
"... Bir kulüp yönetseydim Carlos'u transfer etmezdim. Medya Türkiye'de o kadar baskı yapıyor ki, kulüpler böyle futbolcular almaya mahkum oluyor. Carlos muhtemelen Twente'li oyuncuların toplamından daha pahalıdır. Maliyeti gerçekteki bedelinden çok daha yüksek. O, sonuçta taraftarlara bir hediye. İmzasını atacak, formayı öpecek, kulüp de böylece taraftarlara "Biz ciddiyiz" mesajı verecek. Bu oyun planından daha çok bir pazarlama stratejisi. Ama sahada karşılığını bulmuyor".*
* Simon Kuper'in Newsweek Türkiye dergisine verdiği röportajdan alıntıdır. (Röportaj: Yenal Bilgici)
***
İki yıl önce Fenerbahçe Spor Kulübünün ev sahipliğiyle gerçekleşen "Spor ve Bilim Kongresi"nin ilk konuşmacısıydı Simon Kuper. Hani şu meşhur "Footbal against the enemy" (Futbol asla sadece futbol değildir) kitabının yazarı. Zaten ilgimi çeken bir organizasyondu. Kuper'in adını da duyunca, sabah sabah o trafik çilesini çekmeye razı oldum, koşa koşa gittim deyim yerindeyse. Salonda taş çatlasa yüz kişiydik. Basın bile yeterince ilgi göstermemişti bu önemli kongreye. Kahve arası verildiğinde, Mehmet Demirkol'un yanına muhabbet etmeye gittim. Bir ara, "neden böyle bir organizasyona medya bile ilgisiz kaldı?" diye sordum. O an bana "sen de gayet iyi biliyorsun" der gibi baktı. Cevabımı aldım. Neyse, nereden nereye geldik. Simon Kuper'i dünya gözüyle görmek. Bilgilerinden faydalanmak, anılarını dinlemek güzeldi.
27 Eylül-4 Ekim 2009 tarihli Newsweek Türkiye dergisindeki "Geleceğin Rüya Takımı" makalesini ve Simon Kuper röportajının tamamını okumanızı tavsiye ederiz.
