Perşembe, Ağustos 21, 2008

Haybeden Gerçeküstü Lakırtılar #11

* İnsan, en inanılmayacak şeylere kanabilecek yaradılıştadır.Ama bir kez de kafasına bir şey yerleşti mi, onu söküp atmak isteyenin vay haline! (Genç Werther'in Acıları-Goethe)

* Bir çıkış belgesini almak için bana otuz takla attıran üniversiteme selam ederim buradan.

*Yaş olmuş 24. Bugüne kadar niye ehliyet almadım sorusunu sordum kendime. Oysa arabamız da var her an kullanabileceğim. Sanırım tamamen üşengeçlikten. Neyse, geç olsun güç olmasın diyerek yazıldık kursa. 2 günle kaçırmışım hadiseyi. Acele etseymişim, bu Cumartesi sınava girecektim. Şimdi kaldık Ekim'e..

Alpay: Eylül'de gelme , Ekim'de gel bu kez..


* Ehliyet kursu demişken. Şöyle vakit geçsin diye gidiyorum akşamları. Kardeşim, bir tane mi benim yaşıtım güzel hatun olmaz. Yarısı benden yaşça büyük, evli insanlar..diğer yarısı da bu sene ÖSS'ye girmiş kişiler..Düşünün ortamı.

* Kalabalık mekanlarda bomba patlama ihtimalini düşünür oldum bu aralar. Teröristlerin yapmak istediği de bu zaten. Halk paranoyak olsun.. Rapbitt'le konuşurduk hep. Ulan şu İstiklal'de bomba patlasa ne fene olur diye..Şom ağızlılık yapmayayım yine..aman diyeyim.

* Bazen öyle anlar oluyor ki, iki telefonum da aynı anda çalıyor..Arayan kişiler de önemli isimler oluyor..ve ben en cevap veremeyeceğim ortamda oluyorum bu zamanlarda..(İki telefon taşımak da gereksizdir ama oldu bi kere..yedik bu naneyi..). Çok kötü bir durum..

* Sorarım bazen kız arkadaşlarıma..Neden beyaz pantolon giyiyorsunuz diye? Beyaz giymek cesaret işidir, derler..ve eklerler, "Sen sapıksın..Herkes senin kadar fesat değil". Tamam. Dediğiniz gibi fesat olan kişi ben olayım..ama şunu da unutmamak gerekir..Beyaz pantolon, beyaz mini etek vs. giyen hatunlara garip bakan tek ben değilim. Hatta ben aralarında olaya en naif yaklaşanımdır belki ama nerde..Gel de bunu anlat kızlara. Hemen genelleme yapma kusurumdan başlarlar..En iyisi daha fazla konuşmamak..

* Bir kadının haklı olmaktan anladığı şey tüm suçun onda olmamasıdır. (Sophie Arnould)

* Peki peki..Bu kadar yüklenmeyelim kadınlara..Hatta fırsat buldukça Beckham, Brad Pitt, Damir Mrsiç fotoğrafları atalım bloga..Dargınlık, kırgınlık olmasın.

*Bir mekanda oturuyorduk ailece.. Yemeklerimizi yerken, yanıbaşımızda ölü bir kuşla oynayan bir kedi gördüm. Her ne kadar kuşun hali beni üzse de, kedinin kuşun ölü bedeniyle oynarken yaptığı hareketler ilgimi çekti, cep telefonuyla kayıt yaptım. Kedinin komik hareketleri güldürdü beni..Kayıt tuşuna bastım ve gerisi videoda..



* Bu arada bu da bir ilk oldu bu blog için. İlk kez Haybeden Gerçeküstü Lakırtılar bölümüne bir video ekledik..

* Bloga gönderilen isimsiz yorumlara kafayı takmış durumdayım. Bunu bir ara Uçan Hollandalı da yazmıştı. Bir isim ya da rumuz yazmak çok mu zor diye düşünmeden edemiyorum gerçekten. Bunu istememin sebebi muhattabımızı bilelim derdidir. İnsan birine cevap yazarken, bir isim ya da rumuza hitap etmek istiyor. Her şeye rağmen isimsiz yorumlar devam edecektir yine..ame ben derdimi anlattım ya..Yeter bana.

* Lisede yabancı dil bölümünde okudum. Üniversitedeki bölümümde buna bağlantılı olarak İngilizceyle alakalı oldu. Bir sohbet meclisinde kendimi tanıtırken, okuduğum bölüm sorulduğunda "İngiliz dili ve edebiyatı" dememden sonra, "ya bir şey sorucam, İngilizce konuşabiliyor musunuz?", "Sen şimdi İngilizce okuyup konuşabiliyor musun?", "Misal şimdi bir İngiliz gelse konuşabilir misin?" vb. soruları işetmekten sıkıldım artık. İngilizcem süperdir, havada karada her yerde müthiş konuşurum gibi bir iddiam olamaz elbette..ama insanların İngiliz dili ve edebiyatı okumuş bir kişiye bu tarz sorular sorması komedi. Bu sadece benimle de alakalı değil. Yabancı dille alakalı herhangi bir bölümde okuyan herkese soruluyor bu sorular. ve biliyorum ki, o arkadaşlar da sıkılıyor bu durumdan. Acep diyorum, insanlareğitim sistemizden mi şüphe ediyorlar? Ama yine de el-insaf demek gerek. Bi yandan Şekspir'in eserlerini incele, bir yandan felsefe, politika vb. elzem mevzular hakkında İngilizce makaleler oku, üzerine bir şeyler yaz, tartış..ve insanlar sana şu soruyu sorsun "Sen şimdi İngilizce anlıyor musun?".. Gerçi bunun daha da beteri var..onu da diyalog biçiminde aktarayım.

-Hocam, sizin bölüm neydi?
- İngiliz dili ve edebiyatı
- Aaa..ne güzel..şey..şimdi sizin dersler hep İngilizce mi?
- mavi ekran

* Yeni başlayanlar için blog diye bir yazı yazdım..Oldukça esprili bir dille anlatmaya çalıştım. Bir arkadaşa okuttum. Tepki çeker. İnsanlar yanlış anlar dedi.. Bloga koymaktan vazgeçtim..

* Okuyabilirseniz her insan bir kitaptır. (William Ellery Channing)

6 comments:

Bigginsreds dedi ki...

Video bomba olmuş. Anlaşılan kedide sike sürülecek akıl yok. Ulan kuş ile oynayacağına, indirsene mideye.
Bu arada, şu blog yazısını merak etmedim değil hani..

xavier dedi ki...

Açıkçası yazıyı bende merak ettim..En azından özel olarak mail atsanız..Yeni başladım da :)))

Ortega dedi ki...

Üzerinde biraz oynadıktan sonra atarız buraya da..

Flying Dutchman dedi ki...

Mahkeme kararıyle engellenirsin atma :))

İsimsiz girip küfrederim atma :))

farawaysoclose dedi ki...

Mrsic resmiyle birlikte yayınladığın her yazı okunur hiç merak etme :D

Rapbitt dedi ki...

Hele okudumuz bolum hakkinda su yorum beni bitirir...

--Bolum neydi?
--Ingiliz dili ede.
--Offf,cok hatun dusurursun sen...
--He ya...