Cuma, Ağustos 03, 2007

Gidenlerden..


Endüstriyel futbol denen olguya öyle ya da böyle alıştım artık. Eskisi gibi salya sümük yaklaşmıyorum bu tarz gidişlere. Belki de o zamanlar ufacık-tefecik olmamdandır tüm o gözyaşları. Elbette önemli olan camiadır, bu şanlı formadır. İsimler gelip geçicidir ama yine de insan üzülüyor yürekten oynayan topçuların gidişine. Hele bi de artık böylelerini bulmak zor oluyor yaa...

Ümit Özat ilk geldiğinde çok dalga geçmiştik, "kamyoncu" diye alay ettiğimizi hatırlarım. Gençliğinde başka bir takımı tuttuğunu öğrenince falan iyice burun kıvırmıştık, lakin öyle delikanlı bir adammış ki, bu takımın kaptanlığına yükseldi. Sadece ve sadece Fenerbahçe'nin menfaatleri için savaştı. Maraton alt tribünde her maç kendisine küfür eden şerrefsizlere inat, sol kanattan bindirme üstüne bindirme yaptı. Ters ayağıyla ortalar açtı diye dalga geçtik ama milli takımda da hep onu tercih ettiler. Hollanda liginden talipleri çıktı daha sonra, basın hala küçümsedi onu. Sol tarafta sağ ayağını kullanan adamın ne işi var deseler neyse. Ümit'in bu takımda işi ne? dediler... Emeğine ayıp ettiler. Büyük adamsın Kaptan, Allah yolunu açık etsin. Belki birgün teknik adam olarak dönersin bu takıma. Kim bilir..


Rakiplerimiz "kız Tuncay", "al yanaklı Tuncay", "hindi Tuncay" diye maytap geçiyorlardı ama bir anda tüm Türkiye'nin sevgilisi oldu. İlginç...

Belki antu'da falan şimdi arkasından sallayanlar olabilir ama bence Tuncay kendisine değer vermeyen yönetime çok güzel bir cevap verdi. Para kazandırmadan gitti dendi. El insaf demek lazım. Parasını son kuruşuna kadar hakeden tek topçuydu belki. Yürekten oynuyordu, gerçek Fenerliydi. Taraftarın ne hissetiğini bilen tek adamdı sahada. Geçenlerde Hasan Şaş "Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapan değerler takımdan gitti" demiş ve ayrılanların ismini saymış. O biraz abartmış tabii. Ne var ki, Tuncay'ın gitmesi çok şey demek, bu da doğru. Böyle yürekten oynayan oyuncular artık bulunmuyor. Tuncay gittiği yerlerden çok güzel mesajlar veriyor, ben ona yürekten inanıyorum. Bazı yöneticilerin "Roberto Carlos'un kaptanı olma şerefini kaybetti" açıklamalarına ise gülüp geçiyorum. Onlara en güzel cevabı ise yine Tuncay verdi "Bana sadece işçi gözüyle bakıyorlardı". Madem adamı Fenerbahçe'nin 1.kaptanı olarak düşünüyorsun, o zaman el üstünde tutacaktın. Sadece M'Boro ya gitmesini ilk başlarda tuhaf karşılamıştım. O çok daha büyük takımlara gidecek kapasitede aslında. Umarım bi terslik olmadan, düşlediği sıçramayı yapar ve Liverpool, Arsenal gibi büyük takımlara gider..İnşallah...

Genellikle böyle duygu yoğunluğu fazla yazıları yazmak adetim değildir ama şu yazının tepesindeki fotoğrafla karşılaşınca yazasım geldi bunları. Bu arada merak ettiğim bir şey var. Haluk Ulusoy kime el salladı acaba orda?