Cumartesi, Ağustos 22, 2009

Flattered by Milan's Interest



Ekşi Sözlük'te hakkında en çok yorum girilen Türk futbolcudur herhalde Sabri Sarıoğlu. Bunu futbolculuğundan çok doğasına borçlu olduğunu söylemek gerek ama...

Sabri bana çocukluğu boyunca mahalledeki berbere nasıl traş olacağını hiç tarif etmeyen, daha çok seçimi berber abiye bırakan ve bu sebeple o sıradan saç stilinin ortaya çıkmasına müsaade eden çocukları hatırlatıyor. Bu çocuklar aynı zamanda koltuk altlarına sıkıştırmaya özen gösterdikleri plastik futbol toplarıyla bütün gün mahallede dolaşır dururlar.

Dün bir haber vardı Hürriyet'te. Ramazan'ın ilk günü olması sebebiyle acep oruç başımıza mı vurdu? sorusuyla karşıladım o haberi ilk. Malumunuz haberde Milan'ın Sabri'ye kanca attığını yazıyorlardı.

Sabah bu haberi bana duyuran ilk kişi bir Galatasaraylı arkadaş oldu. O kadar mutluydu ki size anlatamam. Ciddi ciddi Sabri'nin gideceği hayalini kurmuş hemen.

Sabri sanırım Galatasaray'ın İbrahim Üzülmez'i olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecek. Oyuncular geliyor gidiyor, yeni teknik adamlar keza geliyor gidiyor ama Sabri hala Galatasaray forması giyiyor. Hem de bu kadar eleştireni, beğenmeyeni varken.

Dikkat etmişsinizdir muhakkak. Top Sabri'nin ayağına geldiği an direk bir uğultu başlıyor Sami Yen'de. Bu konuda Galatasaray tribünlerini eleştiriyor gibi algılanmayayım. Sadece gözlemdir benimkisi. Zaman zaman kendinden beklenmeyen güzellikte işler çıkarıyor Sabri ama onlar da ekseriyetle güme gidiyor. Zira tribünler otomatikman "Sabri kesin batırır, yine auta çıkacak açacağı orta" beklentileriyle bakıyorlar ayağına aldığı her topa. Bu yüzden ara sıra yaptığı olumlu işler öyle pek takdir edilmiyor.

Elbette Sabri'yi ilk günden beri seven, takdir eden bir kesim de vardır Galatasaray tribünlerinde ama nerdeyse büyük çoğunluk Sabri'nin olası gidişi için her gün dua etmekte. Haberi birkaç kez okuduktan sonra aklıma zamanında Fatih Altaylı'nın Alex transferi hakkında yazdığı yazının başlığı geldi, hani şu meşhur "Kandırmayın Fenerbahçelileri" şeklinde olan. Ben de izninizle lütfen kandırmayın Galatasaraylıları demek istiyorum Hürriyet'tekilere. Bir Türk oyuncunun her zaman Avrupa'yı ilk tercih olarak görmesi gerektiğine inanan biriyim ama burada mevzubahis Sabri Sarıoğlu'dur. İnsanın bu rivayete inanası gelmiyor. Milan gibi büyük bir takımın Sabri'yi tercih etmesi için makul nedenleri olmalı. Sizce var mı ey Hürriyet spor servisindeki arkadaşlar?

Gönül ister ki, ben yanılayım, yeter ki Sabri gitsin diyeyim hadi. Hem Sabri gibi bir oyuncu Milan'a gitmiş olur, hem de Galatasaraylı arkadaşlar mutlu olur o zaman..

Aklıma gelmişken, Sabri Sarıoğlu'nun Friendfeed'i kullanıyor olması ve her nasıl olduysa artık beni de takip ettiği kullanıcılar listesine alması... Şaka gibi. Ne alaka?

Son olarak konuya ilişkin Ekşi Sözlük'te "kompozit" adlı kullanıcın yazdığı hoş yorumu buradan paylaşarak bitireyim yazıyı.

yıllar sonra ntvspor'da yorumcu koltuğunda oturan sabri'den şu lafları işitmemize neden olacak eylemdir.

" yurtdışına transfer olmak o kadar kolay birşey değil. bir uefa maçı sonrası milan beni transfer edecekti. ekşişözlükteki hakkımda yazanları bir okumuşlar... almadılar!"


kompozit- ekşi sözlük


7 comments:

dioxide dedi ki...

o konuda bizim tribünler eleştirmeli ama. gereksiz tepkiler gösteriliyor çokça.

"bambaşka orta yapardı, fark etmeden gol atardı, onu kimse anlamazdı, dikkat sabri sarıoğlu, dikkat sabri sarıoğlu.."

Blogspor dedi ki...

Bir ara Fiorentina yoneticileri izlemisti yanlis hatirlamiyorsam Sabri'yi Ali Sami Yen Stadi'nda,Fener macindaydi sanirim,almadilar :D

Yalniz o degilde adami yerden yere vuruyorlar,dalga geciyorlar falan fismekan.Onun yerinde olsam ne yapardim bilmiyorum...Sabri'nin durumu -adim cikti dokuza,inmez sekize- muhabbetinde.Top Sabri'nin ayagindayken herkes top kesin disarda diye dusunuyor.Arada bir sasirtiyor taraftarlari ama senin dedigin gibi pek etki etmiyor.

Ömer dedi ki...

Bu ne bicim bir Sabri fotografidir yahu. Blogun tamamini kaplamis neredeyse.

obsesif dedi ki...

kompozit'in yorumu süper ((: hakikaten de sabri uzun yıllar daha galatasaray'da kalacaktır gibime geliyor, her takımda 1 tane böyle eleman vardır, tribün sevmez ama adam mevcut yetenekleriyle rotasyonu sağlayabilecek en iyi adamlardandır, sonuç olarak bu adam avrupa şampiyonasının yarı finale çıkan milli takımında da banko oynadı, ya da galatasarayın şampiyonlar ligi maçlarında.. tamam bende beğenmiyorum ama bu sabrinin yeteneksizliğinden çok yapamadıklarını sürekli yapmaya çalışmasından kaynaklanıyor, ha bu yapamadıklarını sürekli yapmaya çalışmasa tercih edilir miydi, muamma.. ama sabri lanse edildiği kadar yetenek özürlü bir futbolcu değildir, sabrinin hatalarıyla bu takım gol yemiştir, ama sabrinin hatalarıyla kaç maç kaybetmiştir ( galatasaray ya da mili takım ) ? lanse edildiği gibi olsa milli yarı final oynayan milli takımda ya da şampiyon olan galatasaray'da bu kadar oynayabilir miydi sanmıyorum.. gerek duran topları kullanma merağı gerekse de savunmadaki zafları ( sabriyi suçlamak bunda da ne denli doğrudur bilemiyorum çünkü sabri sağ bek değildir, boyu da bellidir, orda öyle kafaya çıkılır mı ulan sabri? demeden önce sağ bek olmayan sabrinin kafa topunu alamadığı adamın boyuna posuna mevkisine de bakmak lazım ) sabri gördü mü şut çeker dağa taşa gider, fırsatını buldumu açar ortayı kaleciye gider ama sık sık yapar bunlar olsun lan sabri, kendi yarı alanının dışına çıkmayan ya da sorumluluk almaya götü yemeyip de 5 adım ötesindeki adama pas vermeye bile tereddüt edenler utansın aynen devam.. uğur uçar mı, uğur uçar! sabri milan'a gider mi kompozit en doğrusun söylemiş, yanlış anlaşılmayalım derdimiz başka, bir ada topçu değil yakıştırmasını yapmanın kolaylığıdır sorun.

Zenana dedi ki...

onu bunu geçtim sabri'nin en sokak çocuğu fotoğrafı bulunmuş takdir ettim.Tanımayan adama göster ,hiç yadırgamaz anında "Oğlum bana şurdan bi kısa Maltepe kap be" diye Sabrinin eline parayı verir=))

(bence Sabri'de koşar-alır gibi ama bilemedim şimdi?)

Adsız dedi ki...

Adım gibi eminim, gitse badem gözlü olur.

kutay dedi ki...

netenya maçında top onune geldiğinde uğultu çıktı, tam bordeux maçında oldugu yerdeydi herkes "vur vur" diye bagırdı.
keıtanın frıkık golunde sinsi sinsi topun başına yaklastıgında "gitme lan allahsız" tepkileri televızyondan bile duyulunca çok sasırmıştım..)
dediğin gibi sabri galatasaray'ın ibrahim'i olma yolunda, bu kotu bir sey değil, umarım galatasaray'ın selçuk şahin'i olmaz.
bu sene sabri'ye daha farklı bir bakıs var galatasaray tribünlerinde, belki de aklını çelen abiler olmadığı için daha sempatik geliyor herkese..