Cuma, Kasım 07, 2008

Hayat Beni Neden Yoruyorsun?

Facebook'taki sohbet penceresinde adını gördüm. Dur şuna bir selam vereyim. Ne zamandır görüşmüyoruz, bakalım tepkisi ne olacak diye merak ettim. Sadece "selam" yazdım. 5 dakika sonra cevap geldi. Ama o cevap vermeden önce ben kendi kendime küfretmekle meşguldüm. Niye atlamıştım ki yine? Aradan 7 yıl geçmiş. Lise yıllarında kalmış muhabbetiniz. Belki de seni sadece listesi kalabalık görünsün diye ekledi aptal Ortega diyordum ve küfürler ediyordum. "Aaa.. merhaba, naber?" yazarak cevap verdi. Sonuna da gülücük koydu tabii her kız gibi. Daha sonra ben tam bir şeyler yazacakken. "Sen nerden çıktın?" sorusuyla karşılaştım. Bu genel bir soru muydu, yoksa içinde bulunduğumuz anla alakalı mıydı? Çözemedim o anda. Daha sonra demek istediği şeyin feysbuk'un sohbet penceresiyle ilgili olduğunu fark ettim. Daha önce böyle bir şeyin varlığından haberdar değilmiş. İlk defa kullanıyormuş. Nasıl kullanıldığını sordu bana. Karşı cinsin teknoloji konusunda bu kadar aciz olmasını hep garip karşılamışımdır. Kız ardaşlarımdan sadece 1 tanesi bilgisayarda msn kullanmak dışında, başka şeyler de yapabiliyordu. Format atmak, Red Alert oynamak gibi misal..

Gecenin bir vakti uyku tutmadı muhabbetlerimden yaptım yine.. Saçma salak bir edebiyat da olsa, her kız da işe yarıyordu hala. Bir derdim olup olmadığını merak etti hemen. Yavaş yavaş sohbet istediğim kıvama geliyordu. Bir müddet daha konuştuktan sonra lise çağlarımızdan bahsettik. O günleri özlemle yâd ettik hatta. Tam anlamıyla yavşakça bir diyalog geçiyordu aramızda. İkimiz de hem o günleri özlediğimizi söylüyor, hem de artık bizi arayıp sormayan o dönemki arkadaşlarımız hakkında atıp tutuyorduk. Ama esas birbirimizi en son ne zaman görmüştük ve neden 7 yıl boyunca bir telefon dahi etmemiştik birbirimize, bunu hiç bilmiyorduk. Sohbet tam o bölüme gelecekken, araya girip neler yaptığını sordum. Bir bankada çalıştığını söyledi. Şaşırmıştım açıkçası. Çevremdeki hatun kişiler birer birer evlenirken, o kariyer yapmayı tercih etmişti. Daha sonra konu bana gelince, yeni mezun olduğumu, okulu 1 yıl uzattığımı, 5 yıllık bir üniversite hayatı geçirdiğimi ve Aralık ayında askere gideceğimi söyledim.. "Gitme, ortam çok bozuk" dedi ve mesajının sonuna üzüntülü yüz ifadesinden koydu. Bense cevap olarak, "Bu memlekette ortam ne zaman bozuk değildi ki" dedim. Hararetli bir tartışmanın bizi beklediğini düşünmüştüm, ama yanılmışım. "Haklısın" diyerek onayladı beni.. Uykusunun geldiğini ve yatacağını söylediğinde, görüşebilir miyiz bu aralar diye sordum. Ümitsizdim. İşleri yoğundur diye düşündüm ama yine şaşırtmıştı beni ve 2 gün sonra bir öğle arasında görüşebileceğimizi söyledi.

Bahsettiği gün ve saatte çalıştığı bankaya gittim. Öğle arası nedeniyle banka kapısı kapanmıştı. Hava çok sıcaktı. Güneş tam tepeydi. Mecidiyeköy meydanındayım sandım bir an. Daha fazla kavrulmadan içeri girmenin bir yolunu bulmalıyım diye düşündüm. Zira hatun milleti beklemeyi severdi. Güvenlik görevlisi beni görünce, kapıda asılı bulunan çalışma saatleri levhasını gösterdi. Anladım gibilerinden işaret yaptım. Geri döndüm. Ortalıkta gölgelik bir yer yoktu. İşin tersi ağaç da yoktu. Bir aşağı bir yukarı yürüdüm cadde boyunca. Dayanamadım bir kez daha gittim bankanın kapısına doğru. Güvenlikçi bu kez sinirlendi. Ve yine çalışma saatlerinin yazılı olduğu levhayı gösterdi. "Abi, bir dakika bakıcan mı be?" dedim, ama daha sonradan kapını kapalı olduğu ve sesimin içeri gitmeyeceği gerçeğini fark ettim. Sağ işaret parmağımla, "bir dakika" anlamında bir hareket yaptım. Ve onu yanıma çağırdım. Bu esnada telefonumla hatun kişiye çağrı yapmak geldi aklıma, ama olmaz, ayıp olur dedim. Arasam, ağaç olduk burada muhabbeti yapsam, 7 yıl aradan sonra fazla laubali olur diye düşündüm. Güvenlikçi en iyi seçenekti. Adam kapıyı sinirli bir şekilde açtı. "Ne var birader?" dedi. "X hanımla görüşecektim" dedim. "Kardeşim, öğle arası işte.. 1 saat sonra gel" dedi. Kapıyı kapatır gibi oldu. Tekrardan "bi dakika" dedim. O an kafamdan, "Şimdi ben buna X hanımla buluşmam var desem, yanlış anlar mı acaba" diye geçirdim. Uygun kelimeleri seçmeye çalışırken, azğımdan.. "Ee..X hanım..o..biliyor beni. Arkadaşıyım..seslenin gelir hemen" gibi abuk sabuk cümleler çıktı. Pek inanmadığını belli eder bir hareketle, kapıyı kapatıp yukarı çıktı. 20 saniye sonra kızla geri döndü. Kapı açılınca sarıldık birbirimize. O an kızın omzundan güvenlikçiye bakıyordum. Bir an için "koydum mu çocuğu" şeklinde argoda olan bir hareketi yapmak aklımdan geçtiyse de, vazcaydım.. Değmezdi..

Yakınlarda bir mekana gittik. Ben pek aç değildim. İçecekten yana kullandım tercihimi. Zaten mekan anladığım kadarıyla ilginç şeylerin yemek adıyla sipariş edildiği, doymadan kalkacağım yiyeceklerin olduğu menüsüyle, çıkışta kol gibi hesabını geleceği türden bir yere benziyordu. Hatun kişi ise adını anlamadığım isimli bir soslu makarna istedi. Siparişi o kadar rahat verdi ki, sürekli buraya geldiği belliydi. Bi' de bayan garsondan ateş istedi(ateş istemek lafı da çok garip gelir bu arada). Ben hemen atladım, ben de var dedim. Şaşırdı. Sigara içmediğimi sandığını, söyledi. İçmediğimi, sadece çakmak taşıdığımı belirttim. Bu lafımı, "Vay çapkın seni!" diyerek yorumladı. Bir bayanla tanışmada işe yarayacak olası araç gereçlerin başında gelir çakmak. Onu kastetmişti herhalde.

Yemek boyunca o konuştu, ben dinledim. Eskiden de böyle olurdu zaten. Konuştukça, koltukları kabarıyor, adeta karşımda devleşiyordu. Ara sıra lise yıllarında benim ona nazaran daha başarılı olduğumu hatırlatıyor ve şu anki konumunu işaret ederek kişisel şovunu yapıyor gibi geldi bana. Daha sonra, "Yok lan günahını alma kızın. Çok fesatsın" dedim kendi kendime. Sohbetin bi yerinde, "Nasıl gidiyor sinema, edebiyat işleri" diye sordu. "Haa..bi de hala holiganlığa devam mı? İkisini birarada yürütmene hep şaşırmışımdır" diye de ekledi. Şimdi buna 1 saat boyunca holigan olmadığımı sadece tribünde olmaktan zevk aldığımı; aynı zamanda sinema, edebiyatla ilgilenen kişilerin futbolu da sevebileceğini uzun uzun anlatabilirim ama ne gerek var diye düşünerek, sadece tebessüm ettim. Baktım bir cevap bekliyor. "Ee.. herhalde garip olan benim" dedim. "Kadınlar garip adamları sever. Kıymetini bil bunun. Gerçi sen ikizlersin. Aman diyeyim söyleme hatun milletine hemen" diye uyardı beni. Laf yine ikizler burcu olmama gelmişti ama ben bu konu üzerine de konuşmamanın daha uygun olacağına kanaat getirdim. Benimle konuşurken ara sıra diğer masaları kesmesi, beni huylandırmıştı ama soramadım. Laf bir ara aşk hayatıma geldi. O bu kadar rahat sorar da ben durur muyum, ben de sordum. Ama önce kendi şansızlıklarımı anlattım tabii. İkimiz de tabir-i caizse boştaydık. "Hadi beni geçelim de, sen nasıl boştasın? İşin var. Güzelsin. Bütün erkeklerin peşinde olması lazım" dedim. Bir dokun bin ah işit kısmına getirmişim lafı meğerse. Tam eski sevgilisini anlatıyordu ki, birden duraksadı ve ortamın çok gürültülü olduğunu ve yanına otursam daha iyi olacağını söyledi. Oturduğum yerden kalktım, yanına oturdum. Bana hararetli şekilde anlatmaya başladı aşk hayatını, çevresindeki erkekleri vs. Ara sıra saatini kontrol ediyordu. Kalkabileceğimizi söyledim. "Yok daha 15 dakika var" dedi ve anlatmaya devam etti. Daha sonra garson kızdan bir şey isterken, ilerideki masalarda tek başına oturan bir elemanın ikimize garip bir şekilde baktığını fark ettim. Önce ses çıkarmadım. Bana öyle geldi sandım. Sonra birkaç defa daha bakınca, elemanın hala öyle baktığını fark ettim. Artık kızı dinlemiyor, ekseriyetle elemana bakıyordum. Acaba hala bizi kesiyor mu? diye iyice merak eder olmuştum.

Kızın anlattıklarının bittiğini, "Ya işte böyle Ortega'cım..görüyosun işte nelerle uğraşıyorum" demesiyle fark ettim. "Haklısın canım.. İyi düşün ama yine de sen. Kendine zarar vereceğin bir şey yapmanı istemiyorum" dedim yalandan. Tam anlamıyla bir Umut Sarıkaya tiplemesi olan "Meriç" olmuştum adeta.. Şu an o halim aklıma geldikçe, iğreniyorum kendimden. Masadan kalkarken, bana sıkıca sarıldı ve "Çok iyisin ya..Umarım hayatta senin gibi iyilerle karşılaşırsın. Çok daha iyilerini hak ediyorsun. Bir kadının isteyeceği birçok şey sende var; yakışıklısın, sempatiksin, espritüelsin, kültürlüsün, centilmensin, dinlemeyi biliyorsun" dedi. Böyle bir kompliman bombardımanına tutulunca kendime gelemedim birkaç dakika..Sadece "teşekkür ederim" diyebildim utana sıkıla. Yolda yürürken yine bir şeyler anlatıyordu bana. Ama benim aklım "Yahu acaba, ben buna mı yazılsam,?Diğer kızı boşver. Zaten bu beğeniyor lan beni galiba" gibi düşüncelerle doluydu. Ona göreyse, karşısındaki hatun kişiyi dinleyen mükemmel erkektim o esnada.

Çalıştığı bankaya kadar gittim onunla.. Ayrılırken, bir kez daha sarıldı bana ama bu kez daha kısa sürdü. Herhalde iş ortamı olduğu için çekindi diye düşündüm. Merdivenlerden yukarı çıkana kadar onu izledim. Ne yalan söyleyim. Kalçasına takıldı gözüm. Hoştu hakikaten de.. Zaten iş kadınlarına karşı zaafım vardır..Bir an için sevgili olduğumuzu düşündüm. İki dakikada 80 tane hayali kafamda canlandırdım. Sonra güvenlikçiyle gözgöze geldik. Gerçeğe döndüm. "Kolay gelsin abi, hayırlı günler" dedim ve ayrıldım bankadan..

Akşam bir mesaj attım. 10 dakika sonra mesaj attı. Ben hemen bir cevap yazdım o mesajına. Bu kez 15 dakika sonra mesaj attı. En son mesajımda, gittiğimiz mekanda birinin bizi uzun süre izlediğini söyledim, elemanın tipini tarif ettim. Tanıyor musun? diye sordum. Bu kez cevabı 5 dakika sonra geldi. " O benim eski sevgilimdi yaf.. Boshwerr :p" yazmıştı mesajında.. O an şimşek çaktı kafamda. Vay arkadaş! Ne tufaya getirdi hatun bizi. Resmen kullanıldım, diye düşündüm.. 10 dakika düşündüm ne yapmalıyım diye. Arayıp küfretsem, nasılsa bir daha görüşmemiz zor olur fikrindeydim önce. Ama vazcaydım. Nihayetinde en mantıklı şey şu mesajı atmak gibi geldi.. " Nasıl, iyi oynadım mı rolümü?" yazdım ve bu imalı mesajı gönderdim. Arkasından 3 mesaj attı bana. Hiçbirisine cevap yazmadım. Aradı bu kez. Telefonu açmadım. Israrla arıyordu, msn'den çevrimdışı mesaj atıyordu. O an anladım ki, sen kaçtıkça hatunlar kovalıyor arkadaş. Mevzu burada başka da olsa, bu bir gerçek. "Şu an müsat değilim. Sonra konuşalım" yazdım. Yalandı tabii bu. Ertesi gün aramasını bekledim. Aramadı.. Belki benim aramamı bekliyordur dedim. Aradım. Telefonu kapalıydı. Böyle bir hafta geçti. Dün gece telefonuma bir mesaj geldi. "Çok sIkIldIm yawss.. yarın akşam buluşalım mı?" yazmış. Sıkıldım kelimesini, Türkçe karakter sorunundan dolayı "sikildim" yazmaya utanmıştı. Bu hala benimle arasına bir mesafe koyduğunu gösteriyordu. Muhtemelen ya bana yine bir rol verecek yahut geçen yaşadığımız mesaj trafiğiyle ilgili onu yanlış anladığım konusunda beni ikna etmeye çalışacaktı. Her halükarda benim adıma olumlu bir sonuç göremedim. Ona cevap olarak "Geçen pazar günü Anneannem vefat etti. Her akşam diğer akrabalarımızla birikte onun evindeyiz. Taziye için gelenler oluyor. Birkaç gün akşamları çıkmam artık" yazdım. Başsağlığı dilediğini belirten bir mesaj atıp, haftaya görüşürüz. Ok? demiş. "Ok" yazıp gönderecektim, vazgeçtim. Hem millete kızıyorsun hem aynı şeyi yapma dedim. Tamam yazıp, gönderdim..

Bir hafta sonra yine arar mı, bilmiyorum..Ama aramamasını tercih ederim.Yazının sonuna geldim hala bu olayla ilgili bir başlık bulamadım bu arada. İş hanındaki yan komşunun radyosu yüksek sesle açık ve radyoda Serdar Ortaç çalıyor.. Hayat beni neden yoruyorsun? diyor Serdar Ortaç. Herhalde başlık bu olmalı. Bir işaret gibi geldi bana..

37 comments:

MeMeT dedi ki...

ne diyelim hayırlısı olsun ortega.. ne derler bilirsin kıfsmet bu işler.. :)

kayser dedi ki...

arkadaşım, çok uzun oluyor okuyamıyoruz böyle postları..postalları :D

GK dedi ki...

Bunun özetini çıkaralım ödev olsun.Çok uzun olmuş abi.

haan dedi ki...

ortega bence ararsa mutlaka git...
çünkü askerde son 1 ayda çukur kazmayanlardan zorla kan bağışı alıyorlar..
sonra 2 gün kolun havada geziyorsun..

asaylar dedi ki...

abi tek kelime söylicem, eğer kız hakikaten güzelse ve hayallerindeki gibiyse:
kaçırma!!!
:)

Enis İnan dedi ki...

bravo. zevkle okudum. sonra sinirlendim kız milletine, sonra seni taktir ettim, sonra yine sinirlendim, sonra amaaaan ne sinirleniyosun dedim kendi kendime.

sana da tavsiyem aynı. kendini kullanılmış falan hissetme, kızın kalçalarını düşün, kıza yazıl. siktir et gurur murur yalan beaaa (:

Flying Dutchman dedi ki...

Hasan bak bu derece uzunlukta yazıyı okumam ilk defa oturdum okudum, sonunda bana bir şey katmadı bir daha yazma bu kadar uzun küfür ederim.:))

bak güzel kardeşim, insanlara gereğinden fazla değer veriyorsun. Ama bu "abi kimseye gereğinden fazla değer vermeyeceksin 4S abi 4S" diye ortalarda konuşan gerzeklerin türünden bir laf değil.İnsanoğluna gereğinden fazla değer verip gereğinden fazla her davranışı anlamlandırıyorsun kendi yaptıkların da dahil. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanındaki baş karakter gibi olmuşsun. Ama doğru olan Nick Hornby'nin About A Boy'undaki baş karakter gibi olmaktır önce kitabı oku, sonra filmi izle.Sonra da davranışlarını sonradan hesaplamadan yapmaya alıştır kendini, beni de üzme, o sene bu sene mı? evet o sene...ya da bu sene işte...

not: askerliğin çok

ziggytheking dedi ki...

yok abi gayet de akıcı olmuş. o meriç tiplemesi olayı süper yalnız. aslında hepimizin içinde birer meriç var mı acaba!

Alex il Grande dedi ki...

Arasin abi, iyi ya iste. Bu isler boyle, kovalasin seni biraz. Seni kullandigini dusunsun, ama farkinda degilmissin gibi davran sen :)

Uğur dedi ki...

Hocam yüreğine sağlık be. 1 hafta sonu ancak bu kadar güzel tasvir edilir.

Adsız dedi ki...

umut sarıkayanın edebi üslubundan ister istemez etkilenmişsin...

Rapbitt dedi ki...

Bizim sınıftaki mi hafız?? :)

Şaka maka ikimizin çektiklerini film yapsalar yeni bi Brokeback Mountain olur,gişe mişe alayını kırar geçiririz...Yazık bize hacı elis... :s

Adsız dedi ki...

Bence gayet iyiydi. Keyifle okudum.

Adsız dedi ki...

bir müsibet bin nasihat.

Ortega dedi ki...

Vay be! Bayağı okuyan olmuş. Oysa herkes kayser gibi tepki verir diye düşünmüştüm. Yine yanılmışım.

adsız 1,

Umut Sarıkaya'dan o kadar çok etkileniyorum ki, onu okumaya başladığım günden beri bütün yazılarımda ondan esinlenmeler oluyor. Bunun gibi onlarca yazım var ama iyice Umut Sarıkaya taklidi olmasın diye yayımlamıyorum çoğunlukla..

rapbitt,

Brokeback Mountain ne alaka yahu? Doğru düzgün bir film adı yazsana olm :D

haan,

Ahahah.. abi, bu son dönemlerde aldığım en iyi asker öncesi önerisiydi.

Enis,

Adamımsın bu arada..Bi de Safa var bu klasmanda :D

Uçan Hollandalı,

Abi nihayetinde blog dediğin şey günlük olduğuna göre, normaldir bu uzunluktaki yazı. Ben aslında daha az sıklıkta ama daha uzun yazılar yazmaya niyetleniyorum ekseriyetle ama blogun okur kitlesine de ayıp olur gibi geliyor.. Fazla bireysel takılmayalım diyorum. Bu arada tavsiyelerini de dinleyeceğim..

gözde dedi ki...

"Dün gece telefonuma bir mesaj geldi. "Çok sIkIldIm yawss.. yarın akşam buluşalım mı?" yazmış. Sıkıldım kelimesini, Türkçe karakter sorunundan dolayı "sikildim" yazmaya utanmıştı. Bu hala benimle arasına bir mesafe koyduğunu gösteriyordu."

tespit insanısın gerçekten de hasancım =) bu kadar uzun yazı ders kitabında olsa okumamam. fekat burada okudum. hikayenin sonunda başka türlü bir son olur diye bekliyordum ama ucu açık bitmiş. yazar gerisini bizim hayal gücümüze mi bırakıyor yoksa?

Santiago dedi ki...

Madem kalça guzel sende kullan ortegacım :)))
Böylece turkce karakter sorununuda ortadan kaldırırsınız :D
ok! :)))))))

Ortega dedi ki...

gözde,

Okuyanlardan öyle bir beklentim yok :D

santiago,

Abi n'aptın ya.. Yazdığına gülerken aynı anda bire şeyler içince, gidiyordum az kalsın :D

xavier dedi ki...

Hikaye tadında güzel bi anlatım olmuş..önemli olan yazman usta yaz da kısası uzunu farketmez..ama şunu belirteyim içinde en ufak bi merak olan insan okumaya başlarsa bitirmeden bırakamaz :))meraklı milletiz bilirsin..sonuçta yaşadığımız bi hayat var ve bize sadece futbol lazım değil günlük hayattaki tecrübelerde lazım......

voodoo girl dedi ki...

bayadır kendi hayatınla ilgili, böyle içten yazmıyordun. şaşırdım :)

Santiago dedi ki...

@ortega
Esprilerimin içecekle birlikte alınmaması rica olunur :))))

SECO dedi ki...

BENCE ONUN ARAMASINI BEKLEME SEN ARA. ARAYI UZATMAYA GELMEZ BU İŞLER

Adsız dedi ki...

keyifle okudum. ama senin şey olayı iyiymiş. zannedersem hatunun burayı okuma imkanı yok. benim çoğu zaman okunma ihtimalleri üzerine yazamadığım olaylar oluyor. böyle özgürce yazabilmeyi isterdim. tekrardan tebrikler. devamını bekliyoruz.

Adsız dedi ki...

yaws ortegacım(ismini ve aramızdaki lakabını verip deşifre etmek istemedim seni ama ortega diyince bir tuhafıma gitti ee bide aylardan kasım olunca 6-0 geldi aklıma) gece gece Vallahi merak ettim kimmiş bu hatun hangi bankada çalışıyo sarısın renkli gözlümü yoksa:) eee bide ben kimim sende merak et bakalım... ben sana ipucu veriyim:) TTK

Ortega dedi ki...

TTK mı :D

Tahmin ettiğin kişi kim bilmiyorum ama yazıda bahsettiğim kişiyi gerçekte tanıyor olduğunu sanmıyorum. Şok olurum tanıyorsan :D

Adsız dedi ki...

salı günü seni şok etmeye geliyorum öyleyse:):)

Adsız dedi ki...

tahmin etmek istiyorum ama buraya yazmak istemiyorum:)

Adsız dedi ki...

inan bana sanki kendi yaşadığım olayları anlatmışsın! hikayenin sonunu merakla bekliyoruz...

Ortega dedi ki...

Tufan sen misin olm? Çıkar lan gözlükleri!

Adsız dedi ki...

gözlük kısmı doğru ama tufanını bilemem:D

Adsız dedi ki...

ortega hacı yazını zevkle okudum ama senin gibi dini bütün bi adama yakışmamış:)hayır o değil, zamanında aynı safta namaza durmuşluğunuz var:)

Ortega dedi ki...

Şu isimsizler bir de gerçek adlarını yazsalar yahut rumuz belirtseler ne güzel olurdu :D

Pınar dedi ki...

bir yazıdan bi sürü çıkartılacak ders.Hasta Galatasaraylı olarak blogunuza öylesine bakmıyor okuyoruzda..haberiniz ola..

Ortega dedi ki...

Teşekkür ederim Pınar.. öylesine bakanların da canları sağolsun, ne diyeyim :D

farawaysoclose dedi ki...

konuyla ilgisiz bir yorumum/düşüncem var: iki kişi (sevgili olsunlar ya da olmasınlar)birlikte restorana gittiklerinde, muhabbetin senkronizasyonu açısından ya ikisi de birşey yemeli, ya da ikisi de birşey içmeli, biri yer biri içer, denge bozulur. yiyen kişi karşıdakine ayıp olmasın diye utana sıkıla yer, çiğnerken anlamsız duraksamalar olur, sadece kahve kişi karşıdakinin boğazına dizdiğinden endişelenir vsvsvs. iki taraf da keyif almaz.

Ortega dedi ki...

Katılıyorum. Yemek yiyen kişi aynı zamanda bir şeyler anlatıyorsa, onun çiğnemesini, yediğini yutmasını beklerken, yemek yemeyen kişinin canı biraz sıkılabiliyor yani :)

voodoo girl dedi ki...

ben de yanyana oturanlara kılım