranmamasıydı. Bu belki artı olarak görülebilir onun için. Belki de bugüne dek yaptığı basın toplantılarında böyle olabilseydi, ülke futbolumuz kısır gündemlerle değil, daha gerçekçi konularla meşgul olurdu.
Efendim? Terim böyle yaparak futbolcularını mı koruyordu dediniz?
Bir dakika... Aynısını Bülent Uygun dediği zaman espri konusu yapmamış mıydık?
Cuma, Ekim 16, 2009
Kalli'ye Göre Fatih Terim'in Hatası

"Bu soruya bir örnekle cevap vermek istiyorum. Benim Galatasaray'ı çalıştırdığım günlerde Turkcell Süper Lig'in hücuma yönelik en iyi isimlerinden biri Sivassporlu Mehmet Yıldız idi. O günlerde ligdeki bütün antrenörlerin sahip olmak istediği bir isimdi. Sadece Fatih Terim bu futbolcuyu göremedi. Sivasspor, Trabzonspor ve Manisaspor'da da milli takım forması giyebilecek oyuncuların bulunduğunu görmek, onları Milli Takım formasına hazırlamak Fatih Terim'in göreviydi. Bunları yapmadı.
Bu noktada Almanya Milli Takımı ile bir karşılaştırma yapayım. Joachim Löw Almanya'nın 2008'deki Avrupa Şampiyonası kadrosuna 10 yeni isim monte etti. Bunlardan 5 tanesi 21 yaşın altında. Löw ve ekibi bu futbolcuların A Milli düzeye yükselmesi için gece gündüz çalıştı. Kulüp antrenörleriyle bir araya geldi. Onların görüşlerini aldı. Günü gününe futbolcuları izledi. Zor zamanlarında onlara moral verdi. Bir ülke milli takım antrenörü bunları yapmak zorunda. Fatih Terim bunları yapamadı."
* Seyfi Alp'in Kalli'yle yaptığı röportajdan alıntıdır. Röportajın tamamı burada.
Pazar, Ekim 11, 2009
Ecnebi Hoca Lazım
Fatih Terim, Ermenistan maçı sonrası veda edecekmiş. Kendisine bugüne kadar olan hizmetlerinden ötürü herhalde teşekkür edilir.Terim'in bırakıyor olması güzel haber gibi görünüyor ama yerine gelecek isim bu haberin güzelliğini esas şekilleyecek olan etkendir.
Bu ismin yerli biri olması yine peşin hükümleri beraberinde getirecektir. Daha şimdiden piyasada dönen yerli isimler insana ister istemez, "ne değişir ki?" sorusunu sorduracak türden kişiler ne yazık ki. Kaldı ki, gelecek yerli isim üzerine daha o kişi koltuğuna oturmadan, gerekli gereksiz onlarca eleştiri yapılacaktır. Bunu kestirmek güç olmasa gerek. Ne yazık ki son yıllarda, Euro 2008'deki havayı ayrı bir yere koyarsak, Milli Takım bir türlü "herkesin" takımı olamadı. İnsanlar ikiye bölündü adeta; Terimciler ve anti-Terimciler diye. Terim'den boşalan koltuğa oturcak yerli hocanın da aynı akıbeti yaşayacağını tahmin etmek mümkün. Herkes olaya tercih ettiği renklerin ekseninde bakacak.
Bu bakımdan yabancı bir hoca sanki kurtuluş gibi durmakta. Peşin hükümlerimiz için renkli bahanelere ihtiyaç duymayalım en azından.
Milli takıma yeniden "milli" gözlerle bakabilmek için kurtuluşun yabancı hocada olmasına da ironi denir herhalde.
Ülke medyası ve futbol cahillerimiz kaliteli teknik adamları iki maçla çerez gibi yemeyi adet haline getirse de gönlümden geçen kişi Guus Hiddink'tir.. Bir yolunu bulup ikna etseler ne güzel olurdu.
Perşembe, Eylül 10, 2009
Suçu Kabullenebilmek
Kaybedilen bir maç ya da yitip giden bir şansın üzerine suçlu göstermek çok basittir. Buna amenna derim. Sadece dünkü maça bakarak "Terim gitsin!" diyen varsa, bu yorumunda hatalıdır elbette. Tek maça bakarak adam göndermek manasızdır.
Lakin öyle zannediyorum ki Milli Takım'a gönül vermiş ve artık Terim'in gitmesini isteyen kitle daha çok meseleye "Fatih terim miadını doldurmuştur", "Bu grupta olur olmadık puanlar kaybetmek ve İspanya'nın ardından 2. konumda olamamak başarısızlıktır" ekseninde bakıyorlar. Böyle bakanlar ziyadesiyle haklılar, zira bu bakımdan Milli Takımın teknik heyetinin savunulacak bir yanı yok.
Dün gece için çok ah vah edilebilirdi aslında. Arda'nın şutu direğin biraz içine çarpsaydı top filelerdeydi, yahut Sercan biraz dikkatli vursaydı orada gol olabilirdi, gibi.. Lakin unutmamak gerekir ki, Bosna da çok önemli pozisyonları değerlendiremedi. Dün gece bir mağlubiyet alsaydık, sahadaki düzenimizin düzensizliği yüzünden olacaktı bu..
Papaz her daim pilav yemiyor işte. Bu lafım hem artık geri dönüş hakkımızı tükettiğimiz hem de Fatih Terim'in hakemlerle bu kadar çok uğraşmasıyla alakalıdır. Bu hareketleri kimilerine hoş geliyor olabilir ama elin oğlu arasından affetmeyen biri de çıkabiliyor böyle zaman zaman. Gerçi dün geceki itirazları geçmiştekilerin yanında çok sadeydi ama olan oldu bi kere..
Beraberlik üzerine, "o niye kadroya çağırılmadı, falanca neden hep sahada" gibi sorular sormak da manasız bir yerden sonra. Orada da olan oldu işte bir kere. Çok az bir ümit varmış gibi görünse de, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti demek lazım...
Bundan sonrası için ne olur'u konuşmak lazım. Fatih Terim dediğim gibi miadını doldurmuştur. Bu bir gerçek. Federasyon onu göndermeyi düşünür mü, pek emin değilim. Umarım Fatih Terim gitmeyi kendi tercih eder. Suçu kabullense iyi olur..
Yola yine bir yerli isimle devam etmek pek uygun olmaz bu saatten sonra (Denizli'nin gözleri mi ışıldıyor ne?). Yapılacak en mantıklı hareket yabancı bir isme takımı emanet etmek. Gönlüm, Capello'yu ister ama boşta değil. Hiddink güçlü bir aday olabilir sanki. Bir de Lucescu hastalığı var Federasyondaki bazı abilerde. Boşta değil o da tabii.. Yine de ismi gündeme gelecektir ileriki günlerde...
Lakin öyle zannediyorum ki Milli Takım'a gönül vermiş ve artık Terim'in gitmesini isteyen kitle daha çok meseleye "Fatih terim miadını doldurmuştur", "Bu grupta olur olmadık puanlar kaybetmek ve İspanya'nın ardından 2. konumda olamamak başarısızlıktır" ekseninde bakıyorlar. Böyle bakanlar ziyadesiyle haklılar, zira bu bakımdan Milli Takımın teknik heyetinin savunulacak bir yanı yok.
Dün gece için çok ah vah edilebilirdi aslında. Arda'nın şutu direğin biraz içine çarpsaydı top filelerdeydi, yahut Sercan biraz dikkatli vursaydı orada gol olabilirdi, gibi.. Lakin unutmamak gerekir ki, Bosna da çok önemli pozisyonları değerlendiremedi. Dün gece bir mağlubiyet alsaydık, sahadaki düzenimizin düzensizliği yüzünden olacaktı bu..
Papaz her daim pilav yemiyor işte. Bu lafım hem artık geri dönüş hakkımızı tükettiğimiz hem de Fatih Terim'in hakemlerle bu kadar çok uğraşmasıyla alakalıdır. Bu hareketleri kimilerine hoş geliyor olabilir ama elin oğlu arasından affetmeyen biri de çıkabiliyor böyle zaman zaman. Gerçi dün geceki itirazları geçmiştekilerin yanında çok sadeydi ama olan oldu bi kere..
Beraberlik üzerine, "o niye kadroya çağırılmadı, falanca neden hep sahada" gibi sorular sormak da manasız bir yerden sonra. Orada da olan oldu işte bir kere. Çok az bir ümit varmış gibi görünse de, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti demek lazım...
Bundan sonrası için ne olur'u konuşmak lazım. Fatih Terim dediğim gibi miadını doldurmuştur. Bu bir gerçek. Federasyon onu göndermeyi düşünür mü, pek emin değilim. Umarım Fatih Terim gitmeyi kendi tercih eder. Suçu kabullense iyi olur..
Yola yine bir yerli isimle devam etmek pek uygun olmaz bu saatten sonra (Denizli'nin gözleri mi ışıldıyor ne?). Yapılacak en mantıklı hareket yabancı bir isme takımı emanet etmek. Gönlüm, Capello'yu ister ama boşta değil. Hiddink güçlü bir aday olabilir sanki. Bir de Lucescu hastalığı var Federasyondaki bazı abilerde. Boşta değil o da tabii.. Yine de ismi gündeme gelecektir ileriki günlerde...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Başlıksız Yazı
En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...
-
Galatasaray sezon başında bir Avrupa Kupası maçı için deplasmana gidecekti. Yolculuk öncesi Rijkaard basın toplantısı yaptı. Burada takımını...






