Pazartesi, Eylül 22, 2008

Ayağına Sağlık Kaptan


İki deplasmandan eli boş dönen Fenerbahçe. Boş dönmekle kalmayıp ortaya futbol namına bir şey koyamayan görüntü de bunun üstüne kötü bir sos olarak eklenmeli. Ve bir de bunların yanına hafta içi Porto'ya yenilmek, Şampiyonlar Ligi'ne de kötü başlamak.

Gençlerbirliği maçı öncesi bütün olumsuz bulutlar takımın üstünde dolanıyordu. Fenerbahçe'nin önemli isimleri sakatlık derdiyle boğuştuğu için takım bir türlü ideal 11'ini bulamadı. Ama Galatasaray'da da birçok sakatlık var, fakat sahaya çıkan takım yine de bu ligin kadro olarak oldukça üstünde. Bu demektir ki, Fenerbahçe yönetimi transfer döneminde takıma gerekli takviyeleri yapmamış ve derinlikli bir kadro oluşturamamıştır. Bu yüzden başarısızdır.

Maç öncesi Gençlerbirliği'nin puan alma olasılığı yüksekti. Bu hem biraz Fenerbahçe'nin genel görüntüsü, hem de Ankara ekibinin geçen hafta ortaya koydu oyunla alakalıydı. Hafta içerisinde yaptığı açıklamada Fenerbahçe futbol takımı kaptanı Alex de Souza "daha fazla hataya yer yok" şeklinde konuşmuştu. Ve Fenerbahçe'de hafiften de olsa bir kıpırdanma olduğu belliydi maçın başlarında. Ne var ki, rakibinin üstüne Daum döneminde olduğu gibi müthiş bir şekilde yüklenen bir Fenerbahçe takımı yoktu sahada. Daha çok Zico dönemindeki yavan futbol anlayışı devam ediyordu. Zico takımın ağır oynamasını, "Bu kadro hızlı oynayamaz" yorumuyla açıklıyordu. Oysa Aragones tam tersi düşünmekte. Geldiği günden beri Fenerbahçe'ye uygulatmaya çalıştığı şey atağa hızlı çıkmak üzerine kurulu. Fenerbahçeli futbolcular bunu yapmak için uğraşıyorlar ama Kazım ve Uğur şu an oynadıkları futbolun üstüne bir şey koymak için çabalamazlarsa (Burak'ın ilk onbirde devamlı yer alabileceğini düşünmediğim için onu yazmadım), takım bir hayli zorlanacaktır. Bu sistemde kanatlarda oynayan oyuncular çok önemli. Bu sebeple Fenerbahçe için Deivid'in sakatlığı büyük talihsizliktir.

Alex'in bu sene olağanüstü bir gayreti var. Kaptanlığın üstüne, hak ettiği 10 numarasını da alınca, kaptan köşküne tam olarak yerleşti. Maçın kilitlendiği anda yine sahneye çıktı, güzel bir kontrol ve şık bir vuruşla oyunu açtı. Fenerbahçe takımın şu an için vazgeçilmezidir Alex. Nazar değmesin diyelim. Gerçekten de çok farklı bir oyuncu. Hagi'yle birlikte Türkiye ligine gelmiş en yararlı yabancı oyuncudur yorumlarımıza katılmayan olmaycaktır herhalde. Fenerbahçe'nin maçı kazanmasındaki en büyük etkendir Alex de Souza.

Gençlerbirliği takımını daha dirençli olur diye bekliyordum. Yanıldım. İlk yarı zaman zaman iyi pas yapan bir görüntü çizseler de, Fenerbahçe'nin moralsiz durumundan yararlanamadılar. Mesut Bakkal maç sonunda iki takımın da kötü futbol oynadığından bahsediyordu. Gençlerbirliği takımı maç öncesi Kadıköy'e puan almak için gelmiş izlenimi veriyordu, ama Mesut Bakkal'ın öğrencileri o kadar kötü oynadılar ki, 10 kişi kalmasalar da Fenerbahçe'ye karşı koyabilecek görtüntüden uzaktılar. Bakkal kendi takımın kötü görüntüsü üzerine kafa patlatsa daha iyi olur sanırım.

Aragones'in Yasin ve Can denemelerinin ardından Önder Turacı'ya forma şansı vermesi, geç de olsa güzel. Her ne kadar Gençler forveti Fenerbahçe defansını zorlamamış olsa da, Önder'in defansta olması Yasin ve Can'a nazaran daha çok güven vermekte.

Kalede Volkan Babacan'a fazla iş düşmedi. Bu maça bakarak ona sanki Casillas olacakmış gibi yaklaşılmamalı. Abartmayı çok seviyoruz nedense. hava toplarındaki kendine güvenen görüntüsü iyi puandır onun için.

Emre Belözoğlu için ekstra konuşmak gerek. Kazım ve Uğur'un kendilerini pek geliştiremeyen görüntüleri içerisinde, Alex'e yardımcı olabilecek ve oyunu dikine çabuk oynayabilecek meziyetteki tek adam Emre. Bu sorumluluğu kaldırabilmede ciddi sorun yaşamakta yalnız. Fiziksel olarak hala hazır değil. Buna ek olarak Galatasaray günlerindeki gibi anlamsız hareketler yapmakta. Sarı kartı varken rakibine yaptı sert müdahale için hakem bir sarı kart daha gösterse, kimse bir şey diyemezdi. Başkan, manevi oğlunu maçlara psikolojik olarak hazırlarken, bu ayrıntıyı da es geçmemeli.

Başkan demişken, dakikalar 83'ü gösterirken "aman trafiğe yakalanmayalım" düşüncesiyle tribünleri terk eden seyircileri görünce, ne düşünüyor acaba kendisi? Eserinden memnun mudur? Merak ettim bunu. Bileklik rezaletinden hiç bahsetmek istemem şu an. Öyle ya da böyle 3 puan almış takım. Huzurumuz kaçması, di mi ama?