Fabio Bilica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fabio Bilica etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Aykut Kocaman'a Sormak İstediğim Tek Soru: Neden Bilica?

Fenerbahçe Spor Kulübü sportif direktörü ve aynı zamanda teknik sorumlusu olan ve çocukluğumun Fenerbahçe'sinin en önemli figürlerinden biri olan Aykut Kocaman'a elbette ki şu günlerde sormak istediğim çok soru var. Ancak şimdilik hepsini bir kenara itiyorum ve tek bir soru sormak istiyorum.

Yıllar önce Trabzon deplasmanında şampiyonluktaki en büyük rakibini yenen Fenerbahçe takımında o gün oyuncu olarak görev alan ve maçtan sonra neredeyse her Fenerbahçeli şampiyonluk şarkıları söylerken, herkesin aksine mikrofonlara şu sözleri söyleyen:
Şampiyonluk sevincim Trabzonsporlu arkadaşlarımın kaybettikleri için yaşayacakları baskıyı düşününce kursağımda kalıyor,” kişiydi futbolcu Aykut Kocaman. Rakip de olsalar meslektaşlarının acılarına kurduğu empatiyle hissedebildiğini o gün söyleyen, deyim yerindeyse taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kuran kişiydi futbolcu Aykut Kocaman.

Daha sonra Fenerbahçe'den gönderilmesi, futbol hayatının geri kalan kısmı ve teknik adamlık dönemi... Hayatının bu dönemlerinde de ekseriyetle saygı duyulan bir figür oldu.

Ve malumunuz en sonunda önce Fenerbahçe'ye sportif direktör oldu. Akabinde de teknik adamlık koltuğuna oturdu. Aykut Kocaman hala Türk futbolunun en çok saygı duyulan figürlerinden biridir. Hala rakiplerine gerçek manada saygı duyan kişilerden biridir.

O halde sormak isterim: yukarıda bahsettiğimiz Aykut Kocaman profiline, Bilica gibi bir oyuncuyu Fenerbahçe'de hala tutmak, ona forma şansı vermek yakışıyor mu? Üzerinde taşıdığı formanın farkında olmadığını defalarca kez ispat etmiş bu oyuncuyu Aykut Kocaman'ın takımdan uzaklaştırması için Bilica'nın daha ne yapması gerekiyor? En son Beşiktaş maçında yaptığı o malum hareketle formasını giydiği kulübü adeta küçük düşüren ve yaptığı işe (ve yine rakiplerine de tabii) saygısı olmayan bu oyuncuyu hala takımda tutmanızın sebebi nedir? Kendisi bulunmaz hint kumaşı mıdır? Değildir. Kaldı ki öyle olsa bile, mühim olan bu asırlık camiaların duruşudur. Böyle durumlarda camianın prestiji oyunculardan önce gelir.

Umarım transfer dönemi bitmeden Fabio Bilica'nın Fenerbahçe'yle ilişiğini kesersiniz. Çocukluğumun Fenerbahçe'sinin en özel figürlerinden biri olan ve bugün hala sevdiğim Aykut Kocaman'dan şu aşamada en büyük beklentim budur.

Sevgiler
el burrito


Pazar, Nisan 18, 2010

Artık Hayatımızdan Çıksan Diyorum #2

Bu başlığı daha önce Güiza için kullanmıştım. Gerçi o zaman mevzu başkaydı ama Bilica için de gider bu cümle. Hatta Güiza'nın durumu çok daha naif kalıyor demek lazım. Bilica geldiği ilk günlerde yaptığı hatalar ve anlamsız hareketleri (rakibi kasti sakatlamaya ve gereksiz karta neden olacak türden malum hareketleri) sebebiyle bu oyuncunun uyarılması gerektiğini belirtmiştim. "Hatta kendini hala Sivasspor'da zannediyor sanırım, şu an üzerinde taşıdığı formanın farkında değil galiba." diyerek de eklemiştim ama ne yazık ki Bilica aynı saçma sapan hareketlerine devam etti. Ve en son bu gece penaltı pozisyonundan sonra yaptığı o anlamsız zemin deşme hareketiyle kendisine yol verilmesi gerektiğini kanıtlamış oldu. Her şeyi geçtim, az evvel sarı kart görmüş bir adamın o hareketi yapmasındaki mana nedir? Amatör topçu yapmaz bunu.

Bilica malum ahım şahım bir defans oyuncusu değil, bu bir... İkincisi, isterse Puyol gibi oynasın ama mühim olan sadece iyi futbol oynamak değildir. Yaptığınız işe ve bağlı olduğunuz camiaya, giydiğiniz formaya saygınız da olmalı. Bilica'da bu saydıklarımın hiçbiri yok. Lamı cimi de yok, tez elden bu arkadaşa yol verilmelidir.

Nokta.

Düzeltme: Nokta dedik ama bu düzeltmeyi yazmak lazım. Bilica penaltı noktasını eşeleme hareketinden sonra kart görmüş. Oysa biz yazıda, "Her şeyi geçtim, az evvel sarı kart görmüş bir adamın o hareketi yapmasındaki mana nedir?" yazmıştık. Doğrusu öyle değilmiş. Tekrar yazayım, o hareketi nedeniyle kart görmüş. Ama yine de Bilica denen adam bu takımdan gönderilmelidir. Bu konudaki fikrim aynıdır.

Cumartesi, Kasım 07, 2009

200 Bilica


Fenerbahçe'nin Avrupa kupalarındaki ilk golünü 1959 yılında, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası 1. turunda, İstanbul'da oynanan ve 1-1 sona eren ilk maçta, Macaristan'ın Csepel takımı karşısında, efsane oyuncu Can Bartu kaydetmiş. İkinci gol ise rövanş maçında bir diğer efsane oyuncu Lefter Küçükandonyadis'ten gelmiş.

Avrupa kupalarındaki 100. golü ise Haim Revivo atmıştı. Revivo, 2002-2003 sezonunda, UEFA Kupası 1. turunda, deplasmanda İsveç'in AIK Solna takımıyla oynanan ve 3-3 biten maçta, takımın ilk golünü atarak bu unvana sahip olmuştu.

200. golü atmak Brezilyalı Fabio Bilica'ya nasip oldu. Aslında golü atan Alex olsa daha mutlu olurdum, ne yalan söyleyeyim. Yine de Bilica'nın atması da iyidir elbette.

Efsanevi 1988-89 sezonunda Turhan Sofuoğlu'nun attığı 100. gol kadar akılda kalan bir gol olur mu, orası muamma tabii..

Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...