Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mart 20, 2013

Tiplere gel


Bilmem ne üniversitesi mühendislik fakültesi önü.jpg

Twitter'da gördüm az önce. Fırat Günayer paylaştı bu fotoğrafı. Aklıma ilk gelen şu oldu; üniversitede sap sap dolanan ve kızların genelde uzak durduğu dörtlü gibiler resmen.

Cuma, Nisan 15, 2011

Seni Pamuklara Sarmalar Sararız


Yalanlanan her haberde bir gerçeklik payı ararım. Komplocuyum, enginlere sığmam taşarım. Çoğunlukla oyuncu ya da yönetici aslında medyaya konuşur, anlatır bu tip mevzuları; ama sonra "yok öyle bir şey" ayaklarına yatar da ondandır bu düşüncem.

Aşağıda, Milliyet gazetesinin internet sayfasından alınmış bir haberden küçük bir bölüm var.

***

“Kapılarımız Arda’ya her zaman açık. Yeter ki Fenerbahçe’ye gelmek istesin” ifadelerini kullanan Fenerbahçeli bir yönetici ardından şunları ekledi;
Biz Arda’yı pamuklara sarar koruruz. Fenerbahçe camiası kendisine her zaman sahip çıkar. Sarı-lacivertli forma altında çok mutlu olur.”
Bu ifadeler Fenerbahçe’nin böyle bir transfere ne kadar istekli olduğunu gösterirken, aynı yönetici, “Arda’nın transferi tepki doğurmaz mı? Fenerbahçe taraftarı bunu nasıl karşılar?” sorusu üzerine de “Emre de yıllarca Galatasaray’da oynadı. Şimdi Fenerbahçe’de en mutlu ve olgun günlerini yaşıyor. Büyük camiamız Arda’yı da kucaklar. Bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyoruz.”

***
Haber doğruysa da yalansa da, yukarıda cümlelerde haklılık payı mevcut.

Fenerbahçe'ye Beşiktaş Kapalı'sıyla birlikte küfür eden Tümer Metin'i...

Galatasaray'da oynarken Fenerbahçeli taraftarla kavga eden Fatih Akyel'i...

Galatasaray'da oynarken bir maçta yardımcı hakeme; "Ne biçim hakemsin sen? Fenerli misin yoksa? Nasıl düdük çalıyorsun?" diye diklenen Emre Belözoğlu'nu...

Fenerbahçe'ye transferi gerçekleşmeden önce Beşiktaş formasını öpüp, "500 milyon verseler de Fener'de oynamam, Beşiktaşlıyım" diyen Mehmet Topuz'u kabullenen, hazmeden, sanki bu olaylar hiç yaşanmamış gibi bu oyuncuları baş tacı eden ciddi bir grup varken Fenerbahçe seyircisi arasında; Arda Turan'ı mı kabul etmeyecek Fenerbahçe müşterisi, aman pardon seyircisi?

Neymiş efendim; Semih'in derbide boğazını sıkmışmış, Baroni'nin üzerine yürümüşmüş, antremana ziyarete gelen bir adamın telefon melodisi Fenerbahçe marşı çaldı diye şöyle olmuş da böyle olmuş da... Geçiniz!

İsmini vermeyen bir yöneticimizin dediği gibi; büyük camiamız Arda Turan'ı da kucaklar yahu! Çok mu zor? Kabullenemeyen, bu olası transferi hazmedemeyeceğini iddia edenler var. Onlar da benim gibi eski kafalı ne yazık ki. Tutturmuşuz bir, "Arda Turan Galatasaraylı Arda olarak kalsın, Semih Şentürk de Fenerbahçeli Semih kalsın" romantizmine arkadaşlar. Ne olacak bizim bu halimiz? Endüstriyel futbol diye bir şey var arkadaşlar. Hazmedeceksiniz diyor. Hazmedeceğiz artık.


Bütün bu yazıdan sonra hala hazım problemi çekiyorsak, ismini vermeyen sayın yöneticimiz bizlere soda gönderecektir. Bu konuda da müsterih olunuz.

Sevgiler
Eski kafa bi' Fenerbahçeli

Cuma, Ocak 08, 2010

Messi'yle Konuştum Haberler İyi


Evet anlaşılan o ki, her kuşu sevmişiz, geriye bir tek leylek kalmış. Şimdi de o meselenin peşinden koşuyoruz. Türk futbol gündeminin birkaç gündür tek derdi Messi acep Arda'yı tanıyor mu, tanımıyor mu meselesi?

Bu kadar sıradan bir mevzunun gereğinden fazla büyütülmesi ve alakalı alakasız çıkarımlarla dallanıp budaklandırılması nedense hiç şaşırtıcı değil. Çünkü biz böyle gereksiz tartışmaları hep sevmişizdir. Messi, Arda'yı tanımıyormuş iddiasında bulunanların derdi esasında Messi'nin Arda'yı tanımıyor olması değil elbette. Keza birkaç gündür birçok sanal platformda Galatasaray'ın neferi olarak bu kişilere laf yetiştirenlerin derdi de Messi'nin Arda'yı tanıyor olma iddiasını savunmak değil. Mevzu yine sidik yarışı. Altta kalamayız, kalmamalıyız sorunsalı. Değer mi? Değmez aslında. Lakin dediğim gibi, biz böyle boş işler peşinde koşmayı severiz. Bugün savunma makamında olanlar, yarın başka konuda iddia makamında yer alacaklar. Kısır döngü devam tabii.

Efendim Türk Spor Basını dönem dönem dünyaca ünlü isimlerin ağzından söylendiği iddia edilen birçok haber yaptı bugüne dek. Bunların arasında Maldini, Vieri, Maradona gibi isimler vardı. Bu kişilerle yapıldığı iddia edilen röportajların video görüntülerine hiçbir yerde doğru düzgün rastlamadık ama nedense her zaman bu ünlü isimler tarafından söylendiği iddia edilen cümlelerin sidik yarışlarında koz olarak kullanmak isteyen taraf balıklama atladı bu haberlere. "Bak, gördün mü, filanca oyuncu falanca takımı bilmiyorum demiş" gibi. Ortada video kaydı yoktu ama hadise işlerine geldiği için kutsal metin gibi görüp kullandılar bunu tartışmalarında. Her sıkıştıkları anda kullanılan bu tip argümanlar Hızır misali yetişiyordu. Ve tabii bunları kullanırken, sözde taşı gediğine koymuş olmanın verdiği rahatlıkla geriye yaslanıp, az önceki örnekleriyle dağıttıkları rakiplerini tebessüm ederek izlediler. Bunu herkes yaptı. X takımın taraftarına özgü bir durum değil. Bunu da idrak etmek lazım. Belirli bir zümreyi hedef alan bir eleştiri değildir elbette. Biz de yaptık, bize karşı da çok yapılmıştır.

Efendim, fazla uzatmadan sadede geçecek olursak mevzumuz nedir; Messi acep Arda'yı tanıyor mu? Ciddi ciddi soruyorum, tanısa kaç yazar, tanımasa kaç yazar? O sorunun cevabıyla Messi'nin ya da Arda'nın futbolculuğu arasında bir paralellik mi kuruluyor? Yoksa Messi'nin dünya futboluna bakışı mı sorgulanıyor? Derdimiz nedir? Messi'ye sorulacak sorunun tabii ki iki olası cevabı vardır; "Evet, tanıyorum" ya da "Hayır, tanımıyorum."Bu kadar. Cevabı duyunca , tanımıyormuş dersin, yahut tanıyormuş der geçersin. Biz öyle mi yapıyoruz? Hayır. İşine gelen bu argümanı arkadaş ortamında rakibini kızdırmak için kullanırken, başkaları da haberin yapılış amacını sorguluyor. Gerçi bu kitle içerisindeki bazı kişilere yıllardır hayal ürünü olan bazı Maldini, Vieri, ya da Maradona demeçlerine neden inandınız ve şimdi aynı basının uydurduğunu düşündüğünüz bir habere neden bu kadar takıldınız? diye sormak da gerekir ama şimdi durduk yere tüm şimşekleri üzerime çekmek istemem.

Amiyane tabirle, bu olayı sallayın gitsin. Bu mudur yani birkaç gündür forumlarda, sözlüklerde, bloglarda, sokakta tartıştığımız mesele? En basitinden, TFF'nin Euro 2016 için aday seçtiği ve seçmediği şehirler üzerine iki kelam etmeyen insanların, Messi'nin Arda'yı tanıma ihtimali üzerinde kendini heder etmesi garip değil mi? İnsanlar utanmasa, "Messi'nin Arda'yı tanıyor olma ihtimalini sevdim" diye şiirler yazacak.

Yazıyı kendi üretimim olan gereksiz bir espriyle bitireyim; Messi'ye Arda'yı sormuşlar, "O da kim? Galatasaray'da mı oynuyor?" demiş... Yok lan, böyle değildi herhalde.


Cumartesi, Kasım 07, 2009

İzliyorlardır


Radyospor'daki bir programa katılan Arda Turan'ın menajeri Ahmet Bulut şunları söylemiş;

"Arda'nın Avrupa'da gideceği kulüpler bellidir. Arda'yı takip eden birçok kulüp var. Benim ağzımdan, (Barcelona Arda'yı istiyor) diye bir açıklama duyamazsınız. Arda 22 yaşında ve çok ilgi çeken bir futbolcu. Doğal olarak Arda'yı Barcelona, Bayern Munih gibi kulüpler izliyorlardır''

'Espanyol'dan teklif almadık. Böyle bir teklif gelse de Arda'nın kafasında Espanyol'da oynamak gibi düşünce yok."



***

İzliyorlardır. Neye göre böyle bir fikre kapıldı acaba? Kafasında neden öyle bir düşünce yok...Neden neden? Arda misal Espanyol'dan teklif alırsa, bu adamın da Arda'nın gitmemesi için uğracağını düşünüyorum. Yazık valla. İnsanlar neden La Liga'nın ya da Premier Lig'in orta karar takımlarını küçümserler ki? Burada kendini ve yeteneklerini harcamasındansa, oralarda orta karar takımlarda oynamak, mücadele etmek daha iyidir. Futbolunu geliştirir, kendi olgunlaşır. Üst düzey takımlarda oynama düşüncesi varsa, oralara daha yakın olur hem. Göz önünde olur. Daha ne olsun.

Bu kafa yapısı değişmedikçe, ne altyapıdan genç oyuncu yetiştirmeye gerek var, ne de bizim altyapılara para harcamakla uğraşmamız gereklidir. Futbolu sadece Türkiye'de oynamaktan ibaret görmeye, küçük düşünmeye, Avrupa'da oynamayı önemsememeye devam etsin bunlar.

Salı, Ekim 13, 2009

Arda Turan'dan Oğuzhan Özyakup'a Türk Futbolunun Görünümü


Arda Turan 22 yaşında. Galatasaray'ın 10 numaralı kaptanı ve Türk futbolunun gözbebeği konumunda. 7 yaşındayken Fatih Terim'in beğenisini kazanan Arda, Türkiye'nin önemli altyapılarından biri olarak kabul gören Galatasaray kulübü altyapısında yetişti. Herkes onu ilk gördüğü günden beri yapacağı büyük sıçramayı bekliyor. Ve yine pek çok futbolsever Arda'nın Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynayabileceğine inanırken, Galatasaray Başkanı Adnan Polat, "Arda'yı İspanya liginde 14. sırada olan takıma göndermem" dedikten sonra, Arda'nın kariyer planlamasıyla bizzat ilgilendiğini söylüyor.


Oğuzhan Özyakup 17 yaşında. Hollanda'nın Zaandam kentinde doğan Türk asıllı Oğuzhan, AZ Alkmaar altyapısında yetişti. 1 yıl önce Arsenal altyapısına gitti. Birkaç hafta önce de Arsenal'le iki yıllık profesyonel sözleşme imzaladı. İki hafta sonra Nijerya'da başlayacak olan Gençler Dünya Kupası hazırlıkları için Hollanda'da bulunuyor. Oyuncunun babasının söylediğine göre kendilerini kimsenin aramamasına rağmen, Oğuzhan'ın hala Türk Milli takımında oynama şansı devam ediyor.

***

Rijkaard, Türk futbolunda her şeyden biraz var ama hiçbir şeyden tam yok derken, bu gibi durumları kastediyordu aslında. Türk futbolunun şu andaki en büyük yıldızlarından biri olan Arda'nın Avrupa'nın üst düzey takımlarında oynayabilmesi için hala birçok eksiği olduğu iddia ediliyor. Öte yandan, Hollanda ekolünde yetişmiş, 17'lik Oğuzhan'a bugün için nasıl bakıldığına, ve kendisinden neler beklenildiğine dikkat çekmek gerek. Arsene Wenger'in bugün büyük umutlarla ilgilendiği genç oyuncu için Footballiswar.com'dan Fırat Topal bundan yaklaşık 18 ay önce Hollandalıların Oğuzhan'ı 2018'e hazırladıklarını yazmış. Fotoğrafı da zaten o yazıdan aldık.

İki resim arasındaki 7 fark görebilenlere...

Çarşamba, Ekim 07, 2009

Arda ve Sercan'ın Tek Sorunu Pasaportları Mı?

Şu an Türk futbolunun Avrupa'ya ihraç edebileceği iki genç yetenekli isim kim? diye bir soru sorulsa, sanırım şüphesiz herkes Arda Turan ve Sercan Yıldırım'ın isimlerini söyler.

Sercan'dan başlayalım. Oldukça yetenekli bir genç oyuncu. Ama gerek kendi çevresindekiler gerekse de futbol medyası öyle bir üstüne gitti ki, çocuk kendini birden Süper Ligin üstünde görmeye başladı. Ailesi de çanak tutuyor bu duruma. Geçenlerde babası konuşuyordu bir kanalda. "Oğlumu, sadece Avrupa'ya göndereceğim" falan filan diye konuştu. İma ettiği şey Sercan'ın kalitesinin bu ligin üstünde olduğu. Bu insanlar neden bu işlerin sadece yetenekten ibaret olmadığını anlamazlar ki?

Avrupa'ya gitmek için yetenek yeterli olsa, Sergen Yalçın çoktan gidip oralarda dünya çapında bir yıldız olmuştu. Sergen'in kendisi geçenlerde neden Avrupa'ya transfer olamadığını itiraf etti. O esprili beyanından çıkarılabilecek çok ders var. Umarım Sercan'ın yanındakiler bunu fark eder ve tabii Sercan'ın kendisi de. Yoka Sercan şu an kafasında "Ulan, ben şu halimle M.United'da her türlü oynarım" diye düşünüyorsa, bir yıldız doğmadan yok olmuştur gözüyle bakabiliriz.

Arda'ya gelince. Arda'nın yetenekleri muazzam. Kalitesini tartışmaya gerek yok. Fakat onun da akıl hocaları çok ve onu bence yanlış yönlendiriyorlar. İspanya Ligi'nin 14.sırasındaki takıma gönderilmezmiş Arda. Neden? La Liga kalitesinde bir lige ve düzenli forma şansı bulacağı bir takıma gitmesinde ne gibi bir sakınca var ki?

Arda'nın tekniği Barca'da oynayan topçulardan aşağı değildir, hatta bazılarından daha fazladır. Buna ben de inanıyorum. Lakin Arda'nın takım futboluna ayak uydurma konusunda ciddi eksikleri var hala. Bu kusurlarını Rijkaard'ın gelişiyle, belki düzeltebilir ama şu an görünen budur. Ayrıca fiziki olarak da eksikleri var. Devamlılığı olmayan bir Arda'yı üst düzey takımlar bu sebeple tercih etmez. Euro 2008 performansına baktığımızda, Arda'nın Avrupa'nın en iyi 20 kulübünden birinde oynaması lazımdı ama n'oldu? Arda, hala Türkiye'de, Galatasaray'da oynuyor. Turnuvada Arda'yla kıyaslandığında, daha düşük bir performans çizen Arshavin ise Rusya'dan Premier Lige gitti. Arsenal'de top koşturuyor. Olay sadece top tepmekten ibaret olsaydı, sanırım Arda yerine Arshavin tercih edilmezdi.

Bir de son zamanlarda gördüğüm bir şeye değinmek isterim. Geçenlerde bunu sanırım Rıdvan Dilmen de söyledi. Elano'nun nasıl Brezilya Milli Takımında oynadığına şaşırıyormuş bizim spor medyasındakiler. Hatta Arda, Elano'yla kıyaslandığında çok rahat oynarmış Brezilya Milli Takımında. Yahu böyle bir yorum olur mu hiç? Elano'nun Brezilya Milli Takımındaki performansı, etkinliği vs. bir çok farklı şey var. Bunları nasıl görmezden geliyorlar anlamıyorum. Bir de bu adamın o takımdaki geçmişi var tabii. Şimdi Türkiye'de yaşayan Brezilyalı bir futbolsever çıksa ve, "Yahu Nihat nasıl Türk Milli Takımında oynuyor? Bobo ve Nobre çok rahat oynar Türk Milli Takımında" derse, ne olacak o zaman? Böyle bir yaklaşım olabilir mi ya?

Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...