Cuma, Şubat 22, 2008

Muhteşem Pankartın Öyküsü

Fenerbahçemiz, Şampiyonlar Ligi 2. tur ilk maçında İspanyol devi Sevilla`yı, Saracoğlu`nda mağlup ederken, takımımızın elde ettiği zaferden sonra bu muhteşem geceye damgasını vuran ikinci olay Telsim Tribününde acılan dev pankart ve yapılan koreografiydi. Bu muhteşem eser tribünlerimizin genç grupları Grup CK ve UNİFEB`in eseriydi.
Bu pankartın hazırlığı için nasıl büyük bir emek verdiklerini bildiğimizden, kendilerinden bu pankartın öyküsünü hazırlamalarını istedik. Böyle bir güzelliği tribünlerimize ve ekran başındaki milyonlara yaşattıkları için onlara sonsuz teşekkür ediyoruz. İşte kendi ağızlarından pankartın öyküsü:
21 Aralık 2007. Sıradan bir tarih değildi. İlk defa grup kuralarından sonraki kuraları farklı bir heyecanla izleyecektik. Önceleri 2.tur kura çekimini izlerken ayakları uzatıp keyifli keyifli seyrederdik. Nasıl olsa yoktuk biz. Bu sefer farklıydı herşey. Kura çekildi ve Sevilla çıktı.

Tabi hemen telefon trafiği başladı CK ve UNIFEB arasında. Tarihi maç için nasıl bir organizasyon yapılmalıydı? Pankart mı yoksa başka bir olay mı? Bu düşüncelerle zaman akıp giderken sadece tek birşey belliydi.Yapılacak çalışma Fenerbahçe`nin şanına yakışır bir şekilde olacaktı. Amacımız belliydi sadece nasıl bir yoldan gitmeliydik, bu düşünülüyordu


İki grubun organizasyon kadrosu Unifeb derneğinde bir araya geldi. Telsim altta dev pankart üstte koreografi planı çerçevesinde tartışmalar başladı.
-böyle çok güzel
-yok yok bak bu daha iyi
-aslında bu olmalı bence



Sonunda aklın yolu bir mantığından ortaya birşey çıkarabildik. Mehmet Duru`nun katkılarıyla beraber hazırdı çalışma. E hazırdı da nasıl yapılacaktı? Litrelerce boya, 1380 metrekare bez ve daha başka bir sürü şey için harcanacak para. Nasıl hazırlanacaktı bunlar? Bunun telaşı sardı bu sefer bu insanları. Herşeyi en uygunundan halletmek lazımdı tabiki.

Detaylı araştırmalar ve sonunda en uygun gereçler en uygun şekilde temin edildi.Tamam bu da olmuştu.Ne kaldı geriye? "MEKAN" Nasıl bir uğraştı o...İstanbul`un haritası çıkarılırdı o uğraşmalar yer gezmeleri mekan arayışları sonucu .Kiraya uygun olan yerler ya boya kullanımı nedeniyle yada 10 günlük süreç nedeniyle bir türlü kiralanamadı. Artık kara bulutlar toplanmaya başlamıştı.Yok etmek lazımdı bir an önce. Her şey göze alınarak yarı açık telsim koridoru seçildi. Maksat şu gereksiz bulutlar gitsin ve şu iş yapılsın.

O kadar konsantrasyon sağlanmıştı ki Türkiye Kupası unutuldu .Kura çekimi vardı sabah sabah. Rakip kim olacak diye izlerken "Galatasaray" adı anıldı. Yine ele alınan telefonlar yine söylenen "abi ne olacak şimdi?" sözleri. Herşey Sevilla`ya aktarılmıştı. Ya Gs maçı boş geçilecek yada Sevilla organizasyonu değişecekti.

Ama Gs maçını boş geçmek olur muydu? Görkemsiz bir mekanda derbi olur muydu? Beklentilerin çokluğu nedeniyle Sevilla çalışmasını dondurup Gs maçına yöneldik birden. Sebepsiz zamansız bir maç. Sevilla pankartına kalkan fırçalar daha kurumadan Gs pankartına indirildi. Süren çalışmalar ve ortaya çıkan çubuklu. Ne güzel görüntüydü o? Karambole gelsede yinede layıkıyla biten bir iş için içimiz rahat bir şekilde Sevilla`ya odaklanmıştık .İptal etmek olmazdı bunu. Bu işe karar verdik mutlaka yapılacaktı. Ne olursa olsun.


Bezler kamyonete yüklendi ve mekana götürüldü çizim amacıyla. Olmadı. Mekan uygun değildi resmin çizimine. Başından beri şans eksikliği ile giden çalışma artık iyiden iyiye insanlara "yeter artık" dedirtti.Yok yok hırstan öteydi artık. Resmen tek gaye ettik kendimize şu çalışmayı.


Resim değişti,ertesi gün açık alanda pankartın çizimi tamamlandı. Boyama heyecanı ile boya kutuları açıldı ancak meteorolojiden gelen yağış uyarısı ile kapakları tekrar kapattık.

Perşembe sabahı başlıyorduk artık.76*18,4 ebatındaki bir pankartı 90*5 gibi bir yerde nasıl boyayacaktık? 4`e katlanan bir pankart ve parça parça boyanan.ilk gün 1.parça bitti.ertesi gün yine toplanıldı ve sabahlama kararı alındı. Cumartesi günü bu iş bitecek diyerek cuma sabahından başlandı 2. parçadan başlayarak boyamaya.


Akşam olunca "kim sabahlayacak yahu adam kalmadı" derken sabahlamaya gelenlerin sayısı 41`i buldu.Bir yandan Rize maçı izlenirken bir yandan fırçalar boyalara batırılıyordu .O kadar kaptırmışlardı ki kendilerini sadece gol olunca maça bakmaya başladılar. Fedakarlık etmek lazımdı tabi o sırada bazı şeylerden.


Pankart çabuk kurusun diye 2 büyük ısıtıcı pankarta tutulurken geriye kalan ufak ısıtıcı ile ısınılmaya çalışıldı. "Aşk Cefa İster" diye asılan pankartın temasıydı belkide bu. Gerçekten cefa mı isterdi? Bu gençlere göre evet. Saat sabah 4 olunca Mehmet Duru`nun türkü konseri ile içler tamamen ısındı. Vız geldi tüm esintiler.


Pankart kuruyunca provaya girişilmek istendi. Ama dedik ya,vardı bir uğursuzluk. İstanbul`a beklenen kar tam da o gün yağmıştı. Apar topar depoya konulan pankart Salı günü prova için açıldı.


En başından beri süregelen düşünce zincirinin son halkası pankartın nasıl açılacağına dairdi. Bakıldığında böylesine bir pankartı düz açmak oldukça zor bir işti. Ama o kadar emekten sonra illaki bir yolu bulunup o pankart açılacaktı. Sağdan soldan gerilen ipler neticesine pankart, "aaaç" sesleri ile açıldı. 3 dakika sürmüştü açılması. Bunu 1 dakikaya indirmek için verilen uğraşlar sonunda işe yaradı. Gecenin sonunda Telsim üste dizilen kartonlarla beraber ertesi güne ümit bağlandı. 5 dakika için verilen emek, değseydi bari tüm bunlara.


Gece 02:00`de haykırılarak söylenen "Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter" bestesinde eller bu sefer fırça için değil sahip olunan bu gurur için kalktı. Herşeyin özetiydi belkide.
Maç saatinde heyecan kat sayısının zirve yapması neticesine beklenen an geldi ve sorunsuz bir şekilde herşey tamamlandı.
Senin için Fener senin için...



***
Not: Bu müthiş yazı için...sipeyşıl tenks tu messi30(Arda)

2 comments:

Ömer dedi ki...

Pankart guzeldi, Kurtulus Savasi'na deginilmesi benim icin cok ozeldi, yalniz sari kirmizi seritin pankartta yer almasi da bir o kadar gereksizdi.

Vincenzo dedi ki...

ck'dan koray var benim tanidik. davul calar arada bir iyi cocuktur. cok ugrasiyolar gercekten tebrik etmek lazim.