Cumartesi, Kasım 21, 2009

Müjdat Yetkiner , Rıza Çalımbay ve Derbi Havası


Fenerbahçe'nin "Miço"su Müjdat Yetkiner ile Beşiktaş'ın "Atom Karıncası" Rıza Çalımbay bir pozisyonda böyle mücadeleye girmişler. Fotoğraf 1985 yılında oynanan Beşiktaş -Fenerbahçe maçından. 20 mayıs tarihinde oynan maç 2-2 berabere bitmiş. Fotoğraftaki Müjdat'ın maçta golü varmış bu arada.

Arkada da Paşalı Birol'un panlartı dikkat çekiyor;
"Hepimiz kardeşiz renklere zevklere hürmet edelim".

Bu akşam oynanacak maç n'olur? Avantaj Fenerbahçe'de tabii. Son yıllarda İnönü'de ciddi bir Fenerbahçe üstünlüğü var ve buna ek olarak, Zico döneminden beri Fenerbahçe derbilerde nasıl oynaması gerektiğinin farkına vardı. Diğer tarafta ise kaybederse ciddi manada karışacak olan Beşiktaş var. Yani puana daha çok ihtiyacı olan takım ev sahibi Beşiktaş. Derbilerde puana daha çok ihtiyacı olan takımlar çok sürpriz yapmıştır.

Denizli yine ilginçlik yapar mı? Yahut Alex yine her büyük maçta olduğu gibi gemisini kurtaran kaptan olur mu? Bu soruların cevabını göreceğimiz derbi için 18 saat kadar zaman kaldı.

Gönlümüz Fener diyor tabii.
Maksat Fener'e gol olmasın...

not: fotoğraf Sedat Tüfekçi'den...

Perşembe, Kasım 19, 2009

Sinema Dünyasından Haberler #9


* Tim Burton'ın 2010 Mart'ında gösterime girecek olan Alice In Wonderland filminden yine bazı posterler piyasa sunuldu. Onların arasından girizgah için bunu seçtik.

* Gwyneth Paltrow (ne zor ulan bu hatunun adını yazmak), Nicole Kidman'ın başrolünde oynadığı The Danish Girl isimli filmin oyuncu kadrosuna katıldı.

* Merakla beklenen Avatar'ın gösterime girmesine çok az kala bir videosu daha net ortamına düştü



* Scream 4 kadrosu da yavaş yavaş şekillendi. Kimler var projede; Neve Campbell, David Arquette ve Courtney Cox Arquette yine kadrodalar. Senaryo ilk filmdeki gibi Kevin Williamson'a ait olacak ve yönetmen de Wes Craven.

* Efsanevi bilgisayar oyunlarından Prince of Persia'nın (hey yavrum hey ne oynardık) sinema uyarlaması olan The Sands of Time filmi Mayıs 2010'da gösterime girecek. Yönetmenlik koltuğunda Mike Newell var. Oyuncu kadrosunda ise; Jake Gyllenhaal, Alfred Molina ve Ben Kingsley gibi isimler mevcut. Dileyen net ortamına düşen ilk fragmana şuradan ulaşabilir.


* Spielberg'in Oldboy'u yeniden çevirme planından vazgeçtiğini söyleniyor. Gerekçe ise Will Smith ve Steven Spielberg ikilisinin filmin hayranlarının homurtularından çekinmesiymiş. Bu arada Türkiye'de de bu olaya Noat Samisa, Uçan Hollandalı ve Varol Döken (bu sefer doğru yazdım abi heheh) sert tepki gösteren isimlerin başında geliyordu...

* Ezel Akay'ın Yedi Kocalı Hürmüz filminin galası, 4. Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali kapsamında dün gece gerçekleşti. Filmin oyuncuları arasında; Nurgül Yeşilçay, Erkan Can, Halit Akçatepe, Mehmet Ali Alabora, Sarp Apak, Haluk Bilginer, Gülse Birsel, Müjdat Gezen, Erol Günaydın, gibi isimler var. Bakalım film nasıl çıkacak?


* Ali Turan'ın projesi No Ofsayt, 11 Aralık'ta vizyona giriyor. Filmin konusunu oluşturan ofsayt kuralına kafayı takmış Ali Tarantula karakterini Yıldırım Memişoğlu canlandırmış. Ayrıca tribünlerden tanıdık simalar da var. Fenerbahçeli Yücel abi, Beşiktaşlı Alen, Galatasaraylı Ömer, Sivassporlu Mesut ve Trabzonsporlu Mehmet... Yukarıda bahsi geçen ekibi, testi kebabı yerken ve ofsaytı tartışırken görüyoruz.

* Yılmaz Erdoğan'ın son filmi Neşeli Hayat da 27 Kasım'da vizyona girecekmiş.

* Avrupa Yakası dizisinde canlandırdığı Burhan Altıntop karakteriyle şöhretine şöhret katan Engin Günaydın'ın başrollerini yine aynı diziden Binnur Kaya ile paylaştığı, yönetmenliğini Taylan biraderlerin yaptığı Vavien isimli film 18 Aralık'ta vizyona girecek. Filmin diğer ağır topları ise İlker Aksum, Settar Tanrıöğen ve Serra Yılmaz.

* Oscar belgesel listesinde sezonun başarılı birkaç belgeselinin yer almaması Amerika'da tartışma konusu olmuş. Listede belgeseli olmayan isimlerden biri de Michael Moore. Ünlü yönetmenin Capitalism: A Love Story adlı çalışması listede yer almıyor.

* Ünlü oyuncu Edward Woodward 79 yaşında terk-i diyar eyledi. 1973 yapımı The Wicker Man filmiyle şöhreti yakalamış bir aktördü.

* Bir başka kayıp da ülkemizden geldi. Sinema ve telvziyon dünyasında başarılı çalışmaları bulunan gazeteci Ömer Lütfü Mete'yi kaybettik. Merhuma Allah rahmet eylesin temennilerimizle haberlere son verelim.

kaynak: bilimum sinema siteleri

Tufan Sen Misin Olm?


Galatasaray'ın basketbolda yaptığı "Tufan görünümlü Cemal" dümenini duyduğumdan beri ister istemez aklıma gelen ve buraya yazmamak için direndiğim ama daha fazla dayanamadığım, Cem Yılmaz'ın GORA filminde Uzaylılar tarafından kaçırılan (evet tarafından) Arif Işık karakterinin o gülümseten repliğini yazıyorum;

"Ne içirdiniz lan bana? Tufan senmisin olum? Çıkar lan gözlükleri!"

***

not: bu arada ESPN'den Henry Abbot konuyla alakalı bir yazı yazmış.

Enke'nin Ardından


"Türkiye'de futbolcuları canlı izlemeye derbiler hariç maksimum 15-20 bin kişi giderken, girdiği bunalım sonrası intihar eden Enke'nin cenazesi için 40 bin Alman stattaydı. Başka söze gerek yok herhalde, anlayana. Sadece futbola değil, hayata bakışımız bile çok farklı. Hem de çok...
"

Bülent Tuncay / Fotomaç

Platini'nin Büyük Takımı, Henry'nin Eli ve Avrupa'nın Zencileri


İrlandalılar için Avrupa'nın zencileridir derler. Fransızlar içinse küstah, kibirli vb. ithamlar vardır. Az önce biten Fransave İrlanda arasında oynanan Dünya Kupası Baraj maçından sonra İrlandalıların hakikaten de Avrupa'nın zencileri olduğu, tarihleri boyunca pek çok kez mağdur oldukları makus talihlerinin devam ettiği üzerine konuşulabilir. Fransızları ise Henry'nin eli üzerinden değerlendirmek mümkün müdür? Aslında pek değildir. Lakin muhtemelen maçı izleyenler ve de daha sonra özetleri izleyecek kişiler Henry vasıtasıyla Fransızlara sağlam sallayacaklardır. Hep beraber bu kervana katılmak elzemdir sanki.

Öncelikle İrlanda'yı seven bir insan olarak elenmelerine hayli üzüldüğümü belirteyim. Öte yandan Henry'i seven bir insan olarak da ilginç bir duruma düştüğümü de ekleyeyim. Daha önce Maradona'dan bahsederken yazmıştım, insan bazen sevdiği insanların hatalarını, ayıplarını görmezden gelemeye çalışır diye. Henry'e şu an çok büyük bir öfke duyduğumu söyleyemem. Zira günümüzde futbol tamamen "zafere giden her yol mübahtır" felsefesine göre oynanıyor artık. Ne var ki, diğer tarafta İrlanda güme gidince insan üzülüyor elbette.

Neyse olan oldu. Platini'nin Fransa'sı öyle ya da böyle Dünya Kupası biletini eline aldı. Ve sanırım daha kupa başlamadan en çok antipati toplayan takımlar listesine kafadan giriş yapmış oldular.

Yazıyı üç espirili yorumla bitirmek gerekirse;

  • Aslında Henry iyidi de Barca'ya gidince bozuldu. Fırsattan istifade Barca'ya da sallayayım.
  • Hem zaten bu Fransızlar zaten kaba etlerini yıkamıyordu değil mi? Her şey beklenir lan bunlardan.
  • Ve son yorum da Platini'den gelsin, "Büyük takımlar hileyle, hurdabazlıkla Dünya Kupası vizesi almakla övünür, küçük takımlar ise dürüstçe oynarak kaybetmenin samimiyetiyle övünür".