Salı, Ekim 07, 2008

Zararın Dönülmesi Gereken Yeri


Fenerbahçe-Kayserispor maçının ardından yazılan çizilenlere bakın, maçla alakalı yazıların büyük çoğunluğunu tribünde olan biten ve o gün sahada olmayan isimler oluşturuyor. Yorum yapan herkesin üzerinde birleştiği konulardan biri Fenerbahçe'nin kendi evinde Kayserispor'a yenilebileceği, bunun futbolda olası durumlar arasında olduğu. Elbette ki sahada varlık göstermeden, 4 gol yemek Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya yakışmayandır. Ama meselenin özünde o gün sahada olanlardan çok daha başka şeyler olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerek.

Uzun süredir tribünlerin tek ses olamamasından dem vuruyorduk. Geçtiğimiz cumartesi gecesi tribünler tek sesti aslında. "Biz bunlara layık mıyız?" diyordu herkes. Kimisi içinden, kimisi avazı çıktığı kadar bağırarak söylüyordu bunu. Bazıları da, ki bunlar uzun süredir istenen seyirci profili olarak lanse ediliyordu, gerekli yerlere mesaj verme adına, sahaya sırtlarını dönüp alkışlayarak anlatıyorlardı aynı şeyi.

Kim fark etti, kim üstünde ne kadar durabildi bilinmez ama bu maç tek sesliliğin gündeme geldiği bir başka şey de bir tezahürattı. Şöyle bağırıyordu tribündekiler;

“Maçtan önce içtik biz, Fenerbahçe rakısı
Yoksa nasıl çıkacak Josico’nun parası.”

Son yıllarda Fenerbahçe tribünlerinin bir transferi birçok göndermeyi birarada barındıran bir tezahüratla anlattığı ve bunu esprili bir dille yaptığına şahit olmamıştım diyebilirim. Acı çektikçe insan daha bir üretken olur. Sanırım gidişat bizi çok daha üretken kılacak böyle giderse.

Sezon başından beri olan biteni aşağı yukarı herkesin gördüğü bi yerde, sessiz kalınması ve stada gelenlerin adeta tiyatro izler gibi tribünde oturması bekleniyordu. Yalnız bunu isteyen ve bekleyenlerin unuttuğu bir şey var. Son birkaç yıldır sportif anlamda gelen başarıyla bu istediğiniz ortamı bir müddet oluşturabilirsiniz. Ama başarısız sonuçlar arka arkaya gelmeye başladığında da, iyi günde sizinle birlikte olan bu seyirci-müşteri profili, kötü günde size hemen arkasını dönecektir. Kimisi maç bitmeden stadı terk edecektir. Kimisi de "çapulcu, rantçı" vb. diye nitelendirdiğiniz tribündeki gruplarla birlikte protestolara öyle ya da böyle katılacaktır. Her sene parasını ödeyip kombinelerini alan, Fenerium mağazalarından sürekli lisanslı ürün alarak alışveriş yapan kişiler, karşılarında dünya yıldızlarını beklerken Josico'yu görünce isyan edecektir haliyle. Futbolu çok iyi bildiğini iddia eden başkanın, yeri geldiğinde tribünlerin çok iyi isyan yerlerine dönüştüğünden haberi olmaması çok gariptir.

Bazı şeyleri eğri oturup düşünmek zamanıdır. Hataları görebilme zamanıdır. Tribünlerin sesini dinleme zamanıdır. Zico ve Aurelio isimlerinin tribünlerde haykırılmasını doğru yorumlama zamanıdır.

Son maçta iyice görülmüştür ki, pankartlar ait olduğu yere, tribünlere geri dönmelidir. Tribünler pankartlarla güzeldir çünkü.. Bilet fiyatları ucuzlaştırılmalıdır. Ülke gerçekleri göz önüne alınmalıdır. Bu sayede değişen tribün profilini tekrardan müsbed noktaya getirme amaçlanmalıdır. Tribünlerde müşteri-seyirci profili yerine, gerçekten Fenerbahçeli olanlar yer almalıdır. Cihatlar, Lefterler, Canlar , Fikretler marşını söyleyen tribünlere "Emreler, Tümerler" layık değildir. Lejyonerler yerine, inanmış futbolculara ihtiyaç vardır.

Uzun lafın kısası, şu an tam olarak zararın neresinden dönersek kârdır diyebileceğimiz bir aşamadayız. Ne kadar gecikilirse, o kadar büyük hata olacaktır.. Umarım bu gerçek görülür. Zararın dönülebilecek en kârlı noktasından dönüş yapılır.

11 comments:

peralta dedi ki...

ya bilet fiyatları hakikaten inanılmaz. hem kombinenin avantajını azaltmayan, hem de çok pahalı olmayan bir bilet tarifesine geçmeli fenerbahce yönetimi. 44 ytl gerçekten çok lig maçlarına.

bana göre türkiye'de üç büyüklerin lig maçı bilet fiyatları 25ytl'yi geçmemeli. (kale arkası için kouşuyorum)

galatasaray yönetimi 50 ytl ile başladı, çok uçtuklarını anlayınca, 30a kadar indiler. en azından tepkiye karşı bir politika geliştirdi gs yönetimi.

bu maçta fenerbahceliler'in canını yakan en son şey maç skoru belki de. 11 yılın üzerine şeref tribününü saran güvenlik görevlileri, devre arasında maraton tribünü takımı çağırırken guiza'nın en önde gitmesi ve neredeyse 1 aydır hayalet gibi görünen volkan'ı çağırması. düşünün ki fenerbahce kaptanlık pazubandını taşıyan adamı, dünkü guiza çağırıyor "gel de tribünle bütünleşelim" diye.

kısa sürede yaşanan bu çöküşün müsebbibi kimse hesap vermeli. tabela kötü diye aragones'i asmak belden aşağı vurmaktır. aziz yıldırım bugün çıksın televizoynalara, "kötü bir sezon planlaması yaptık, transferde erken davranamadık, acele ile bazı kararlar verdik, devre arasında düzeltmek için elimden gelen herseyi yapıcam" desin, tribünle olan kavgasını bitirsin, eminim yine herkes arkasında olur.

talento dedi ki...

böyle bir maç sonrasında fenerium kasalarında hala insanlar vardı bu arada, bence önemli bir ayrıntı...

haan dedi ki...

o değilde , I love you zico diye bağırıldı , mehmet aurelio diye bağırıldı ama küçücük bir grup çıkıpta "ali şen başkan fenerbahçe şampiyon" diye bağırmadı , bağıramadı...
ali şen başkan olsun diye söylemiyorum tabiki ama yeri geldiğinde bu tribünlerden başkanın aleyhine bile tezahürat yapılabileceğini , kimsenin eleştirilemez olmadığını göstermek lazımdı..fırsat kaçtı...

del piero dedi ki...

yok usta yok aziz yıldırım bu inatlarından dönmeyecek gibi!!!

KırmızıBeyaz dedi ki...

Hala derbiden sonra düşüneceğiz diyorlar.Sonumuz hayrola!

KırmızıBeyaz dedi ki...

Hala derbiden sonra düşüneceğiz diyorlar.Sonumuz hayrola!

çagdas dedi ki...

"... Ama başarısız sonuçlar arka arkaya gelmeye başladığında da, iyi günde sizinle birlikte olan bu seyirci-müşteri profili, kötü günde size hemen arkasını dönecektir. Kimisi maç bitmeden stadı terk edecektir. Kimisi de "çapulcu, rantçı" vb. diye nitelendirdiğiniz tribündeki gruplarla birlikte protestolara öyle ya da böyle katılacaktır. Her sene parasını ödeyip kombinelerini alan, Fenerium mağazalarından sürekli lisanslı ürün alarak alışveriş yapan kişiler, karşılarında dünya yıldızlarını beklerken Josico'yu görünce isyan edecektir haliyle..."

Önemli bir tespit. Ama Aziz Yıldırım artık geri adım atar mı? Atmaz bence.

Adsız dedi ki...

http://www.verkac.com/?p=4188

Önce bu linke bakmanızı rica ediyorum. Bu tip durumlarda kaynak belirtmeniz gerekir, etik olarak.

Ortega dedi ki...

Adsız,

Ben bu yazıyı yazdıktan sonra bana bu konuda onlarca mail geldi. Kimisi "Siz Onur Yazıcıoğlu musunuz?" diye sordular hatta. Ben de onlara bu yazıyı yazan kişi ben değilim diye döndüm.

Bu konulara çok dikkat eden biriyim. Hatta blogun onceki yazilarina bakarsaniz, daha birkac gun once yazilarin oldugu gibi alinip, altina baska imzalar atilarak yazilmasi meselesine cok kizdigimi belirttim. Bunlari soyledikten sonra elestirdigim bir seyi yaptigimin iddia edilmesi komik olur herhalde. Ayrica verkac.org gibi her gun yuzlerce kisinin girdigi bir siteden, bir yaziyi alarak, bloga baska bir imzayla atmak da komedi olur. Zira insanlar artik cok iyi takip ediyor bu durumlari.

Ben bu yaziyi mac bittikten birgun sonra yazdim (yani 5 Ekim tarihinde). Grup Ck'nin web sitesine koyacaktik hatta, ama sonradan bazi sebeplerden dolayi vazgectik. Bu kadar benzerligi baska bir yazida gorsem, ben de kopi-pest yapildigini dusunurdum ama sizi temin ederim ki, bu yaziyi bloga attiktan sonra gelen mailler neticesinde ilk defa gordum verkac'taki diger yaziyi.

Ne kadar inandirici bulursunuz bilmiyorum ama durum bundan ibaret..

Saygilar

mondo trasho dedi ki...

bu rakılı josicolu tezahüratın bestesi nasıl?
hangi şarkıdan? merak ettim çok.
bayağı güzel iğneleme...

Ortega dedi ki...

mondo trosho,

Bileklik nereden çıktı diye bir bestemiz var. Onun melodisiyle söyleniyor..

http://www.youtube.com/watch?v=klqjqt-dNfo

http://www.youtube.com/watch?v=dS_wslO0lq8