Rüştü Reçber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüştü Reçber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Mayıs 19, 2010

Turkcell Kim Telefonda Kimi Motive Ediyor Ligi


Aziz Yıldırım'ın ve Şekip Mosturoğlu'nun bugünkü basın toplantısını takip edemedim ama internette yazılanlara bakınca ve daha sonra olayın giderek daha da içinden çıkılmaz bir hale geldiğini görünce şaşırmamak elde değil.

Ve tabii bir yandan da bunca hengamenin arasında Bursaspor'un ve Ertuğrul Sağlam'ın başarısının ehemmiyeti güme gidecek sanırım, düşüncesi de hasıl oluyor.

Mevzuya geri dönelim.Şimdi bir gün içerisinde onlarca şey söylendi. Lakin en garip gelenine burada değinmek isterim.

Efendim, bir iddia atıldı ortaya. Bu iddiaya göre, Rüştü Reçber ligdeki bazı oyuncuları Fenerbahçe maçı öncesi arıyormuş, "aman şaibeye neden olma, korkmadan çık, topunu oyna" diyormuş. Rüştü bu iddianın kanıtlanması durumunda, "futbolu bırakacağını" açıklamış. Yerinde bir tepkidir. Beşiktaş yönetimi ise ne alakaysa artık, böyle bir durumun olabilitesi üzerinde durmuşlar. İki açıklamayı alt alta koyunca çok garip duruyor. Önce ona bakalım;

"Benim Kasımpaşa, Ankaragücü ve Trabzonspor takımlarında konuştuğum arkadaşlarım var. Fenerbahçe'yi yenmelerini istediğim tarzında konuşmalarım olduğunu başkan Aziz Yıldırım söyledi. İspat etsinler, ispat ederlerse futbolu bırakırım."
Rüştü Reçber-Beşiktaş

"Oyuncumuz Rüştü Reçber, 24 saatini kulübü için harcayan bir sporcu olarak başka takımlardaki meslektaşlarıyla onların maçlarında korkmadan ve cesurca oynamalarıyla ilgili telefon görüşmesi veya şahsi görüşme yapması kadar doğal bir şey yoktur."
Beşiktaş JK

Bir tutarsızlık yok mu? Rüştü doğal olarak "böyle bir şeyi konuşmam" diyor, ki konuşmaması lazımdır. Doğal olan budur. Beşiktaş'ın açıklamasında ise "konuşabilir, ne var bunda" demeye getirmişler lafı. Ne alaka yahu? Rüştü neden böyle bir şey yapma lüzumu hissetsin? Rüştü'nün başka işi gücü yok mu? Burada bir gariplik yok mu?

Bunun doğru olmadığına inanmak isterim. Ve bunu, beni yakından tanıyanlar gayet iyi bilir, bir numaralı Rüştü muhalifi olarak yazıyorum.

Gelelim ikinci kısma; şimdi Şekip Mosturoğlu da resmen çam devirmiş. Ali Yıldırım'ın bu olay üzerine Rüştü'yle görüştüğünü söylemiş. Neden -miş'li, -mış'lı ifadeler kullanıyorsun? diye soranlar çıkabilir. Girizgahta belirttiğim üzere, basın topalantısını ve sonrasını takip edemedim. İnternetten ulaşabildiklerim kadarıyla yorumluyorum. Şekip Bey'in açıklaması da komedi. Eleştirdiğiniz bir şeyden bahsedip, mevzuyu düzeltme amaçlı benzer bir harekette bulunduğunuzu söylemek de tuhaf değil midir?

Ve en son bölüm. Şimdi çıkarımda bulunma zamanı. Anlaşılan o ki; Turkcell Süper Lig adından da anlaşılacağa üzere iletişim konusunda sıkıntısı olmayan, hatta ciddi manada iletişim çılgınlığının yaşandığı bir ligmiş. Rüştü'nün samimi olduğu meslekdaşlarını arama ve maç öncesi telkinde bulunduğu iddiasından yola çıkarak bundan sonrası için bazı önerilerde bulunmak mümkündür. Ne gibi?

Bundan sonra;

* Rüştü Reçber, Süper Ligde yer alan ve "Milliyetçi" çizgideki oyuncuları bazı maçlardan önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin.

* Emre Belözoğlu, Süper Ligde yer alan ve kimilerince "Cemaatçi" diye tabir edilen oyuncuları bazı maçlardan önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin. (Bu konuda Hakan Şükür'den destek alabilir)

* Alex de Souza, Süper Ligde yer alan ve Brezilyalı dindar oyuncuları bazı maçlardan önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin.

* İvan Ergiç, Süper Ligde yer alan ve "Marksist" oyuncuları bazı maçlardan önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin.

* Arda Turan, Süper Ligde yer alan ve tiyatroya, sinemaya ilgi duyan oyuncuları bazı maçlarda önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin.

* Matteo Ferrari, Süper Ligde yer alan ve "gece hayatına düşkün" diye bilinen oyuncuları bazı maçlardan önce arasın ve "korkmayın" mesajı versin. (Bu konuda Pascal Nouma'dan yardım alabilir)

Bu listeyi genişletmek mümkün. Şu an için bu kadar yeter. (İsteyen yorumlarda listeye eklemeler yapabilir tabii)

Velhasıl kelam, nihai paragrafta toplumsal bir mesaj verecekmişim gibi oldu ama daha çok Fenerbahçeliler özelinden bir mesaj olsun. Rüştü isterse kaleci Murat'ın yedi sülalesini Fenerbahçe maçından önce aramış ve "korkmayın" demiş olsun. Ne değişir? Önemli olan Fenerbahçe'nin kendi elinde olan şampiyonluk şansını, son 90 dakikada değerlendirememesi ve bi nevi kendi eliyle son maçta şampiyonluğu Bursaspor'a vermiş olması değil midir? Öyledir tabii. Onun dışında ne desek gırgır şamatadır. Yukarıda yaptığımız da budur.

Perşembe, Ekim 01, 2009

Rüştü'nün Gerçek Yüzüyle Tanışmak

"Rüştü, başa gelince anlaşılan bir musibettir."
by deep floyd - Tribün Dergi

Rüştü'yü pek sevmem ama zamanında yerel başarılarımızda büyük payı vardır. Onu göz ardı etmemek lazım. Ama yitip giden her Avrupa maçında da payı büyüktür. Dayak olayında da ilk bakışta eleştirel bakılabilecek bir olay gibiydi benim için, ama neden sonra çok üzülmedim...

Lakin Rüştü'nün esas 2002'den sonra düşüşe geçtiğine inanıyorum öte yandan. Tıpkı Hasan Şaş'ın Brezilya maçında tavan yapıp, sonra batırması gibi, Rüştü'de o kupada zirveye çıktı, ve sonra bodoslama dibe daldı. Hala da dipte...

Neyse, Rüştü'nün gerçek yüzüyle tanışan Beşiktaşlı dostalara selam olsun ...

Salı, Eylül 29, 2009

Medyanın Rijkaard'la Alıp Veremediği Ne?

Galatasaray'ın Süper Lig'de kaybettiği ilk puan ve serinin bozulmasıyla birlikte, tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi medyanın eleştiri okları yaylarından fırladı. Eleştiri herkese ve herkesce yapılabilir bir şey. Rijkaard'ın yerine Capello olsa Galtasaray'ın başında, o da ilk puan kaybında eleştirilir. Buna şüphe yok.

Yalnız Galatasaraylılar Rijkaard'dan çok şey bekledikleri için (ki haklılar) ve onun sisteminin oturması için gerekli olan şeyin sabır ve zaman bileşimi olduğunu iyi bildiklerinden, medyanın bu eleştirilerine çok kızmış görünüyorlar. Esasında Boğaz'ın diğer yakasından bakan Fenerbahçeliler için bu durum daha çok, Galatasaray ve Galatasaray'ın teknik direktörü eleştirilemez mantığında bir noktaya getirildiği yönünde. Bu yoruma Galatasaraylı okurlar muhtemelen kızacaklar ve savunma mekanizmalarını devreye sokacaklar ama buradan bakınca öyle yorumlanabiliyor hadise. Bunu da kabul etmeliler.

Dün geceki maçtan sonra pek çok şey yazıldı. Rijkaard'ın B planı olup olmadığından tutun, karakterine kadar birçok şey tartışıldı. İlave yorumlarla ortalığı daha fazla bulandırmaya niyetimiz yok elbette. Konuyla ilgili Mehmet Demirkol'un tespitleri fevkalede önemlidir. Onu işaret etmek lazım. Rijkaard'ı eleştirmeden önce onun teknik adamlık geçmişini, oyun felsefesini, ve daha önce çalıştırdığı takımlarda B planı olup olmadığını araştırmak daha makul bir yoldur.


Medyanın Rijkaard'la alıp veremediği ne? Bugün birçok Galatasaraylı bu soruyu soruyordu. Herhangi bir alıp veremedikleri şey var mı yok mu? Şu aşamada bunu kestirmek zor. Lakin hadiseye esprili bir şekilde yaklaşmak icap ederse, geçmişten kalan bir meselenin intikamı alınıyor olabilir. Rüştü, Barca'da forma şansı bulamıyorken, "Bu adam niye Rüştü'yü oynatmıyor?" sorusunu defalarca soran ve Rijkaard'a bu tercihi yüzünden kızan medya, belki de o günlerin intikamını almaya çalışıyordur. Kim bilir?

Salı, Eylül 15, 2009

Bir Rüştü Reçber Klasiği

"M.United'a gitme şansım varken Barcelona'yı seçtim.."

Rüştü'yü ne kadar çok (!) sevdiğimi herkes bilir. Yine ciddi bir sorumluluk arifesinde Rüştü yok. İşte onu bu yüzden sevmiyorum. Bu kez de kulak zarından operasyon geçirmiş. 3 hafta yokmuş. Sevinsin bence Beşiktaşlı arkadaşlar.

Bizdeyken hala o Beşiktaş maçı öncesi yaptığı profesyonellik dışı hareketi ve söylenen yalanı affedemiyorum. Basit bir taraftardan öte değilim ama unutamıyorum işte..

Ekşi Sözlük'te Rüştü hakkındaki ilk entry'e bakın, orada "portakal" rumuzlu arkadaş güzel özetlemiştir durumu;

"Fenerbahçe'nin, karısına kızıp elini cama vurarak kesen kalecisi... gazetelere yansiyan haber ise önce "ayakkabisini temizlerken falçata ile kesti" olmuştur... mesela elleri ile para kazanan bir başkasini, atiyorum Fazıl Say'ı ellerini camlara vururken ya da falçata ile piyanosunu temizlerken düşünebiliyor musunuz?"

Doğru söze ne denir ki?

Rüştü'yü eleştirdiğim vakitler genelde, "çok iyi bir kalecidir" diye savunuyorlar onu. Benim geçmişteki başarılarına çok ciddi bir eleştirim yok. Onun sayesinde ligde çok mühim başarılar elde etmişizdir. Avrupa'daki birçok maçta bizi yakmış olsa da, geçmişte çok iyi bir kaleci olduğu gerçeğini göz ardı edemem...ama Rüştü iyi bir profesyonel değildir. Sadece rakip topçulara efendice davranmakla da bitmiyor bu işler ayrıca. Futbolcu öncelikle ekmeğini kazandığı takıma ihanet etmeyecek. Rüştü bunu çok yapıyor. Ve bunları saçma sapan goller yiyerek yapsa (bkz.en son Gs-Bjk derbisi) çok üstünde durulmaz, durulmamalı..fakat gidiyor kendisine en çok ihtiyaç duyulan anlarda bir sorun yaşatıyor aniden, ve piyasadan toz oluyor. Ona güvenenleri adeta sap gibi bırakıyor ortada.

Şimdi M.United maçında kalede muhtemelen Hakan olacak. Onun psikolojisi de zor olmalı. Bir yandan oynayacak olmanın verdiği mutluluk, öte yandan United'a karşı olası bir kötü performansla iyice topun ağzına gelme durumu. Belki de içinden sövüyordur "neden" diye, kim bilir?

not: son oynan gs-bjk derbisinde rijkaard'a rüştü'nün performansını soran bir gazateci oldu mu? ben ne duydum, ne de okudum bunu..ondan soruyorum.

Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...