Salı, Eylül 15, 2009

Hikaye-i Deplase

Pazar sabahına yapılan başlangıç uzun bir zamandan sonra bu denli istek doluydu. Tüm hafta çalışarak hakettiği o haftasonu tatilinin koca bir 24 saatini Fenerbahçe'ye adayacak olanlar bile bu isteği barındırıyorlardı. Eski adı "Brusa" olan eski başkent Bursaydı istikametimiz.

Yorucu ve keyifli bu sürece sahip dükkanın kepenkleri Salı Pazarı'nda açılıyordu ilk olarak. Beklenen o büyük yağış yerine haykırılmayı bekleyen sevda doluydu İstanbul. Gökteki bulutlar saatin erken olmasından dolayı henüz güneşe yenik düşmemişti. Hala İstanbul'un tepesinde o saydamlığıyla yer alıyordu.

Otobüs harekete geçmişti artık. Bu belki de bizim için de başlangıç düdüğüydü. Otobüsün arkasından çıkan nağmeler dalga misali öne doğru ilerlerken ses telleri gitgide zorlanmaya başlamıştı. Feribot belki bir nebze de olsa dinlendirici bir etken olur diye düşünülürken nağmeler Marmara Denizi'nin göbeğinde de haykırılıyordu. Yıpranmış bu ses tellerine feribotun kaptanından ikram olan çaylar büyük bir ilaçtı şüphesiz. Çaylar içildi derin bir uyku çekildi. Sonra Bursa'ya varıldı. Yok yok. Ne uykusu? Buna gerek bile yoktu. Feribottan sonra zaman zaman kahkahalar ile zaman zaman ise tellerin azılı düşmanı olan tezahuratlarla birlikte Bursa'ya varıldı. Bu sürede yağmur damlaları kendisini İstanbul'dan tanıdık gelen o bulutlardan aşağıya doğru bırakıyordu Bursa'da. Polislerin otobüsü aramasından sonra can sıkan o haber geldi. Neredeyse yaklaşık 5 saat kadar Şube Müdürlüğünün tesislerinde bekletilecektik. Yağmurun sahneden çekilip yerini güneşe devretmesiyle birlikte otobüsün içinde kavurucu bir sıcak ortaya çıkmıştı. Otobüste durmak için sadece uyumak gerekiyordu. Dışarısıyla tüm bağlantıyı koparıp sadece uyumak. Bu durumu yapması zor olanlar ise ister istemez tesislerdeki o alana bıraktı kendisini. Acıkanlar,susayanlar,iftarı nerede açacaklarını düşünenler,iddaa kuponlarının akıbetini merak edenler,çeşit çeşit otobüslerle aynı tesise gelenleri karşılayanlar..

5 saate yakın olan o zaman dilimi artık erimişti. Polisin gelişiyle birlikte 2'li grup halinde ayrı ayrı stada hareket edildi. Hareket sırasında okunan ezan, oruç tutanların iftarla ilgili düşündükleri o soru işaretlerini artık iyice belirginleştiriyordu.Keza orucunu hala açamamış olanlar mevcuttu. Stadın etrafından alınan köfte ekmek ile açıldı oruçlar.İçi lokum, dışı ince bir et katmanından ibaret olan bu şekerimsi köfteler bir şekilde mideye ulaştırıldı. İskender diyarında oruçların bu şekilde açılması tabiki beklenen bir durum değildi.

Stada girmeye çalışanlardan gelen tepki dolu bağırışlar artık iyice yükselmeye başlamıştı. Deplasman tribünündeki 2 tane turnike de çalışmıyordu.Evet çalışmıyordu.O 2 kapıda oluşan izdiham artık sinir kat sayılarını fazlasıyla yükseklere çıkartıyordu.Polisin alışıldık o sert tutumu da bunda bir etkendi elbet."Ben ne yapayım?" diyen zihniyetin yansımaları bu izdihamdakilere bir alev olarak geliyordu.Bu sorumsuzluk nedeniyle tam maç saatinde stada giren taraftarların sayısı hiç de az değildi.

Stadın geneline yayılmış olan o kasvetin bizim tribüne girmemesi gerekiyordu.Haykırılmayı bekleyen bu sevdalar artık rahat rahat hareket ediyordu.Beklentileri sonuç bulmuş,ses tellerine tekrardan yorucu anlar yaratmıştı.Devrenin sonuna doğru 3 puanın ikramını doğum günü çocuğu Alex yapıyordu.Bu,gün içinde bir kaptandan gelen 2.ikramdı.Devre arasında açık tribünde yer alan ve yaş ortalaması muhtemelen 17'yi geçmeyen bir kesimin tahrik çabaları kısa süreli olarak, gazetelere yansıyan o "istenmeyen görüntülere" sebep oluyordu.

İkinci yarıda dozajı arttırılan nağmeler ile birlikte 3 puan artık yamaçlarımıza kadar gelmişti.Bitiş düdüğü ile birlikte bu haftalık hedef tahtasının göbeğinde duran o "5te 5" noktasına isabet ettiriyorduk oku.Bitiş düdüğünü çalan adama bu satırlarda yer vermek pek de uygun olmaz.Güzel bir güne ait olan bu hikayede yeri olmayan kötü karakterler de vardır mutlaka.Ancak maç bitiminden dakikalar sonra tek isteği su olan taraftarların önünden bir karton dolusu su ile geçip,su almak isteyenlerden para talep ederek adeta çirkeflik taslayan sucu çocuğa yer vermemek de abes olurdu.

Maç sonunda 45 dakikalık gibi bir bekleme süresini tahminlerde dolaştırırken neredeyse sahura kadar kalınıyordu içerde.Zaman geçtikçe geçiyor ancak stad dışında çıkarılmak gibi bir düşünce yetkililerde yer almıyordu şüphesiz.Pazartesi gününün ilk dakikalarında staddan çıkartılırken "taşlanma" önyargıları ile birlikte otobüse binildi.Neredeyse Bursa çıkışına kadar çoğu ara sokakta bu önyargıları yıkmakla mükellef olan polisler ilginç bir görüntü oluşturuyordu.Yıkılan önyargılarla birlikte sahur da aradan çıksın denilerek Köfteci Yusuf'un yolu tutuldu.Takımın 10 dakika önce mekandan ayrıldığını öğrenmek de tatlı bir hayalkırıklığı oluşturdu.Bu sefer "gerçek" bir köfte yendi.İçi et, dışı et gerçek bir köfteydi.Bu lezzetli köftelerin üzerine içilen çaylardan sonra tekrar otobüse binildi.Gülüşmelerin egemenlik sağladığı bu ortam feribotun Gebze'ye varmasından sonra uyku denilen,huzurlu yok oluşa yenik düşmüştü.Kafalar öne eğildi,göz kapakları birbirleriyle kenetlendi.Gülüşmelerin oluşturduğu tonlamalar bu sefer horultulara hayat veriyordu.

Sabah 5'e doğru, kepenkleri açtığımız Salı Pazarı'na varıyor ve kepenkleri tekrar açmak üzere kapatıyorduk.Lige fire vermeden devam etmenin mutluluğunu,güzel bir deplasman gününün verdiği huzuru ve yaşanılanların oluşturduğu anıları da yanımıza alıp evlerimizin yolunu tutuyorduk..

Bu güzel deplasman hikayesini bitirmeden önce tekrarlayalım; Bu sene şampiyon Fener.Nasıl olacağını sormayın.Gayet iyi biliyorsunuz..
misafir yazar: northside
grupck.com

3 comments:

yiğit yılmaz dedi ki...

Müthiş bir yazı . Bu sene gidemedim bu maça ama gitmiş kadar oldum . Yazanın ellerine sağlık .

dertasacimbom dedi ki...

Güzel bir deplase hikayesi sonu yanlış ama :)

nikosmahlas dedi ki...

Neyse ki kapı patladı da çalışmayan turnike sorun olmadı. Bu arada kendi tribününe karaborsa yapanları da kutlamak mı lazım ne yapmak lazım bilemedim. Ayrıca Bursa tribününden artık kimse bilemiycem bir takım insanlar da iyi kar ettiler. Kullanılmış 20'lik biletleri bantlayarak 40'a tekrardan satarak.