Perşembe, Aralık 24, 2009

Haybeden Gerçeküstü Lakırtılar #21


* "Dünya artık emek-yoğun, malzeme yoğun, enerji-yoğun değildir; bilgi yoğun olmaktadır". Peter F. Drucker

* Allison Stokke'u birine benzeteceğim ama daha bulamadım. (şu fotoğrafta Cansu Dere gibi durmuş yine de)

*
Avatar filmine gidenlerin, "Avatar'dan sonra uzun bir sure kendime gelemedim", demeleri yasaklanmış.

* Soren Kierkegaard'ı lise yıllarımda okur anlamazdım. Anca üniversitenin sonlarına doğru çakozlamaya başladım ama hala tam emin değilim.

* Alt tarafı 5 aylık askerlik diyorsun da bebek, iki denetleme gördüm. Biri Kara Kuvvetleri denetlemesiydi hatta. Şansımı seveyim bebek.

* İngilizce'de söylemesi en hoş olan kelime sizce nedir? Favorim: "absolutely".

* "...Bu arada Monica Belluci, biz erkeklerin, güzelliği karşısında nerdeyse eksiksiz mutabık olduğumuz tek kadın mı ne? Yani her kadına bi laf sokulur. Angelina Jolie dersin, dudahları çoh büyik derler, ne biliyim, Jessica Alba dersin, memelerinin cinsel cazibesi ben tatmin etmiyi derler, yani her kadına bi laf sokulur, fakat Monica Belluci dediğin zaman, haa, o başka..." (Alpay Erdem-Uykusuz)

* Sorarım size a dostlar; Şebnem Ferah'ı bırakıp Ebru Gündeş'e gitmek, attan inip eşşeğe binmek değil de nedir? (bu kadar açık konuşmak zorunda değilim tabii)

*
Facebook'ta "Kemalist fotoğrafçılar" adında bir grup var.

*
Türk kadınlarına seslenmek istiyorum; sarışınlık iyi güzel de her sarışın Michelle Pfeiffer olacak diye bir kaide yok. Onda anlaşalım baştan.

* Askerden döndüm döneli pek msn kullanmıyorum ama zaman zaman göz ucuyla baktığımda görüyorum ki bazılarının msn kullanma biçimleri hala değişmemiş. Bazıları msn iletisine neden "duştayım" yazar mesela? Bir de "bıcı bıcı yapıyorum" yazan kızlar da var. "Peştemali kaptım, geliyorum" yazacağım onlara bundan kelli.

* Çim Adam modası geri döner diye bir yerlerde hala Çim Adam'ını saklayan insanlar var bence. Hissedebiliyorum onları.

* Biliyorum bu huyuma anlam veremiyorsun ama ömrümün sonuna kadar Cranberries dinleyebilirim bebek.

* Bu kadar çok utandığım anlar çok nadirdir: Kurban Bayramının 4. günü İzmir'deydik. Bir ara Forum Bornova'ya gittik.Alışveriş yapmak için mağazaları çağdaş ve de laik insanlar olarak dolaşıyoruz. Şimdi ismini vermeyeyim girdiğimiz mağazanın birinde, raflardaki ürünleri inceliyordum. Boyumuzun uzunluğu nedeniyle alt raflarda dikkatimi çeken bir şeyi incelemek için vücudumun belden yukarısını aşağıya doğru eğdim. Tabii o esnada kalçam haliyle geriye gitti. O an bir şey çarptığımı hissettim. Çarptığım şeyin vitrin mankeni olduğunu düşündüm. Ve öyle tamamen arkama bakmadan göz ucuyla arkaya hafif bakar gibi olurken aynı anda iki elimle az önce çarptığım mankenin bel kısmını (daha doğrusu kalçasının iki yanını) tuttum, düzelttim ve iki saniyeyi geçmeyen bu hareketimle mankenin sallanarak düşmesini engellediğimi düşündüm. Neyse, daha sonra ürünleri incelemeye devam ettim. Mağaza çok büyük değil bu arada. 2 dakika sonra diğer taraflara bakarken, "Yahu ben neye çarptım? Şuna bir bakayım" diyerek az önce bulunduğum yere baktım ve ne göreyim? Az önce çarptığım şey vitrin mankeni değil, bildiğin kanlı canlı bir insanmış. Mağazada çalışan ve o esnada raflardaki ürünleri düzelten bir hatun kişiye çarpmışım. Nerden bu kanıya vardın? Başkasıydı belki diyorsunuz şu an. Başkası değildi değerli okurlar. Zira çarptıktan sonra göz ucuyla arkaya baktığımda çarptığım şeyin belden aşağısını görmüş, ve hangi renk kot pantolon giydiğini hala hatırlıyordum. Biraz önce o hatun kişiye çarptığım ve bırakın geriye dönerek özür dilemeyi, bir de hatunun kalçasını tutmak gibi bir hayvanlığı yaptığımı fark ettikten sonra yüzüm hemen kıpkırmızı kesildi (bir de bana rahat, vurdumduymaz adam diyor bazıları, alakası yok). Hatun kişi sırtı bana dönük şekilde hala raflardaki ürünlerle ilgileniyordu. Kısa bir an için gidip özür dilesim mi? diye düşündüm ama sadece çarpmış değildim. Daha da beter bir işe imza atmıştım. Yanımdakilere çaktırmadan, "hadi çıkalım, off çok sıkıldım, çok küçük burası, çok basık" diyerek oradan çıkarttım milleti. Şöyle bi on dakika kendime gelemedim. Yanımdakilere de bunu belli etmedim. Sonra normale döndüm. Dönüştte yine aynı mağazanın önünden geçiyorduk, içeriyi kestim. Hatun kişi kasanın oradaydı. Bir müşteriyle ilgileniyordu. Neyse ya, olan oldu. Kapatalım bu bahsi dermişcesine yoluma devam ettim...

* Uçağı sağ salim indirdi diye pilotu alkışlamayı her zaman garip bulmuşumdur.

*
Beni benden alan yaşlı amca aforizmaları: "Halayı biz çekeriz mala damat vurur."

* Ahmet Çakır sağolsun, sayesinde Küçük İskender'den alıntı yapmaya korkar olduk.

* En kötü yönetim darbeden iyidir diye düşünüyorum. Evet, hala bunu düşünüyorum.

* Bende mi Sorosçuyum acaba? Bazı vakitler kendimden bile şüphe eder oluyorum.

* Tekrar edilmeyen bilgi unutulmaya mahkumdur. Geçenlerde 'Ordu Jimnastiği tüfeksiz hareketler serisi'ni unuttuğumu fark ettiğimi yazmıştım Twitter'a. Daha sonra da aklıma ilk cümledeki söz gelmişti.

* "İki şey var ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve müthiş bir saygıyla dolduruyor: Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası". Immanuel Kant


6 comments:

Cosa Nostra dedi ki...

Mağazada geçen olay tam yaran olay olmuş. :)

Sinan Yılmaz dedi ki...

İngilizce'de söylemesi en hoş olan kelime sizce nedir? Favorim: "absolutely".

Haha ben de hep böyle düşünmüşümdür.

HoAmca dedi ki...

* Beni benden alan yaşlı amca aforizmaları: "Halayı biz çekeriz mala damat vurur."

bunu ilk defa duydum, iyiymiş:)

Quaresma7 dedi ki...

üstad 'congratulations' ı söylerken de bir hoş oluyor insan:)

Ortega dedi ki...

Onu en güzel Ayşe Arman söylüyor :)

http://www.timsah.com/Ayse-Arman-Kongrecileysins-cukuru/ZrTrVBgVcI-

varol döken dedi ki...

senin vicdanındaki ahlak yasasına sokayım kant, hayatımızı kanırttın lan ahlak ahlak diye...

ahlaksızım ulannnn!