Cuma, Aralık 14, 2007

Haybeden Gerçeküstü Lakırtılar #3

*Geçenlerde İzmit'e gidiyorum otobüsle.Bir baktım, ömrü hayatımdan görebileceğim en güzel kızlardan biri oturuyor ön koltukta (Maria Sharapova'ya benziyordu). Bense onun bir koltuk gerisinde, çaprazında. Hayatın bana verdiği mesaj:"Herkes çapını bilecek"

* Buradan hemcinslerimi uyarmak istiyorum. Dünyanın en kötü tanımlamalarından birisidir, "yakışıklı değil ama sempatiksin" lafı. Eğer bir hatun size bunu söylüyorsa, arkanıza bakmadan kaçın. Çok ciddiyim bu hususta. Bana bir kız bunu dese hiç tereddüt etmeden dediğim şeyi yaparım. Şimdilik birileri hala "hoş çocuk" diye tanımlıyor beni , ne zaman "yakışıklı değil ama sempatik" oluruz, o zaman yapmam gereken şey bellidir derim kendime. Arkama bakmadan kaçarım, çok ciddiyim lan!

* Girizgahı bol enaniyet soslu yaptık.. Geçenlerde fark ettim ki, en çok kullandığım kelimelerden birisiymiş "gerçi" sözcüğü..

* Bazen diyorum; futbol olmasa ne yapardık? Çok fena yahu.

* Ben, Avrupa futbolunu takip etmeye başladığım günden beri Liverpool'u seviyorum. 8-0'dan sonra başlamadı bu sevda. Sanırım bazıları beni yanlış anladı. Elalemin şeyiyle gerdeğe girme sevdalılarından değilim..

* Ekşi sözlükteki "goner" ben değilim, boşuna heyecan yapmayın. Çoğu sitede "Ortega" takma adını kullanmaktayım.

* Cumartesi akşamı, bayram tatili münasebetiyle Manisa'ya gidiyorum. Vizelerdi, projeydi, sunumdu, ödevdi derken 1 hafta tatil iyi gelecek bünyeye.

* Sinema sevdalısıyım ama aynı hassasiyeti tiyatroya gösteremiyorum. İlkokul yıllarında gittim tiyatroya, o da öğretmenimizin zorlamasıyla. Geçenlerde bunu anlattım bir kız arkadaşa, beni tiyatroya götüreceğini söyledi, yalnız oyun seçimini bana bıraktı. Artık bu konuda ne kadar kabızsam, hangi sahnede hangi oyun var haberdar değilim arkadaş. Birileri yardım etsin.

* Kadıköyde yükselen 'trend' "erotic shop" olayı (tespit: oğuz)

* Feysbuk vesilesiyle bizim lisenin en güzel kızını buldum (nedense şimdi o kadar hoş gelmedi gözüme) Kendisiyle hazırlık ve lise 1'de aynı sınıfta olmak benim için gururdu (ohaa..amma abartım haa). Yok aslında esas gurur duymam gereken, onunla birlikte mezuniyet balosuna gitmiş olmamdı. Okulda yaptığım karizmayı bir düşünün hele. Gerçi, okul basketbol takımında olmak da yeterince şöhret sahibi yapıyor sizi..Hakan Şükür de lise yıllarında basket takımında oynamış sanırım. Popüler olmak için basketbolu tercih ettim demişti.

* Basketbolu izlemeyi severim, iyi oynadığım iddia edilir, oynamayı pek sevmem ama...Futbolun hastasıyım, çok da kral oynarım. Haybeden 'Ortega' denmiyor bize. İnanmayan halı saha maçına çağırabilir..

* Ortega demişken, çok yazık oldu hakkaten. Sen git Ortega gibi bir adamı transfer et, sonra takımın başında Lorant olsun. Aynı Lorant'ın daha sonra hangi takımları çalıştırdığına dikiz..

* Otobüste ayakta gitmeyi seviyorum ama her seferinde ayağıma basan öküzler yüzünden bu sevdadan vazgeçeceğim sanırım.

* Aylık akbilin ne büyük bir nimet olduğunu bu ay çok iyi anladım.. Ekonomi yapacağız diye sapıttık iyice..

* Grup CK, Fenerbahçe tribünlerinin yükselen yıldızıdır. Bu grubun bir üyesi olmaktan onur duyuyorum.

* Hayat çok garip. Bir yıl sonrası, bu blogun sahibi Ortega efendi karşınıza bir eğitimci olarak çıkabilir..yüksek lisans öğrencisi olarak da çıkabilir..ama aynı zamanda hala okulu bitirememiş bir öküz olarak da çıkabilir.. Bu son ihtimal çok kötü oldu be. Moralimi bozmaya yeter..

* "Düşünmenin suç olmadığı bir dünya kurulur mu dersin?" (Nazım Hikmet-Mavi Gözlü Dev)

* O kadar çok suni gündem var ki memlekette, üzerinde esas konuşulması gereken şeyleri hep ıskalıyoruz. Türban yasağı gibi komik bir uygulama var. Özgürlüğe inanan herkes bu yasağa karşı çıkmalı ve bu yasak toptan kalkmalıyken, biz ne yapıyoruz? Acaba türban yasağı ortadan kaldırılırsa, başı açıklar mahalle baskısı görür mü? ya da arkadaşından etkilenip başını örtmeyi mi tercih eder? gibi abuk sabuk şeyler üretiyoruz. Yapılacak şey çok basit oysa; bu olay din ve vicdan özgürlüğüyle alakalı, aynı zamanda kimsenin eğitim hakkını kıyafetleri bahane ederek engelleyemezseniz. Demokrasi diye bir şey var ise bu ülkede, bütün bu yasaklar ve tartışmalar komik kalıyor. Dön baba dönelim, aynı yere gelelim hesabı..

* Cevabımın şiddetinden susuyorum! (Necip Fazıl Kısakürek)

3 comments:

Vincenzo dedi ki...

nazım hikmet ve necip fazıl üstad. iki zıt kişilik bir postta. hoş olmuş.

cogito dedi ki...

türban konusunda katılmıyorum ne yazık ki.. kamu kuruluşlarına türban sokulmaması taraftarıyım. özgürlük başka bir kesimi rahatsız etmedikçe var..

inehk dedi ki...

aylık akbil.. büyük nimet cidden.. 15 dk.lık yola..yani okula 7 otobüsle gittiğimizi bilirim.. bi de okula geç kalırsak geç değil yok yazıolardı.. ooh.. gitmediğimiz yer kalmadı denebilir.. artık hareket amirliğine gidip abi bize bi yer söyle oraya gidelim diyoduk..sonra akşam okul saatine istanbulun bi ucundan öteki ucundaki ewimize dönmeye çalışıyoduk.. bi de biizm zamanımızda ilk başta halk otobüslerinde wapurda filan da geçmiyodu.. sonraki sene wapurda da geçince uçmuştuk sewinçten..

ne diyelim..saolsun bizi yok yazan hocalar.. saolsun rapor weren doktorlar..