Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 17, 2017

Ne zaman gidiyorsun?


Gerçekten ne zaman gideceksin acaba? Ömrüm senin gidişini görmeye vefa edecek mi? Yoksa kara toprağa girdiğimde hala başkan mı olacaksın? Ne zaman kurtulacağız senden Aziz Yıldırım? Tek derdim bu Fenerbahçe'ye dair. Şampiyon olursun olmazsın ayrı mesele. Koskoca bir camiayı maytap geçilecek malzeme yaptın. Hem de istisnasız her seferinde. Artık rakipler bile dalga geçmekten bıktı neredeyse. Eğer biraz seviyorsan bu kulübü git, Bıktırmanın ötesine geçtin.

Çarşamba, Ağustos 31, 2016

Lefter'i silen Caner



Geçtiğimiz nisan ayında Aspor'da Zeki Uzundurukan şampiyonluk yarışının en civcivli olduğu dönemde şöyle bir iddia ortaya atmıştı: Beşiktaş, Caner ve Gökhan Gönül'ü alabilir. Hatta yanlış hatırlamıyorsam bir FİFA menajerinin iddiasına dayandırmıştı bu duyumunu. O gün yayını izleyenler buna pek ihtimal vermemiştir.

Bugün resmi imzayı henüz atmamış da olsa Fenerbahçe'nin geçen sezon şampiyonluk yarışında olduğu Beşiktaş, ezeli rakibinin sağ ve sol beklerini almış durumda. İnsan yine de sormadan edemiyor. Emenike'yi transfer olma yönünden süründüren zihniyet  (FETÖ'cüsü, kripto FETÖ'cüsü vs.), Gökhan ve Caner'in gidişlerini normal karşılıyorsa, geçmişte Emenike'den ne istedi? Ten rengi yüzünden ırkçılık mı yaptılar? Olmayan para sayma görüntüleriyle itibar sarsma girişimlerinin sebebi neydi? Veya Gökhan ve Caner'in transferleri gibi transferler normal ise (ki bence öyle) oyuncuların camia değiştirmelerine neden bu kadar gıcık oluyorlar? Gıcık oldukları transferleri de renklerine göre mi ayırt ediyorlar? Öte yandan yıllardır gördüğüm bu samimiyetsizlikleri hala sorguluyor olmam da sanırım ben saflığım.

Neyse; Gökhan da Caner de Fenerbahçe'den Beşiktaş'a gidecek son oyuncular olmayacak. Sonuçta futbol profesyonelliği barındıran bir spor. Bir sporcuya (Caner özelinden konuşursak) neden oraya gittin diye sormadan önce Aziz Yıldırım'ın  "Caner dönemez" dediğini hatırlatmalı.

Lafı daha fazla uzatmadan değinmek istediğim konuysa şu; Fenerbahçelilerin gittiği günden beri adeta yerin dibine soktukları Gökhan Gönül geçmişte yaptığı Fenerbahçeyle alakalı neredeyse hiçbir paylaşımı silmezken, futbol piyasasında Fenerbahçeliliğiyle bilinen Caner Erkin'in tüm geçmişini silmesi enteresandır. Yeni gittiği takımın taraftarına şirin gözükmek adına bunu yaptığı iddia edilebilir. Bu bakımdan buna saygı duyabilirsiniz. Sadece geçmişiyle ilgili neden sildiğini anlayamadığım ve sanırım uzun süre anlayamayacağım paylaşımı ise yukarıdaki Lefter paylaşımı. Bu kadar mı düştün Caner? Bu kadar mı korktun Beşiktaş tribününden, başkanından, antrenöründen? Veya Lefter'in sana nesi battı acaba?

Dün sana küfür eden, özel hayatın üzerinden sana bel altı vurmaya çalışan siyah beyaz tribünler bugün seni bağrına basabilir. Bunun benzeri farklı renklerdeki tribünlerde de yıllardır olmuştur. Ama Gökhan Gönül'ün gidiş şeklini bile Fenerbahçe taraftarına unutturacaktır şu son hareketin. Lefter taraflı tarafsız Türk spor kamuoyunun saygı duyduğu bir isim olduğundan senin bu korkaklığına sahip çıkacak adam da pek bulamazsın. Bulmamalısın da zaten.

Pazar, Haziran 05, 2016

Bir sağ bekin şampiyonluğa katkısı nedir?



Aziz Yıldırım: "Gökhan Gönül 8 senedir takıma hizmet ediyor. Bu dönemde 2 şampiyonluk kazanmış."

Sağ bek oynayan bir futbolcunun şampiyonluğa direkt katkısı nedir? Aziz Yıldırım hangi dünyada yaşıyor? Kaldı ki her şeye rağmen Gökhan ortalamanın çok üstünde bir performans ortaya koydu bunca senedir.

Burada esas soru şu olmalı: Gökhan Gönül'ün 8 senelik döneminde 2 şampiyonluk gördüğü yıllarda Aziz Yıldırım n'apıyordu? Veya 18 senedir n'apmıştır? Madem başarılar kupalarla değerlendiriliyor ona bakmak lazım. Gökhan futbolcu olarak başarısız ise Aziz Yıldırım başkan olarak başarısızlığın sözlük anlamıdır o vakit.

Aziz Yıldırım'a akıl, fikir dilemekten başka ne kaldı bilinmez. Kontrolü kaybedeli çok oldu.

Pazar, Aralık 07, 2014

Her şey için teşekkürler Doktor



Pierre van Hooijdonk'un 4 yaşındaki oğlu formasının arkasında Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusunun adının olmasını ister, babasının değil. Ve PVH'nin dediği gibi o gün oğlu haksız değildir. Şunu görüp de duygulanmayan Fenerbahçeli var mıdır? Olmamalı.

Alex bugün faal futbolculuk hayatına son noktayı koyuyor. Fenerbahçe'de bu gece yaşamasını isterdik ama Aziz Yıldırım'ın egosu yine kazandı. Taraftarın gönlünde ise kazanan daima Alex. Bir gün gelecek Aziz Yıldırım hiç olumlu hatırlanmayacak belki de ama Alex hep güzelliklerle anılacak...

Pazar, Ekim 26, 2014

Fark


Fenerbahçe'nin Ersun Yanal'ın gidişiyle üretken olmayan, silik futboluna dair saatlerce konuşulabilir. Ancak hali hazırdaki teknik adam İsmail Kartal "verilere göre" iyi olmaktan bahsediyor madem, şu verileri değerlendirip yorum yapsın o ve o'nun gibi umutlu olanlar.

Bazen bir resim, bir fotoğraf veya bir grafik her şeyi çok basit bir şekilde anlatır. Fenerbahçe düne nazaran çok farklı ama negatif anlamda. Ve umut filan vermiyor.

Cumartesi, Ekim 18, 2014

Kelimeler albayım, hangi anlamda kullanıyoruz onları?


Bir teknik adamın futbola dair konuştuğu; oynatmak istediğini ve oyunu okuma yetisinin en az yarısını gösterir. Aynı zamanda geleceğe nasıl baktığını da... Her ne kadar İngilizin de olsa dili ve edebiyatını okuduğumuzdan insanların kelimelerine çok takılan birisiyim. Kendi söylediklerim ve söyleyemediklerime de tabii.

Fenerbahçe'deki teknik direktör ve futbol aklı değişimini çok iyi özetleyen Galatasaray maçları sonrası iki farklı teknik adamın demeçlerine bakalım.

Tarih: 18 Ekim 2014
Maç sonucu: Galatasaray 2 Fenerbahçe 1

İsmail Kartal: "Haddimizi bilerek oynadık", "Alves'in kırmızı kartı kazanma hırsından".

Tarih: 10 Kasım 2013
Maç sonucu: Fenerbahçe 2 Galatasaray 0

Ersun Yanal: "Biz şampiyon olacağız. Diğer takımlar sıralamayı belirlesin."

***

Ve bir ekleme yapmak gerekir Ersun Yanal'ın sözüne. O iddiasını sezon başında demişti ilk olarak. Derbi sonrası bir daha hatırlattı sadece.

Had bildiren durumundan haddini bilen takıma geçiş. Hem de bunu camianın içinden çıkan, bu formayı yıllarca giymiş biri söylüyor. Amacı başkaydı, başka bir şey anlatıyordu savunmalarını geçelim. Fenerbahçe teknik direktörü nerede ne konuşacağını bilecek. Mesele sadece dış görünüşten yahut topçuların sizi sevmesinden ibaret değildir.

Pazar, Eylül 28, 2014

N'olur teknik direktörü sevmeyin


Fenerbahçe Spor Kulübü'nün A Takım futbolcuları... Sizin teknik direktör sevmeniz böyle ise, Ersun Yanal zamanında antrenman yapmıyorduk zaten dedikten sonra haliniz bu şekilde olacaksa, ruhsuz ve anlamsız futbolunuz taraftarı kahredecekse, siz teknik direktörünüzü sevmeyin. Sadece işinize konsantre olun. Profesyonel olun. Bize de böyle Yılmaz Özdil yazıları gibi yazılar yazdırmayın gözünüzü seveyim.

Cumartesi, Nisan 26, 2014

Fenerbahçe'de yılın futbolcusu: Caner Erkin


Son anda garip bir şeyler olmazsa - ki burası Fenerbahçe, her an bir gariplik olabilir- Fenerbahçe 2013-14 sezonu şampiyonu olurken bu takımın şampiyonluktaki en önemli oyuncusu açık ara Caner Erkin olacaktır. 

FM oynarken taraftarlar yılın oyuncusunu seçer ya hani, Fenerbahçe taraftarları arasında da 1907 Ünifeb ve Antu'nun yaptıklarını saymazsak, taraftarın büyük çoğunluğunun fikrini yansıtan daha geniş çaplı anketler olsa, orada Caner Erkin açık ara yılın futbolcusu seçilecektir muhakkak. Sezon boyunca özel hayatıyla ilgili magazin gündemine düşen kafa karıştıran sürece rağmen, futbolunda ciddi bir düşüş yaşamamasının yanı sıra, bunun üstüne her geçen gün biraz daha koydu. Önemli puanlar kazandırdı. Yılmadan savaştı açıkçası. Takdiri ve sözleşme yenilemesinde ciddi bir zammı hak etti. Fenerbahçe yönetimi kendisini onore etmek yerine sözleşme yenilmeme hatasını düşmemeli. Arada çok ciddi fark yoksa üçün beşin hesabını Caner'de yapmamalı. 

Cuma, Ocak 03, 2014

FM'yi gerçek hayatla karıştırmak



Uzun bir süre sonra tekrardan FM oynamaya başladım. Oyunda genelde aldığım takım Colchester United'dır. Acayip bir şekilde bu oyun sayesinde sempatim oluştu bu takıma karşı. Lakin bu kez oyuna Fenerbahçe'yle başladım.

Oyunu oynadıkça ne kadar özlediğimi fark ettim. İş güç, evlilik hayatı derken haftada 2-3 saat anca oynasam da gerçek hayatla oyunu karıştırma durumları başladı. Geçen hafta Fenerbahçe'nin maçını izlerken oyuna Salih'in girdiğini görünce, yahu Salih sakat değil miydi, diye düşündüm bir an için. Maçı izlediğim dönemde Salih oynadığım oyunda 3 aylığına sakatlanmıştı. N'apıyorum yav ben, dememin akabinde bu oyuna uzun saatler ayıran kişilerin gerçekle oyunu daha çok karıştırdıklarına dair bir çıkarım yaptım.

Bir arkadaşımla FM'yi konuşurken onun bildiği birisinin oyunu oynarken kendini iyice kaptırdığını, hatta kendini Fatih Terim şekillerine soktuğunu söyledi. Şaşırdım. O kadar da abartan var mıdır acaba? Yahut daha fazlasını yaşayan?

Memleketin gündemi yolsuzluk iddiaları, istifalar, beddualar iken FM'yi konuşmak biraz tuhaf durabilir ama 657'ye tabi bir devlet memuru olarak gündem topuna böyle bir ülkede böyle bir zamanda ulu orta neden gireyim ki, diyerekten yazıyı nihayetlendiririm.

Salı, Kasım 26, 2013

Veselinoviç'in isyanı

Fotoğraf 1989'un Tercüman gazetesinden. Fenerbahçe teknik direktörü Veselinoviç kazanılan maçlardan sonra yapılan "şike" iddialarına Galatasaray göndermeli cevap vermiş.

Galatasaray'ı efsanevi 4-3'lük skorla deviren Fenerbahçe'nin bir sonraki idmanından bir kare var fotoda. Maçın yıldızı Hasan Vezir elbette başrolde.

foto: Demirhan Derya Demir'in arşivinden alıntıdır.

Perşembe, Ağustos 15, 2013

Rakipleri Tanıyalım


Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un Avrupa kupalarında eşleştikleri takımlar geçen hafta cuma günü belli oldu malum. Onlarla ilgili kısa bilgilendirme geçeyim ben de.

Fenerbahçe'nin rakibi Arsenal 11 kişiyle maçlara çıkıyor. Bol pas yapıyorlar. Hızlılar. Genelde siyahi oyuncularla oynamayı tercih ediyorlar.



Beşiktaş'ın rakibi Trömsö ise... Galatasaray'a nasıl çakmışlardı ama zamanında... (daha fazla bir şey yazamıyorum)

Trabzonspor'un rakibi Arnavut Kukesi. Bu takım tam bir kapalı kutu. Bu takımın gerçekten ismi bu mu? Yoksa Kukesi diye bir şey var, bunlar Arnavut olanından mı? Kukesi ne anasını satayım. Kukuleta vardı, onu anımstıyor.

Cuma, Ağustos 02, 2013

Transfer komploları



Resmen transfer komploları düşünüyorum. Cardozo'yu kesin alıyoruz diye bakıyordum önce. Daha sonra Emenike'nin pazarlık için isminin kullanıldığını düşündüm. Ondan sonra Emenike geliyor, Cardozo'dan vazgeçildi diye baktım. Sonra Emenike yem kesin Cardozo geliyor hacı moduna geçtim. Şimdi ikisi birden KAP'a bildirilince biri yine yem ama hangisi demeye başladım. Az önce okuduğum bir duyumda Cardozo'yu para babaları finanse edecek, Emenike'yi kulüp alacak iddiaları var. Var oğlu var. Elde var sıfır da olabiliriz. Her an her şey mümkün bu transfer olasılıklarında.

Çarşamba, Temmuz 17, 2013

Taraftar şimdi ne desin?



Fenerbahçe geçtiğimiz sezon Uefa Avrupa Ligi'nde final kovalarken sahaya meşale atılması sebebiyle seyircisiz maç oynama cezasına çarptırılmış ve durumun tekrarlanması halinde Avrupa kupalarından men edilme tehlikesiyle karşılaşmıştı.

Bu olayların sonrası gerek resmi siteden gerekse de FB tv'den sürekli taraftara "yapmayın, etmeyin, böyle taraftarlık olmaz, meşale yüzünden Avrupa'dan olacağız" içerikli ve zaman zaman da sert uyarılar yapıldı. Adeta azarlandı taraftarın geneli. Bu konuda taraftarın uyarılması anlaşılabilir bir durumdu ancak o dönem yönetimdekilerin taraftara "bizi Avrupa'dan men ettireceksiniz" cümlelerinin dönüp dolaşıp kendilerine dönmesi çok manidar oldu.

Olası meşale atma durumu üzerinden taraftarlara Fenerbahçelilik taslayan, bizi Avrupa'dan edeceksiniz mesajları veren Fenerbahçe'nin başta sayın başkanı olmak üzere yönetim kurulu üyelerine sormak gerek; meşale üzerinden kesilen onca ahkamdan sonra sizlerin direkt ya da dolaylı suçlanmalarınız neticesinde Fenerbahçe, Uefa Tahkim Kurulu'nun da onayıyla Avrupa'dan 2 sene men edildi. Bu kararın CAS'tan dönme olasılığı elbet var. Ancak şu anki süreçte zamanında taraftara sopa sallayanların Fenerbahçe'yi Avrupa'dan men edilmesine sebep olduğu gerçeği de var. Şimdi bu taraftar size ne desin? Yahut maddiyat kısmını her fırsatta göze sokanlara şöyle sorulsun; tamam taraftar takımını karşılıksız sevendir ancak sadece yerel ligi izleyecek diye kombinelere o kadar parayı bayılan taraftarın suçu nedir? Fenerbahçe yönetiminden biri çıkıp bu sorulara cevap versin.

Salı, Temmuz 09, 2013

Gelme artık



Geçti istemem gelmeni, 
Yokluğunda buldum seni; 
Bırak vehmimde gölgeni, 
Gelme, artık neye yarar?

Çarşamba, Mayıs 29, 2013

Çok üzüldüm



Aykut Kocaman çocukluğumun Fenerbahçe'sinin golcüsüydü, efsanesiydi... Onun attığı gollerle sevindim o çocuk halimle. O'nu hep o efsanevi yanıyla hatırlayacağım. Bana kalırsa en büyük hatası Aziz Yıldırım'ın başkan olduğu yerde çalışmasıydı. Fenerbahçe'den gelen teklifi reddetmek kolay değildir elbette ama Aziz Yıldırım'ın olduğu her yerde her türlü yanlışın olabileceğini kestirmeliydi. Mizaçlarının uymayacağı belliydi.

 3 Temmuz olayından sonra -Ali Koç'u bir yana bırakacak olursak- Aykut Kocaman'dı kaçmadan hep konuşan, ayakta kalmaya çalışan... Yönetim ise o esnada hep kaçıyordu. M. Ali Aydınlar, "puan silelim olay kapansın" dediğinde, "suçluysak bizi küme düşürün" diyerek masadan kalkan da Aykut Kocaman'dı.

Hatası yok muydu? Bir sürü vardır muhakkak. Birini yukarıda yazdım zaten. O da en büyük hatasıydı işte.


Salı, Mayıs 14, 2013

Protestonun her türlüsü reva mıdır?



Haberi paylaşan site yukarıda gördüğünüz fotoğrafın altına şu cümleyi yazmış. "İddialaa göre pankartı asanların Trabzonspor taraftarı olduğu söyleniyor."

Şayet bu haberde yazıldığı gibiyse olay, protestonun her türlüsü reva mıdır? ,

Trabzonsporlu taraftarların kendilerince haklı gerekçelerle rahmetli Serkan Acar'ı sevmemelerini anlaşılabilir. Haklarını helal etmemelerini de anlaşılabilir lakin insanlar, protestolarını yaparken bunu adabıyla yapsa daha uygun olmaz mı? Acar'ın mezarına gidip bunu yapmak ne kadar doğrudur?

Cumartesi, Mayıs 04, 2013

Aykut Kocaman: Bardağın dolu ve boş tarafları



Fenerbahçe 2006-2007 sezonunda, bir başka deyişle kulübün yüzüncü yılında Zico yönetiminde şampiyon olduktan sonra o döneme kadar tarihindeki en ciddi Avrupa başarısına bir sonraki sezon imza atıtı. 2007-2008 sezonunda gelen Şampiyonlar Ligi çeyrek finali muazzam bir başarıydı. Bir oncaki turda dönemin en kuvvetli takımlarından Sevilla'yı elemek ve çeyrek finalde ise Chelsea'yi neredeyse eleyecek noktaya gelmek de cabasıydı.

Daha sonra Zico'nun takımdan gönderilmesi, Aragones'in gelmesiyle yaşanan sallantılı bir süreç vardı. Daum'la Fenerbahçe'nin yolları bir kez daha kesiştiğinde Aykut Kocaman da sportif direktör olarak takımda görevliydi. Fenerbahçe'nin Denizli deplasmanından sonra bir kez daha son haftada şampiyonluğu kaçırmasından ardından teknik direktör koltuğunda buldu Kocaman. Psikolojik anlamda zor bir zamanda takımın idaresine geçen Aykut Kocaman'dan aslında beklentiler büyük değildi. Kariyerinde çalıştırdığı takımlar arasında Fenerbahçe ayarında bir takım yoktu. Ve Fenerbahçe'de şampiyonluk gelmesi teknik direktörün görevine son verilmesi adet halini almıştı. Çoğunluk bu sebeple Aykut Kocaman'ın başarıya ulaşmasının zor olduğuna, Fenerbahçe'yle birlikteliğinin de kısa süreli olacağına inanıyordu. İstisna olan romantikler hariç elbette.

Zaman geçtikçe Aykut Kocaman takımın oyun hüviyetini değiştirme sözü verdi, birçok yenilikten bahsetti, ilginç tespitleri oldu. Bazen öyle noktalara değindi ki kendisinden beklentisi olmayanları bile ikna edebildi, bazen de onu kayıtsız şartsız destekleyenlere alınan sonuçlar sonrası "ah be hocam" dedirtti.

Fenerbahçe'ye ilk yılında şampiyonluk kazandıran, ikinci senesinde ise takımı play-off Süper Finali'ne kadar şampiyonluk yarışında tutan ve yıllardır beklenen Türkiye Kupası'nı kazandıran ve en son olarak da 3.sezonunda  futbol takımını Avrupa kupalarında şimdiye kadar gelinen en büyük nokta olan yarı finale taşıyan Aykut Kocaman'ın Fenerbahçe'yi idare şekliyle alakalı bardağın dolu ve boş tarafları neydi peki? Bu 3 yıllık süreçte kağıt üzerinde ciddi anlamda iyi işler yapan bir takımın çalıştırıcısı olan Aykut Kocaman aynı anda nasıl oluyor da hem bu kadar çok seviliyor hem de eleştiriliyor? Bu soruların cevap olarak gösterilebilecek etmenler şunlar;



Bardağın dolu tarafı:

- Aykut Kocaman, Fenerbahçe'nin efsanelerinden biri. Camiayı çok iyi tanıyor. Tribünlerin beklentisinin ne denli yoğun olduğunu her zaman aklında tutabilecek biri. Fenerbahçe zirveye oynamıyorsa ya da zirve yarışından uzak da kalırsa taraftarın tepkisinin nasıl büyük olacağını da çok iyi biliyor. O tribünlerin empatisini Fenerbahçe'de en iyi yapabilen teknik direktörlerden biri oldu.

- Fenerbahçe'de Kocaman göreve gelmeden önce altyapıdan oyuncu çıkaramayan ve biraz parlayan oyuncuyu hemen kaybeden bir düzen vardı. Semih Şentürk dışında ciddi bir kazanım olmadı son yıllarda. Genç oyuncuları öğütme denince akla ilk Fenerbahçe geliyordu. Aykut Kocaman'ın göreve gelmesiyle Beykan Şimşek, Recep Niyaz, İbrahim Serdar, Gökhan Sazdağı, Hakan Cinemre gibi isimlerin performansları ve potansiyelleri dikkat çekmeye başladı. Recep ve Beykan zaman zaman kadroda yer buldular. Kocaman takımda kalırsa bu oyuncuların kadroya daimi monte edilmelerini bekleyebilir Fenerbahçeliler. Bunun olacağına olan inanç arttı.

- 19 yaşında bir oyuncunun Fenerbahçe'nin önemli maçlarında sahaya rahatlıkla sürülebilmesinin sebeplerinden biridir Aykut Kocaman. Bundan elbette takımın önemli isimlerinin sakatlıkları da etkili oldu ancak Kocaman, oyuncusuna güvendi ve onu tabir-i caizse kimseye yedirmemek için elinden geleni yaptı şimdiye dek. Rakip takım taraftarlarının bile merakla izlediği bir genç yeteneği var artık Fenerbahçe'nin.

- Fenerbahçe, Kocaman yönetiminde Fransa Ligi'nden transferler yaptı. Ve bu ligden transfer ettiği oyuncular çoğunlukla takıma önemli katkılar yaptı. Fenerbahçe'nin yabancı transferlerinde belirli bir düzen oluştu. Fransa'dan gelenler dışında Yobo, Stoch, Meireles, Krasiç gibi önemli isimler takıma kazandırıldı. Türkiye Ligi'nden ise ligi iyi tanıyan Webo gibi bir isimle kadro güçlendirildi.

- Alex'in Fenerbahçe'deki en verimli sezonunu Aykut Kocaman'ın ilk yılında yaşadığı da bir gerçek.

- Fenerbahçe, zorlu Şike Soruşturması dönemi boyunca yönetimsel bazda yeterince savunulmazken teknik direktörlük koltuğundaki Aykut Kocaman adeta camiayı bu dönemde ayakta tutan isim oldu. Ve kendisinden pek hazzetmeyen taraftarların bile bu konuda takdirini kazandı.

- Bu zorlu süreçte ve bugüne kadar belki de çığrından çıkması gereken maçlar da olmasına rağmen saha kenarında mümkün mertebe soğukkanlılığını korumasını bildi. Bunun tek istisnası Eskişehir'de haksız yere kırmızı kart gören Caner için sahaya girerek Fırat Aydınus'a verdiği tepkidir. Lakin takdir edilmeli ki, ülkede saha içerisine girip çok daha ötesine giden isimlerin yanında Kocaman'ın  o hali pek bir sakin kalmaktaydı.

- Aykut Kocaman'ın teknik adamlığında Fenerbahçe ciddi istatistiklere de erişti şimdiye kadar. İşte Kocaman'ın o rekorları: Takımıyla deplasmanda üst üste en çok maç kazanma (12); iç sahada yenilmeme (47 maç); en iyi devre performansı (17 maçta 16 galibiyet + gelen şampiyonluk). Daum'a ait olan aralıksız en çok lig maçına çıkma rekorunu da kırdı en son olarak Aykut Kocaman. Kayserispor maçında saha kenarında olan Kocaman şu ana dek aralıksız olarak takımıyla 105 lig maçına çıktı.

- Aykut Kocaman'ın bir başka rekoru da Avrupa kupalarında geldi. Daha önceden Fatih Terim'e ait olan bir sezonda en çok Avrupa kupası maçına çıkma rekoru 17 idi, Aykut Kocaman ise Benfica'yla oynanan rövanş maçıyla birlikte 18 Avrupa maçına çıktı.

- Şike Soruşturmasıyla birlikte Fenerbahçe'den ayrılan önemli isimler oldu. Niang, Lugano, Santos gibi bir sezon öncesinde şampiyonlukta ciddi pay sahibi olan isimlerin takımdan gitmesine rağmen ertesi sezon her ne kadar Play-off kuralı sayesinde de olsa son dakikaya kadar şampiyonluk kovaladı Fenerbahçe.

- Yaklaşık 2 yıldır ciddi olarak zihinsel anlamda yıpranan oyuncu grubunu her şeye rağmen ayakta tutmasını son ana dek becerebildi. Bunun karşılığını da Uefa'da yarı finali görerek aldı. Ve Türkiye Kupası'nı hala kazanma şansı var Fenerbahçe'nin.

- Fenerbahçe, Kocaman yönetiminde bu sezon Uefa Avrupa Ligi'nin en önemli deplasman takımlarından biri oldu. Bireysel anlamda yapılan bazı hatalara karşın takım savunmasında ciddi anlamda gayet iyi görüntü çizdi Fenerbahçe. (Benfica rövanşına kadar olan dönem için yapılan bir yorumdur)



Bardağın boş tarafı:

- Aykut Kocaman takımın başına geçişi etik anlamda ciddi soru işareti bırakan bir dönem oldu. Belki Kocaman'ın Daum'un gidişi ve Alman çalıştırıcıya yapılan baskılarla direkt alakası yoktu ama hemen onun ardından sportif direktörlük koltuğuyla birlikte teknik direktörlük görevine geliş biçimi rahatsız ediciydi. Yıllardır çizdiği Aykut Kocaman profiline uygun olmayan bir görüntüydü.

- Aykut Kocaman döneminde bir şampiyonluk kazanılırken bir şampiyonluk da Galatasaray'a kaybedildi. İkincisi de yolda. Fenerbahçe toparlanmaya çalışırken Galatasaray ise arayı açma derdinde tabii ki. Kocaman'ın Fenerbahçe'sinin en büyük sıkıntıları Galatasaray maçlarında oldu. Eskiden en kötü dönemlerinde bile Galatasaray'ı güle oynaya yenen bir Fenerbahçe vardı. Galatasaraylıların Kpss sorularına meze olacak türden (bkz.öğrenilmiş çaresizlik) durumları düştükleri aşikardı. Son 2 yılda ise Galatasaray psikolojik üstünlük meselesinde geriden çok iyi geldi. Durumu dengeledi. Hatta kimine göre öne geçti. Kadıköy'de yıllardır hasret olduğu galibiyete en yakın olduğu dönemlerden birini yaşıyor Sarı-Kırmızılılar. Aykut Kocaman'ın Galatasaray maçlarındaki oyun anlayışı genelde rakibin etkin olduğu müsabakalarşeklinde geçti. Fenerbahçeli oyuncular ise bu maçlarda psikolojik anlamda iyice çözülmeye başladılar.

- Aykut Kocaman'ın transfer hamlelerine bardağın dolu tarafında değinildi ama boş tarafına da yazılması gerekenler var. Sezer Öztürk gibi transfer edildiği dönemde hayli uğraşlar verilen bir isim var mesela. Onca tantanaya rağmen bu oyuncu takıma bir türlü devamlı dahil edilemedi. Serdar Kesimal ise alındığında büyük beklentilere girilmişti ama bir türlü gelişim göstermesi sağlanamadı. Ziegler'in çok büyük bir artısı olmamasına karşı takıma ikinci kez getirilmesi de ayrı soru işaretiydi. Aynı Ziegler yüzünden Yobo'yu yabancı kısıtlaması nedeniyle kadrodan çıkartmak da eleştirilecek türden bir hareketti.

- Kocaman'ın bazı oyunculardaki ısrarını da anlamak güç. Bunların başında Cristian geliyor. Aykut Kocaman onun için, "hücumda presi başlatacak oyuncu" diyordu ama Kocaman'ın prensi Cristian ne yazık ki Trabzonspor maçları dışında bu özelliğini hiç göstermedi. Zor zamanlarda sahneye çıkmadı. Gamsız bir görüntü çizdi ekseriyetle. Kocaman'ın Cristian'a güvenmesi diye de yorumlanabilir bu durum ancak bu oyun şablonunda onun yerine B planını bir türlü üretemedi Fenerbahçe.

- Alex krizinde bir teknik adam olarak oyuncusunu oynatmama hakkı vardı elbette Kocaman'ın ancak bu krizi yönetimle birlikte idare edememekte de payı vardı. Alex konusu çetrefilli bir konu olduğundan bu meseleyi uzatmadan kapamak gerek. Yazının özünden kopulur zira.

- Emre Belözoğlu konusunda dışarıdan görünen imajı yine negatifti. Emre'nin kendisine yaptıklarıyla ilgili türlü türlü iddia atıldı ortaya. Bunların ne kadarı doğruydu bilinmez, lakin bir oyuncuya "hadi sana uğurlar olsun" deyip bonservissiz gönderip yarım sezon sonra  para vererek geri almak ciddi anlamda bir yönetim kusuruydu. Takımın hocası olmasının yanı sıra sportif direktörü de olan Kocaman'ın bu konuda da ciddi hatası vardı. Artı yıllardır çizdiği Kocaman profiline pek uymayan bir hareketti bu da yine.

- Fenerbahçe'nin oyununu taraftar hep daha hızlı oynayan, rakibin üstüne kabus gibi çöken bir takım olarak hayal eder genelde. Aykut Kocaman da göreve ilk geldiğinde hücuma hızlı çıkmanın öneminden bahsetti. Bu sebeple bu oyunu oynayabilecek Stoch, Dia ve sonradan Krasiç gibi isimler kadroya dahil edildi ancak Fenerbahçe o oyununu hiç oynayamadı. Ve sistem yine set hücumuna döndü hep. Taraftar takımın oynadığı yavan futbolu bir türlü sevemedi haliyle. Topa sahip olmanın önemine değinmesi dışında Aykut Kocaman'ın göreve geldiğinde söylediklerini pek yapamadığı ortada.

- Geçen sezon takımdan giden önemli oyuncular, soruşturma vs. derken Galatasaray'ın 9 puan gerisinde normal sezonu bitirmek belki anlaşılır bir şeydi. Fakat bu sezon son 3 haftaya girerken Fenerbahçe'nin liderin 7 puan gerisinde olması camiada kimsenin hoşnut olacağı türden bir şey değil elbette. Nasıl ki başarıda antrenörden bahsediliyorsa, tersi durumlarda da teknik adam akıla gelecektir. Kocaman'ın olumlu işlerine bakılırken olumsuzlara da bakılacak ve Galatasaray'ın ligde hayli gerisinde kalmak da bunlara örnek olacak ne yazık ki.

- Aykut Kocaman'ın duygusal bir karakter olduğu ortada. İstifa edip geri dönmeleri de bunun sebebi zaten. İstifa kararı bu kadar kolay verilmemeli ve eğer verilmişse artık kim ne derse desin geri dönülmemeli diye düşünüyor insan. Terim'in "bir daha Galatasaray'la işim olmaz" demesinin ardından dönmesine dair Fenerbahçeliler nasıl espriler üretiyorsa, Aykut Kocaman'ın istifa edip dönmelerinin de bu bağlamda -ne yazık ki- esprilere meze olması normaldir.

***

Yazının sonunda şunu hatırlatmakta fayda var; bardağın dolu ve boş taraflarına eklemeler yahut çıkarmalar yapılabilir. Orası okuyana kalmış. Ve elbette bunlara katılıp kalmamak da... Yazıyı yazan kişinin sonuç olarak konuya dair son fikrini merak edenler varsa onlara da dolu ve boş taraftaki maddelerin sayılarına bakmaları önerilir.

Pazar, Nisan 28, 2013

Kaybedenin bahanesi boldur



Fenerbahçe'nin Benfica'yı 1-0 yendiği Uefa Avrupa Ligi yarı final ilk maçı sonrası Portekiz takımının teknik direktörü kaybetmelerinin esas sebebini, bu sene 46 resmi maç yapmaları ve son Sporting maçı olarak gösterdi.

Kaybedenin bahanesi boldur. Takım, renk fark etmeksizin bu böyledir.

Jorge Jesus'a hatırlatmak lazım;

- Fenerbahçe bu sezon şu ana kadar (28 Nisan 2013) tam 57 resmi maça çıktı.
- Fenerbahçe hem Uefa Avrupa Ligi'nde hem de Türkiye Kupası'nda yarı finalde.
- Fenerbahçe'nin bu akşam oynanacak Kayserispor maçı öncesi çok düşük de olsa hala Türkiye Ligi şampiyonu olma ihtimali var.

Yani üç kulvarda da hala havlu atmamış, hem fiziksel hem de psikolojik anlamda yorgun olan ama koşturmaya devam eden bir takım Fenerbahçe. Herhangi bir maç ertleme durumu da olmadı Benfica maçı öncesi.

Biri sanırım Jorge Jesus'a 57'nin 46'dan daha büyük bir sayı olduğu hatırlatmalı.



Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...