Sanatsal Kaygı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanatsal Kaygı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 18, 2015

Dikkat çeken bir dizi: Filinta


Bu toprakların ezberlenen ağlamaklı ve bol entrikalı (aşk soslu elbette) dizilerinden artık gına geldi. Yok mu şöyle batılı tarzda çekilen bir polisiye dizi derken çıkageldi Filinta:Bir Osmanlı Polisiyesi.

Gerek Trt'de yayınlanıyor oluşundan (malum devlet kanalı) gerekse de polisiye dizilerin (tuhaf fenomen Arka Sokaklar'ı saymazsak) pek bizim halkı sarmaması gerçeği nedeniyle önyargıyla bakılıyor sanırım bu diziye.

Filinta dizisi Kudret Sabancı yönetmenliğinde çekiliyor. Devasa bir plato varmış Kocaeli'de. O günün muhitleri, dükkanları yani tamamıyla her şeyi en kanlı canlı haliyle ve de hiç sırıtmadan izleyicinin gözlerinin önüne getiriliyor. Ciddi bir maddi yükümlülük getiren, artı emek isteyen bir girişim bu. Takdir edilesi.



Lost'un yönetmeni Bobby Roth'un yapıma danışman olması yine ciddi bir artı. Dizideki o ülke dışı kokan görsellik ve profesyonelliği bu adamın rehberliğine de borçlu olmalılar. Roth, diziyle ilgili konuşurken "Amerika'da da izlenecek bir iş yapıyorlar ama başarılı olmak zorundalar" demiş. Bunu destek verdiği diziyi pohpohlama adına dediğini düşünebilirsiniz. Ancak bu çok doğru bir öngörü olmaz. Gerçekten gerek görsellik, gerekse de kurgu anlamında hayli batılı bir havası var dizinin. Ve her geçen gün ritmi daha da artırıyorlar.

Dizinin kahramanı, Galata müşiri Filinta Mustafa'yı Onur Tuna canlandırıyor. Öncelikle kendisi ilk gördüğümde sadece fiziğinden dolayı mı bu adamı başrole oturtmuşlar dedim. Lakin bölümler ilerledikçe oyuncu bu role iyice ısındı. Bu diziden sağ salim bir başarıyla çıkarsa ülke belki de iyi bir jön kazanabilir.

Filinta Mustafa'nın gönlünü kaptırdığı dilber portresinde karşımıza çıkan Lara'yı Damla Aslanalp oynuyor. Her hikayede bir aşk masalı olmasına alışığız. Dozunda karşımıza çıkıyor bu ikili dizi boyunca. Bu da güzel.

Bahsedilmesi gereken esas karakter ise kesinlikle Kadı Gıyaseddin rolündeki Mehmet Özgür. Hem duruşu hem de belki de rolü gereği hakim olduğu lisanıyla dizideki en Osmanlı karakter. Açık ara... Bu role cuk oturmuş. Kalabalıkları elini kaldırıp "sukunet" diye susturması oldukça karizmatik. Keza devlet işleri ve adli vakalardaki genel yaklaşımları da.



Son olarak hikayenin kötü adamı Boris Zaharyas'tan bahsetmeli. Gerçek hayattaki muadilinin Osmanlı'nın başına türlü türlü çoraplar ören Basi Zaharoff olduğunu tahmin etmek güç değil. Bu savaş tacirini ise Serhat Tutumluer canlandırıyor. Kadı Gıyaseddin rolündeki Mehmet Özgür'den sonra dizinin en iyisi kesinlikle. Bu karakter sebebiyle konuyu günümüzün meşhur devlet içi illegal yapılanmalara (veya en son tabirle paralel yapı) göndermeli bir dizi diyerekten Filinta dizisini hakir görenler var. Büyük bir hata yapıyorlar zira tarih boyunca devletlerin altını oymaya çalışan illegal oluşumlar hep olmuştur. Zaten Basil Zaharoff adlı gerçek kişi de bu tarz bir adamdır. Ve buna ek olarak diziyi hiç izlemeden, ortaya dökülen emeği ve kaliteli yapımı hiçe sayarak yapılan yorumlar çok boş. Hele bir iki bölüm izleyin, ondan sonra dizinin kalitesi üzerine üç beş kelam edin.

Uzun uzun yazmak yerine dizide yer alan meşhur bir kaç oyuncunun daha olduğunu isimlerini zikrederek yazalım. Yosi Mizrahi, Kayra Şenocak, Naz Elmas ve Kamil Güler de piyasanın iyi bilinen isimleri ve onlar da dizide önemli rollerdeler.

Dizinin batılı havasından Cumhuriyer gazetesi yazarı Mehmet Çoban da diziyi övdüğü bir yazısında bahsetmişti. Hemen ilk bölümün ardından yazılan bu yazıda bunca kaliteye ve ülkedeki çoğu işten üstün olan bir yapım olmasını rağmen bir türlü halkın diziye ısınamadığını güzelce anlatmış. İki önceki cümlede yazıya bir bağlantı koydum. Okumanızı tavsiye ederim. Kısa bir cümleyle yazıya değinmek gerekirse; Türk dizi izleyicisinin, Özcan Deniz'in modern ağa rollü dizilerine ve Muhteşem Yüzyıl gibi bol entrikalı (bol aşklı meşkli anlamında) dizilere aşina olması, çabuk kanının kaynaması en büyük etken diyor bu duruma. Yoksa henüz bu topraklar batı kalitesinde çekilen polisiyelere uzak mı? Veya en fazla Adanalı tarzı klişe işleri mi beğeniyoruz? Cevaplaması çetrefilli bir soru.

Filinta'nın avantajı devlet kanalında olması. Çok ciddi bir reyting kaygıları bu sebeple olmaz. Lakin bu dizi gerçekten izlenmeli. Hem ülke dizi sektörü bu kadar gelişti mi yahu diye şaşırmak ve takdir etmek için hem de yurt dışına tüm kalitesiyle pazarlanabilecek bir diziye destek vermek için.

İnternetten izlemesi daha keyifli elbette. Ancak dizinin 2 saate yakın süre boyunca reklamsız bir şekilde televizyondan da yayınlandığını hatırlatayım.


Pazartesi, Ekim 20, 2014

Pek Yakında, Türk sinemasına ironik bir saygı duruşu niteliğinde


Cem Yılmaz ne zaman bir film çekse yorumlar standart oluyor. 3 grup var. Birinci grup; her koşulda Cem Yılmaz'ı savunan, çektiği her filmi koşulsuz seven, kabul eden. İkinci grup ise yine Cem Yılmaz'ı seven ama adamın filmlerinde GORA'daki gibi gülmekten kırılmak isteyen kişiler. Bu kişiler Cem Yılmaz filmlerinin stand-up tadında olmasını bekliyor ve ortalama 90 dakikalık bir filmde sinemadan karın kasları kasıla kasıl çıkmış olmayı arzu ediyorlar. Ve en sondaki üçüncü grup ise Cem Yılmaz sinemasına toptan karşı olanlar. Bu gruptaki önyargıda inanılmaz bu arada. Hadi GORA, AROG falan bunlara çocukça geldi peki ya Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz filmlerine ne diye bu kadar karşıtlar anlamak güç. 

Neyse Pek Yakında'ya dönelim. Öncelikle her film yazısında olduğu üzere izlemeyen ve izlemeye niyeti olanları uyaralım. Sonradan "spoiler" diye ağlaşılmasın. 

Cem Yılmaz'ın salt komedi tarzında çekmediği filmlerden biri Pek Yakında. Her Şey Çok Güzel Olacak ve Hokkabaz'dan sonra üçüncü farklı filmi yani. Artı bu filmde bir farklılık daha var. İlk kez tek başına film çekmiş. Yönetmenlik koltuğunda. Yönetmenliğini fazlaca eleştiremedim. Planlar, renkler hayli iyi seçilmiş. Senaryoda ise Cem Yılmaz, H.Ç.G.O'daki (mecburen kısaltacağım bundan sonra) gibi yine karısına bir şeyler ispatlamaya çalışan adam rolünde. Bunu bilerek mi yapıyor tesadüf mü emin değilim. Eşi için bir şeyler yapan, çabalayan, zaman zaman çuvallayan adam işi tuttu gözüyle bakıyordur belki de. Bir de oyunculuk yeteneğinin kısıtlı olduğu eleştirisine çok takılıyor olsa gerek genelde filmlerinde aynı anda birden fazla karakteri oynama çabasında sanki. Ben bu durumu buna yordum açıkçası. İmkan olsa sormak isterim hatta. 

Filmin geneli Türk sinemasına ironik bir saygı duruşu kıvamında. Gulyabani'den tut piyano başındaki zengin konak beyefendisinin fakir güzel kıza vurulma klişelerine kadar. Eski filmlerden kalma eşyalar üzerinden o günlere küçük özlem soslu saygı duymalar ve günümüz efekt tekonolijisi hatırlatmaları... Film çekilirken yaşanılan sıkıntılar da seyirciye anlayacağı dille anlatılırken ara ara sektöre ve sektörün malum isimlerine ayarlar da bolca mevcut tabii filmde. (sağlam para ödülü almak için düşük bütçeli filme kasan yönetmenler örneği gibi)

Filmde bolca mevcut olan şeylerden biriyse ürün yerleştirme. Ama ne yerleştirme tabii. Dükkanın tekindeki Turkcell tabelası Hollywood filmlerinde de benzerleri olduğundan çok göze batmıyor, fakat bir sahnede içecek ne var sorusuna elindeki Pepsi grubuna ait gazlı içecekleri gösterip sıralayan Cem Yılmaz tuhaf duruyor. Adamın filmin maliyetini buradan çıkarmasında sorun yok. Zekasına hayran olan da biriyim öte yandan.Hatta film içindeki ürün yerleştirme meselesine dair yapılan esprilere de güldüm. Lakin en sonunda "Turkcell ve her yerden çekme" repliğinin sponsorun zorlamasıyla senaryoya muhtemelen konmuş olduğu gerçeğini düşününce rahatsız oluyor insan. Reklamsız, sponsorsuz, ürün yerleştirmeksizin film yapsın da demiyoruz elbet ancak yapıyorsunuz bari gözümüze bu kadar çok sokmasanız daha iyi olur diye düşünüyoruz. Filmi sırf bu sebeple eleştiren kitle olacaktır. Onların da sesi olayım.

                       

Cem Yılmaz'ın kemik film kadrosuna bundan sonra eklenmesi gereken bir isim var. O da Çağlar Çorumlu. Filmin en iyisi. Almış götürmüş filmi. Umarım daha sonraki projelerde de yer alır. Ondan sonra da Zerrin Tekindor geliyor bana kalırsa. Bu iki isim filmdeki diğer tüm isimlerin önünde bir performans ortaya koymuş. 

Mazhar Alanson'un film için yaptığı müzikler de oldukça iyi. "Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz" şarkısı müthiş.

Cem Yılmaz'ın bu filminde de daha önceki filmlerinde olduğu gibi kendi eski filmlerine gönderme (replik olarak genelde) yapma özelliği devam ediyor. H.Ç.G.O'dan replikleri duyunca ister istemez keşke o film tadında filmler çekse Cem Yılmaz diyorum. Bu film de Cem Yılmaz'a çok önyargılı değilseniz ya da gideyim de kahkaha atayım her sahnede demiyorsanız, sizi tatmin edecek bir film. Sıkmıyor. Konusu sevimli. Sevimsiz olan ise yukarıda bahsettiğim gözümüze gözümüze sokulan reklamlar. Pepsi gelecek bu filmi her gördüğümde aklıma. Ürünü kafama tam yerleştirdiler yani. Tebrik ediyorum.

Twitter'da görmüştüm sanırım. Cem Yılmaz'ın dram-komedi filmleri arasında şöyle bir sıralama yapmış vatandaşın biri. Kesinlikle katılıyor ve paylaşıyorum.

Her Şey Çok Güzel Olacak > Hokkabaz > Pek Yakında



Pazar, Ekim 19, 2014

Mazhar Alanson - Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz




Bu koşuşma hiç mi durmaz
Aşık olsam kimse duymaz
Bu çölde senden başka gül açmaz, gül açmaz
Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz, yazan çıkmaz
Günler sayılı hiç şaşmaz
Akar gider soru sorulmaz
Senin yerini hiç kimse dolduramaz, dolduramaz
Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz, yazan çıkmaz
Bugünlerde geçmişimle yüzleştim,
Aklı başında biri yok hayatımda
Her yeni günden ne çok şeyi bekledim
İlerisi karanlıktı çözülmedim, çözülmedim
Bu koşuşma hiç mi durmaz
Aşık olsam kimse duymaz
Bu çölde senden başka gül açmaz, gül açmaz
Neden bana aşk şarkısı yazan çıkmaz, yazan çıkmaz

Çarşamba, Aralık 11, 2013

Erkek Tarafı Testosteron


Çok tutan bir tiyatro eserinin sinemaya uyarlanmış hali bu film diye bir girizgah yapıp uzun uzadıya yazı yazmak mümkün ama fimi izlemeye gidenlerin genelde yarısında çıkmak istedikleri gibi, yazıyı da okuyanların yarısında bırakacağı bir kritik olur. Ondan vazcaydım. Kısa tutmaya gayret edeceğim. 

Bu filme bir erkeğin eşiyle, kız arkadaşıyla falan gitmesi abes olur. Kadınların pek seveceği türden bir film değil. Erkekler ise bazı yerlerine ve tespitlere güleceklerdir. O da filmin adında verilen mesaj itibarıyla erkek muhabbeti olduğundan. 

Bu eserin tiyatroda çok tutması doğal çünkü hikayenin doğasında tiyatroya uyum var. Sinema perdesinde, tek mekanda sanki oyuncuların yanına kamera konmuşcasına çekilmiş bir film. Oyunculuklar biraz değil bayağı abartı. Bağıra bağıra söylenen replikler ise tiyatrodan alışkanlık olsa gerek. Eğer bu bir tarzsa hiç tutmadım, belirteyim. 

Filmin gişe sayısını çok merak ediyorum. Aynı zamanda yarısında çıkanların ortalama sayısını da. Kadroyu görüp de filme koşa koşa giden çok olmuştur ama sonrası sıkıntı çıkartmıştır. Sonuna kadar izledim filmi. Uykum gelmedi belki, yahut çıkmak istemedim ancak film ne zaman toparlayacak diye bekledim. O da olmadı. Vakit kaybı diyerek insanların emeklerini hiçe saymak istemem ama bu yazıyı okuyup da hala filme gitmek isteyen olursa, gerekli uyarıları ben yaptım diyorum.

Kötü bir deneme olmuş. Keşke hep tiyatro eseri olarak kalsaymış. 

Cumartesi, Ağustos 03, 2013

Yusuf İslam - Peace Train



Now I've been happy lately, thinking about the good things to come 
And I believe it could be, something good has begun 

Oh I've been smiling lately, dreaming about the world as one 
And I believe it could be, some day it's going to come 

Cause out on the edge of darkness, there rides a peace train 
Oh peace train take this country, come take me home again 

Now I've been smiling lately, thinking about the good things to come 
And I believe it could be, something good has begun 

Oh peace train sounding louder 
Glide on the peace train 
Come on now peace train 
Yes, peace train holy roller 

Everyone jump upon the peace train 
Come on now peace train 

Get your bags together, go bring your good friends too 
Cause it's getting nearer, it soon will be with you 

Now come and join the living, it's not so far from you 
And it's getting nearer, soon it will all be true 

Oh peace train sounding louder 
Glide on the peace train 
Come on now peace train 

Now I've been crying lately, thinking about the world as it is 
Why must we go on hating, why can't we live in bliss 

Cause out on the edge of darkness, there rides a peace train 
Oh peace train take this country, come take me home again 

Oh peace train sounding louder 
Glide on the peace train 
Come on now peace train 
Yes, peace train holy roller 

Everyone jump upon the peace train 
Come on peace train 
Yes, it's the peace train

Cuma, Temmuz 12, 2013

Sinema Dünyasından Haberler #14


* Johnny Depp hayranları buraya! Johnny Depp'in gelecek projesi David Koepp'in yöneteceği, Mortdecai filmi olacak. Bu film, Kyril Bonfiglioli'nin 70'li yıllarda üç cilt halinde yazdığı kitabından uyarlanan bir suç draması olacak. Depp, Andrew Lazar ve Christi Dembrowski ile birlikte filmin yapımcılığını da üstlenecekmiş.

* The Seventh Son filminin ilk fragmanı ve afişi yayınlandı. Afişte filmin başrolündeki Jeff Bridges'ı elinde asasıyla duruyor

 

* Robert Rodriguez'in Machete Kills filminde ilginç bir kadro var. Tom Savini, Jessica Alba, Mel Gibson ve Sofia Vergara gibi isimlerin yanı sıra, Amerikan Başkanı rolünde Charlie Sheen'i göreceğimiz filmde, Zoe Saldana, Antonio Banderas ve Cuba Gooding Jr. da yer alıyor.

* Spike Lee'nin yeniden çektiği Old Boy'un red band (yetişkinler için) fragmanı yayınlandı.

* İngiliz Sinema ve Televizyon Akademisi'nin Los Angeles bürosu (BAFTA LA), 2013 Stanley Kubrick Britannia Ödülü'nü Zirveye Giden Yol (The Ides of March) yönetmeni ve Avukat (Michael Clayton) oyuncusu ünlü yıldız ve yönetmen George Clooney'e verecek. 'Sinemada Üstünlük'ü kutlayan ve BAFTA LA tarafından her sene verilen ödül, Clooney'e 9 Kasım 2013 tarihinde verilecek.

* Guardians of the Galaxy'nin kötü adamları belli oldu: Benicio Del Toro, Lee Pace ve Karen Gillan.

* Sophia Loren, Jean Cocteau’nun ‘The Human Voice’ adlı tiyatro eserinin sinema uyarlamasıyla oyunculuk günlerine geri dönüyor. Hayranlarına duyurulur.

* Christian Bale, bundan kelli Batman filmlerinde yer almayacağın belirtmiş. Üzücü bir haber.

kaynak: imdb.com, beyazperde.com, ntvmsnbc.com

Salı, Mayıs 14, 2013

Hüsnü Arkan & Birsen Tezer - Hoşgeldin


Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin
Aah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr 
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken

Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin 
Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim 
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr
Ttutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar 
Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken

***

Şarkı alıp duvardan duvara defalarca çarpıyor adamı...

Salı, Ocak 22, 2013

45. SİYAD ödüllerinde kazananlar



45. SİYAD Türk Sineması Ödülleri'nde En İyi Film Tepenin Ardı seçilirken, En İyi Yönetmen ödülüne Zeki Demirkubuz layık görüldü. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü 'Yeraltı' ile Engin Günaydın'a, Cahide Sonku En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Neslihan Atagül'e verildi.

 Geçtiğimiz günlerde adayları duyurduğumuz yazıda tam 9 kategoride tahminde bulunmuştum. O tahminleri şu yazıda görebilirsiniz. Genelde tahmin konusunda pek iyi olmayan bendeniz bu kez 9'da 7 tahmin oranıyla kendi çapımda ulaşılması güç bir rekora imza attım (ver elimi öpücem).

Ödülleri kazanan diğer isim ve filmler şöyle...


En İyi Film: Tepenin Ardı
En İyi Yönetmen: Zeki Demirkubuz (Yeraltı)
Mahmut Tali Öngören En İyi Senaryo Ödülü: Emin Alper (Tepenin Ardı)
Cahide Sonku En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Neslihan Atagül (Araf)
En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Engin Günaydın (Yeraltı)
 En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Nihal Yalçın (Yeraltı)
 En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: Mehmet Özgür (Tepenin Ardı)
 En İyi Görüntü Yönetimi: Türksoy Gölebeyi (Yeraltı)
 En İyi Müzik: Demir Demirkan, Paolo Poti (Zenne)
 En İyi Kurgu: Zeki Demirkubuz (Yeraltı)
 En İyi Sanat Yönetimi: Osman Özcan (Araf)
 Ahmet Uluçay Umut Ödülü: Dilan Aksüt (Lal Gece)
 En İyi Kısa Film: Rezan Yeşilbaş (Sessiz)
 En İyi Belgesel Film: Ben Uçtum Sen Kaldın
 En İyi Yabancı Film: Amour

 SİYAD'ın bu yılki ''Tuncan Okan Emek Ödülü'' Sevin Okyan'a, onur ödülleri Feyzi Tuna, Arif Erkin ve Necla Nazır'a verildi.

Çarşamba, Ocak 09, 2013

45. SİYAD - Türk Sineması ödül adayları



Yeşim Ustaoğlu'nun Araf'ı bütün dallarda aday gösterilen tek film. Ödül töreninde en çok beklentiye girilecek film olması normal haliyle. Bu filmin ardından; Tepenin Ardı, Yeraltı Gözetleme Kulesi, Babamın Sesi filmleri birçok dalda aday gösterilmiş.

Kendi tahminlerime gelince (ki genelde futboldaki bahis olaylarındaki başarısızlığımı sinema ödüllerinde de yaşarım ama yazacağım yine de), tabii dikkat çekici dallardaki tahminlerimi yazıyorum.

En iyi film için tahminim Tepenin ardı. En iyi yönetmen de Emin Alper olur diyorum.
En iyi senaryo yine Tepenin Ardı ile Emin Alper.
En iyi kadın oyuncu Neslihan Atagül (Araf).
En iyi erkek oyuncu Engin Günaydın (Yeraltı).
En iyi yardımcı kadın oyuncu Nihal Yalçın (Araf).
En iyi yardımcı erkek oyuncu Mehmet Özgür (Tepenin Ardı).
En iyi görüntü George Chiper (Tepenin Ardı).
En iyi kurgu Özcan Vardar (Tepenin Ardı).



*** 
45. SİYAD - TÜRK SİNEMASI ÖDÜLLERİ 2012 ADAYLARI

EN İYİ FİLM
ARAF (Yapımcılar: Serkan ÇAKARER, Yeşim USTAOĞLU)
BABAMIN SESİ (Yapımcı: Özgür DOĞAN)
GÖZETLEME KULESİ (Yapımcılar: Nida Karabol AKDENİZ, Pelin ESMER, Tolga ESMER)
TEPENİN ARDI (Yapımcılar: Emin ALPER, Enis KÖSTEPEN, Seyfi TEOMAN)
YERALTI (Yapımcı:Zeki DEMİRKUBUZ)

EN İYİ YÖNETİM
Emin ALPER (TEPENİN ARDI)
Zeki DEMİRKUBUZ (YERALTI)
Zeynel DOĞAN, Orhan ESKİKÖY (BABAMIN SESİ)
Pelin ESMER (GÖZETLEME KULESİ)
Yeşim USTAOĞLU (ARAF)

MAHMUT TALİ ÖNGÖREN EN İYİ SENARYO
Emin ALPER (TEPENİN ARDI)
Zeki DEMİRKUBUZ (YERALTI)
Orhan ESKİKÖY (BABAMIN SESİ)
Yeşim USTAOĞLU (ARAF)
Çiğdem VİTRİNEL, Şebnem VİTRİNEL (GERİYE KALAN)

CAHİDE SONKU EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Neslihan ATAGÜL (ARAF)
Devin Özgür ÇINAR (GERİYE KALAN)
Nilay ERDÖNMEZ (GÖZETLEME KULESİ)
Şebnem HASSANISOUGHI (GERİYE KALAN)
Selen UÇER (CAN)

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI
Engin GÜNAYDIN (YERALTI)
Barış HACIHAN (ARAF)
Tamer LEVENT (TEPENİN ARDI)
İlyas SALMAN (LAL GECE)
Olgun ŞİMŞEK (GÖZETLEME KULESİ)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI
Laçin CEYLAN (GÖZETLEME KULESİ)
Banu FOTOCAN (TEPENİN ARDI)
Tilbe SARAN (ZENNE)
Nihal YALÇIN (ARAF)
Nihal YALÇIN (YERALTI)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

Kerem CAN (ZENNE)
Özcan DENİZ (ARAF)
Ilgaz KOCATÜRK (ARAF)
Mehmet ÖZGÜR (TEPENİN ARDI)
Serhat TUTUMLUER (YERALTI)

EN İYİ MÜZİK
Volkan AKMEHMET, İnanç ŞANVER (TEPENİN ARDI)
Cahit BERKAY (BU SON OLSUN)
Demir DEMİRKAN, Paolo POTI (ZENNE)
Marc MARDER (ARAF)
Ulaş ÖZDEMİR (UZUN HİKAYE)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ
George CHIPER (TEPENİN ARDI)
Özgür EKEN (GÖZETLEME KULESİ)
Emre ERKMEN (BABAMIN SESİ)
Türksoy GÖLEBEYİ (YERALTI)
Michael HAMMON (ARAF)

EN İYİ KURGU
Zeki DEMİRKUBUZ (YERALTI)
Ayhan ERGÜRSEL, Pelin ESMER (GÖZETLEME KULESİ)
Orhan ESKİKÖY, Çiçek KAHRAMAN (BABAMIN SESİ)
Mathilde MUYARD, Svetolik Mica ZAJC, Naim KANAT (ARAF)
ÖZCAN VARDAR (TEPENİN ARDI)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ
Zeki DEMİRKUBUZ, Nihan GÜNEŞ, Hatip KARABUDAK (YERALTI)
Yelkan İŞKORKUTAN, Reza HEMMATIRAD (UZUN HİKAYE)
Osman ÖZCAN (GÖZETLEME KULESİ)
Osman ÖZCAN (ARAF)
Maja ZOGG (ZENNE)
EN İYİ BELGESEL

BEN GELDİM GİDİYORUM (Yön: Metin AKDEMİR)
BEN UÇTUM SEN KALDIN (Yön: Mizgîn Müjde ARSLAN)
TELVİN (Yön: Okan AVCI)
AŞKIN KIŞ MEVSİMİ (Yön: Gülşah DOĞAN)
800 KM. ENGELLİ (Yön: Murat ERÜN)
ANA DİLİM NEREDE? (Yön: Veli KAHRAMAN)
DÜNYAYI KURTARMAYA ÇALIŞANLAR (Yön: A. Nazlı KAYA)
BEKLEMEK (Yön: Bülent ÖZTÜRK)
SİİRT’İN SIRRI (Yön: İnan TEMELKURAN)

EN İYİ KISA FİLM

BİRLİKTE (Barış ÇORAK)
YUSUF'UN RÜYASI (Ferit KARAHAN)
BUHAR (Abdurrahman ÖNER)
SAMANYOLU (Aslı TOY)
BÉ DENG/SESSİZ (Rezan YEŞİLBAŞ)

Perşembe, Kasım 29, 2012

Çarşamba, Temmuz 04, 2012

Fikir hırsızlığı


‎"En büyük suç fikir hırsızlığı. Bugünün dünyasında "fikir" petrolden, araziden, makina gücünden daha değerli." 

Okan Bayülgen'den Elif Şafak'a...

Cuma, Nisan 13, 2012

Tarkovski ve 'Zamansal Gerçeklik'


"Bir keresinde rastgele bir diyalogu kaydettim. İnsanlar kayıtta olduklarını bilmeden konuşuyorlardı. Daha sonra kaydı dinledim ve ne kadar mükemmel "yazılmış" ve "oynanmış" olduğunu düşündüm. Karakterin hareketlerinin mantığı, his, enerji-her şey nasıl da gerçekti. Sesler nasıl da heyecanlıydı, ne de güzeldi."

Andrey Tarkovski

Salı, Şubat 21, 2012

Gözden Uzak Gönülden Her Daim Uzak Olmaz


- "Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz?" 
- "Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere..." (Oğuz Atay - Tutunamayanlar)

Pazartesi, Şubat 13, 2012

Sinema Dünyasından Haberler #13


* Beşinci Resident Evil filmi Resident Evil: Retribution'dan bir banner ve poster yayınlandı. Filmin vizyon tarihi 14 Eylül 2012.

* Terminator 5'in yönetmeni Justin Lin, filmin hazırlıklarına Fast Six'in ardından başlayacağını, filmin "James Cameron'ın amaçladığı gibi R(18 yaş) sınırlamasıyla vizyona gireceğini" açıklamış.

 * Yönetmenliğini Marc Webb'in üstlendiği, başrolde Tobey Maguire yerine Andrew Garfield'ı izleyeceğimiz dördüncü Örümcek Adam filmi The Amazing Spider-Man'den ikinci fragman yayınlandı.

   

 * Elizabeth Banks, Charlie Kaufman'ın yeni filmi Frank or Francis'in kadrosuna katıldı. Steve Carell, Jack Black, Nicolas Cage, Kate Winslet, Catherine Keener ve Kevin Kline'ın da rol alacağı filmin vizyon tarihi ise karambollerde.

* Tarantino'nun sekizinci filmi Django Unchained'de başlıca rollerde Jamie Foxx, Christoph Waltz, Kerry Washington, Joseph Gordon-Levitt, Sacha Baron Cohen ve Samuel L. Jackson var. Ve film 2012 sonunda vizyona girecek.

 * Komedyen Will Ferrell, Flamingo Thief filminde yine dram performansı ortaya koyacak (Melinda and Melinda'dan sonra bir kez daha).

 * Yazar Ahmet Ümit'in aynı adlı romanından uyarlanan Bir Ses Böler Geceyi filmi martta sinemalarda. Yönetmen koltuğunda Ersan Aysever var.

* Prenses Diana biyografisinde başrol değişti. Yeni prenses Naomi Watts.

Quentin Tarantino’dan 2011'in En İyi 11 Filmi


Quentin Tarantino, klasikleşen yılın en iyi filmleri listesini açıklamış. 11 filmden oluşan liste aşağıda...

1. Midnight In Paris
 2. Rise Of The Planet Of The Apes 
3. Moneyball 
4. The Skin I Live In 
5. X-Men: First Class 
6. Young Adult 
7. Attack The Block 
8. Red State 
9. Warrior 
10. The Artist / Our Idiot Brother 
11. The Three Musketeers

Salı, Aralık 27, 2011

Senden Daha Güzel

  
 Kimseyi görmedim ben 
 Senden daha güzel
 Kimseyi tanımadım ben 
 Senden daha özel 
 Kimselere de bakmadım 
 Aklımdan geçen 
 Kimseyi tanımadım ben 
 Senden daha güzel 
 Sana nerden rastladım 
 Oldum derbeder 
 Kendimi sana sakladım 
 Senden daha güzel 
 Kimseleri de takmadım 
 Ölsem değişmem 
 Kimseyi tanımadım ben 
 Senden daha güzel

Pazar, Aralık 04, 2011

Bunun İçin Çabalar


+ Neyi isterdin mesela?
- Hmm... Mesela "Le trio joubran" nedir bilsin isterdim.
+ Neden ki?
- Diğerleri bilmiyordu.
+ Peki ya o da bilmiyorsa.
- Bilmiyor olabilir. Ama o öğrenmek ister, bunun için çabalar, eminim.


Cumartesi, Kasım 26, 2011

Bırakın Adam Sevsin Yahu


MFÖ'nün son şarkısıdır yukarıda gördüğünüz video. Çoğunluk haberdar muhtemelen ama haberi olmayanlara da bilgi olsun bu girizgah.

Efendim, bir şarkıyı sevmek veya sevmemek üzerine sebepler göstermek mümkündür elbet. Bu konularda upuzun makaleler yazabilirsiniz de... Buraya kadar eyvallah, ancak bizim memlekette bir şeyleri yererken öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, mevzu bir adamı yaptığı iş nedeniyle veya ürettiği üzerinden eleştirmek yerine, onun özeline sallamaya dönüyor sonradan.

Şimdi "neymiş olay, özet geç birader" tarzı yorumlar yapacaklar olur muhtemelen. Hemen özet geçeyim. Şu yukarıdaki şarkı için sözlüklerde yapılan, "Mazhar Alanson aşık olunca bozdu" veya "Biricik Suden'e olan aşkı Mazhar Alanson'u MFÖ'nün önüne geçirdi" filan gibilerinden yorumlar var. Bu yorumları yapanlar bahsi geçen şarkıyı sevmeme sebeplerini yazarken böyle diyorlar. Sarı Laleler parçasında başlamış aslında bu bozulma falan filan diye devam ediyor mesele...

Bu kadar kasmaya gerek var mı yahu? Sevmediysen şarkıyı, "sevmedim" de geç abi. "Müziği hoşuma gitmedi, sözlerini tutmadım" vs. diye ekleme yap olmadı. "Bu adam aşık olmasın", "eşi bunu bozdu" filan nedir, anlamam bu tarz yorumları. Bunları geyik amaçlı yazsanız, ona da tamam ama adamlar bildiğin müzik eleştirmeni gibi destansı eleştiri yazıları döşüyorlar, aralara da şu yukarıdaki eleştiri cümlelerini sıkıştırıyorlar. Çok ilginç.

Bırakın adam sevsin yahu. O nasıl sizi, "bu şarkıyı seveceksiniz ulan!" diye zorlamıyorsa, siz de onu zorluyor gibi yorumlamayın hadiseyi arkadaş.


Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...