Cumartesi, Kasım 15, 2008

Duran Topların Önemi

Fenerbahçe 2 Ankaraspor 0

Galatasaray derbisindeki 4-1'lik galibiyetin ardından Ankaraspor'la oynamak ciddi bir dezavantajdı aslında. Ankaraspor takımı geçtiğimiz yılı Aykut Kocaman'ın sistemine alışma problemleriyle geçirmişti. Ciddi bir rakipti Fenerbahçe için. Kadıköy'e lider Trabzonspor'un 4 ouan gerisinde 2. olarak geldiler. Maç öncesi golün gecikmesi, ya da skorda olası geriye düşme durumları Fenerbahçe'yi çok zorlayacaktı. Ankaraspor son 8 maçtır yenilmeyen bir ekip. Ve maç öncesi yanlış okumadıysam bu periyodda sadece 3 gol yemişler..

Ankara ayağa sağlam oynayan, pas trafiği konusunda oldukça disiplinli bir takım. Bu maçı televziyon başında izlemek üzdü beni. Ankaraspor takımını stadda izlemek isterdim. Oyun kurgularını, taktik detayları takip etmek iyi olurdu. Oyunun ilk yarım saatinde çok zorladılar Fenerbahçe'yi. Rakip yarı alanda nerdeyse yoktuk o dakikalarda. Selçuk ve Josico ikilisinin orta saha çizgisini pek geçemediği bölümdü. Ankaraspor'un yüklendiği dakikalarda gol yememiş olmamızın iki sebebi vardı. Biri geriye yaslandığımız zamanlarda ciddi pozisyon vermiyoruz rakiplerimize, diğer sebep de biraz hakem faktörüyle alakalıydı. Maçın başlarında Ankaraspor'un bir penaltısını es geçti maçın hakemi.

Dakikalar 32'yi gösterirken. Kazandığımız serbest vuruşta çalışılmış bir pozisyonla öne geçince, Ankarasporlu futbolcular moralman çöktüler. O dakikaya kadar iyi oynuyorlardı ama Fenerbahçe doğru düzgün pozisyona girmemiş olmasına rağmen, güzel bir serbest vuruş çalışmasıyla 1-0 öne geçmişti.

Bu golden sonra Fenerbahçe oyunu dengeledi. Ve golün verdiği güvenle iyi top çevirdi. Devreye 1-0 önde girdik.

İkinci yarı da bu görüntü devam etti. Ankaraspor takımı pasif moda geçti adeta. Ama bu bölümde Alex'in yokluğu bariz belli oldu. Top sürekli Fenerbahçe'de, ve sahada Emre gibi iyi top kullanabilen bir isim olmasına rağmen Fenerbahçe ciddi pozisyonlar üretemedi. Dakikalar 55'i gösterirken yine bir serbest vuruş sonrası 2.gol geldi. Tıpkı derbide olduğu gibi yine R.Carlos iyi vurdu, pozisyonu iyi takip eden Lugano sadece dokundu, ve topu ağlara gönderdi. Bu gol maçı kazandığımızı gösterdi. Bu arada her iki golün öncesinde gereksiz faul yaparak serbest vuruşa neden olan Ankarasporlu oyuncuların gollerdeki katkılarını da vurgulamak gerek.

Geriye kalan 35 dakikada Fenerbahçe yine ciddi pozisyonlar vermedi..ama aynı zamanda ciddi gol pozisyonları da üretemedi. Bu dakikalarda gözlerim sahada Alex'i aradı. Saha sola yan pas yapan oyuncular yerine, akıl dolu paslarıyla arkadaşlarını her an gol pozisyonuna sokabilecek Alex'i izlemek ister bu yürek.

Skorun verdiği rahatlık ve bir de yorgunluğu da katarsak işin içine, 70'ten sonra Fenerbahçe'nin oyundan düştüğünü ve Ankaraspor'un daha çok topla oynama fırsatını bulduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki, son yarım saatte Fenerbahçe savunması yapabildiği en iyi işi yaptı ve geriye yaslandığı bu dakikalarda gol şansı tanımadı rakibine.

Ankaraspor'daki Theo'yu çok beğendimi söylemeliyim. Oyundan çıkana kadar en iyisiydi rakip takımın. Özer Hurmacı ise beni şaşırttı. Daha iyi bir performans bekliyordum ondan. Fenerbahçe'de ise Gökhan ve Selçuk iyi oynadılar. Bir de Deivid'in takıma katkısını gözardı etmemek gerek. Oyunun sıkıştığı dakikalarda devreye girip topu ayağında tutarak savunmasını dinlendiriyor.

Alex'in oynamadığı son 3 maçta; 2 galibiyet ve 1 beraberliği var Fenerbahçe'nin. Rakip filelere 6 gol gönderirken, kalemizde ise sadece 1 gol görmüşüz. Alex'in yokluğunda takım savunmasında daha iyi olacağımız belliydi zaten. Ofansif anlamda ise son 2 maçta atılan 6 gol kimseyi yanıltmamalı. Bunların çoğu duran toptan geldi çünkü. Alex olmayınca hücumda çok kısır bir görüntü çiziyoruz.

Son 3 maçtan alınması gereken ders bellidir. Alex-Semih-Güiza üçlüsü bir arada oynayacaksa, orta sahadaki 3 isim çok önemlidir. Oyunun iki yönünü oynayabilecek adamlar lazım. Şu anki kadro yapısında orta 3'lü de bu işi yapabilecek isimler yok gibi. O zaman geriye kalan alternatif, ilerideki 3 isimden birini kesmektir. Alex sakat ya da cezalı değilse her zaman sahada olmalı. Sorulması gereken soru ise Semih mi, Güiza mı? olmalı. Benim tercihim Semih olurdu. Güiza formsuz çünkü..ama bonservisine 14 milyon avro saydığınız bir oyuncuyu yedek kulübesinde oturtmanız kolay değildir..Hele ki Türkiye'de hiç kolay değildir bu iş.

1 comments:

Romanese dedi ki...

o maçın bu skorla bitmesi çıldırtıyor insanı =)