Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 14, 2010

100 Kere Alex!

Kaptan 100. golünü attı. 3 puanla birlikte gelseydi bu gol daha güzel olacaktı ama olan oldu bir kere.

Baroni vurdumduymazını ve sahada onun gibi ruhsuz dolaşan diğerlerini gördükçe yazılması, söylenmesi gereken cümle bellidir:

"100 kere Alex!
1000 kere Alex!"

Fenerli(!) Medya Yine İş Başında

Gaziantepspor - Fenerbahçe maçı oynanırken Cnn Türk Spor Servisi yöneticisi Barış Kuyucu'nun Twitter'dan yazdıklarına dikiz.

Bu saçmalamasının ardından gelen tepkilerden birine verdiği cevap ise şu olmuş: "Yorum için üzgünüm ama o maç öyle olmuştu." (2001'deki Fenerbahçe - Gaziantespor maçını kastediyor)

Spor medyasında çalışan biri bu kadar kesin konuştuğuna göre, elinde net belgeleri olması lazım. Manav Hayri abi değil ki bu, bir kahve sohbeti esnasında atıp tutan bir ademoğlu gibi sallasın. Madem bu kadar rahat konuşuyorsun, demek ki elinde belgeler var. Federasyona git, elindeki delilleri, dökümanları göster, artık her ne halt biliyorsan, bir bir anlat. Yok, eğer bilmiyorsan ve sokaktaki adam gibi atıp tutmak istiyorsan, bunu seni binlerce kişinin gözlemleyeceği bir ortamda yapma. Çünkü ekranda başka, bilgisayar başında konuşmak garip oluyor. Sıradan bir taraftar değilsin ki. Ondan sonra tabii ki adamlığın sorgulanır. Bunu da kaldırmazsın bir yerden sonra.

***

Twitter'dan İlker hatırlattı. İyi oldu. Şöyle bir olayı daha var Barış Kuyucu'nun. Bu yorumunu da not düşelim bir kenara.


Cumartesi, Mart 20, 2010

Bu Da Bana Kapak Olsun vol.3


İçimden maç öncesi, "Şimdi ben dün Güiza'nın Pes'te kaçırdığı gol videosunu blogda paylaştım ya, eleman gider bu maçta 30 metreden falan sallar bir tane, apışıp kalırım öyle" diye geçirmek ve 30 metre olmasa da Güiza için gayet uzun sayılabilecek bir mesafeden, harika bir vuruşla gelen golle kapak efektini gülerek hissetmek. Maçın benim adıma özeti budur. Onçün, uzun uzun yazmaya gerek yok bu maça dair.

Her Fenerbahçelinin takıntılı olduğu futbolcular vardır. Kimi Deniz'i her daim eleştirir, kimi Selçuk'u misal. Benim de Güiza'yla geçtiğim dalganın haddi hesabı yoktur. Bir kısmına blogda şahit oldunuz zaten. Şimdi onca laf ettiğim, dalga geçtiğim adamın attığı bu golün ardından bir müddet susmak lazım. Bazen susmayı bilmek de bir erdemdir. Bu da öyle anlardan biridir.

Şöyle bir iki maç geçsin, ondan sonra dayanamayız, konuşuruz ama yine.

Uçan Hollandalı'ya özel not: Bizim iddia hala geçerli değil mi ? Sanırım senin iddia ettiğin gol sayısına 3 gol kaldı. Yanılmıyorum öyle değil mi?

Çarşamba, Ekim 07, 2009

Bir Tribün Takıma Maç Kazandırır!

Takım ilk devre bittiğinde soyunma odasına gitmişti. Futbolcuların yüzlerinden düşen bin parçaydı. Şampiyonluk yolunda çok önemli bir maçtı bu ve ilk devre kendi evinde 3-0 mağlup durumdaydı Fenerbahçe. Gaziantepspor'dan 3 gol yenilmişti . Hem de şampiyonluk yarışındaki en önemli maçta yenildi bu goller.

Futbolcuların hepsi şaşkındı. Kimse konuşmak istemiyordu. Derken teknik direktör sessizliği bozdu, "Gaziantepspor ilk yarıda size 3 gol attıysa, siz ikinci yarıda onlara 4 gol atabilirsiniz," demişti. Bu söz futbolcuların uyanmasına, kendine gelmesine sebep olmuştu.


Fenerbahçeli futbolcular ikinci yarı için sahaya 7 dakika önce çıkmışlardı. O zamanlar Telsim tribünü inşaat halindeydi. Tribünün 3 tarafındaki taraftarlar da şaşkındı aslında. Lakin sonra ne olduysa birden tribünlerde bir hareketlilik yaşandı. Sanki soyunma odasında söylenenleri onlar da işitmiş gibiydi. Staddaki herkes silkinmiş, kendine gelmişti. Ve hep birlikte önce numaralıdan çıkan sonradan tüm tribünün katıldığı şu tezahüratı söylemeye başladılar; "Bizler inandık, siz de inanın..Bizim için bu maçı alın".


Stad adeta yıkılıyordu. O gün Fenerbahçe Stadı'ndan çıkan gürültünün eşi benzeri belki de hiç olmamıştır. Futbolcu - taraftar bütünleşmesinin en güzeli yaşanıyordu. Soyunma odasından çıkarken uykudan uyanan futbolcular, tribünlerin desteğiyle birlikte gaza gelmişti. Ve bütün takım el ele stadı dolaşmıştı. Sanki ilk yarıyı 3-0 önde kapatan, şampiyonluğa giden Gaziantespor değil, Fenerbahçe'ydi...


Maçı anlatan spiker Melih Gümüşbıçak bu durumu şöyle özetlemişti o gün; "Evet, sayın seyirciler şu an Kadıköyde yer gök Fenerbahçe diye inliyor, tezahürattan dolayı kendi sesimi duyamiyorum". O delicesine tezahürattan dolayı o maçta nerdeyse işini yapamayan sadece Melih Gümüşbıçak değildi . Gaziantesporlu futbolcuların da heyecandan ayakları tir tir titriyor, ikinci yarı boyunca ne yapacaklarını şaşırıyorlardı.

63'de Revivo ilk golü atarak fitili ateşledi. Daha sonra Rapaiç devreye girdi ve tezahürattan, destekten yıkılan tribünlerin sahadaki sureti oldu adeta. 67'de 2.golü attık. Tribünler inlemeye devam ediyordu. 73'te Uche havada asılı kalarak o kafa golünü attığında, o gün tribündeki tüm Fenerbahçeliler onunla birlikte havada asılı kalarak o kafa vurşunu gerçekleştiriyordu aslında.


Skor 3-3'e geldiğinde, Gaziantespor'dan Mustafa Şahintürk kaleci Rüştü'yle karşı karşıya bir pozisyona girmişti. Rüştü orada arkasındaki tribün desteğiyle birlikte kalede adeta devleşmiş ve müthiş bir kurtarış yapmıştır. O pozisyonun devamında Rapaiç orta sahada topla buluşur. O an öyle bir gürültü kopar ki Kadıköy'de, kulakları sağır edecek cinstendir. Rapaiç'in ayaklarına hükmetmeye başlar taraftar adeta. Milan Rapaiç ipe dizer rakiplerini. Arkasındaki itici güç sayesinde, kimse duramaz karşısında. Teker teker geçer her bir rakibi ve skor 4-3 olur.


Gelen bu 4. golle tribün kendinden geçer. 3-5 sıra aşağıya yuvarlananlar, sevinçten üstünü başını yırtanlar falan... Maçın son düdüğüne kadar tribünler kendine gelemez. Resmen bir kaos oluşmuştur orada. Ama tribündeki herkes delicesine mutludur bu kaos ortamından...


Maç bittiğinde tribündekiler ve televizyonlarının hatta radyolarının başındakiler dakikalarca ağlar. Stadın ışıkları kapanmasına rağmen, kimse tribünü terk etmek istemez. Yıllarca anlatılacak efsane bir maçtır. Taraftarın sahaya fiziki müdahalesi olmadan bir maçı çevirebileceğinin en büyük kanıtı olmuştur bu maç. Şampiyonluğu getiren maçtır. O büyük taraftara şampiyonluk yakışırdı elbette. Zaten maçı anlatan spiker Melih Gümüşbıçak da şöyle demiştir; "Bilmiyorum kaç takıma nasip olur böyle taraftar...?"

Nasip olmaz tabii ki, ama tribün sonuna kadar desteğini verir ve maç boyunca susmaz, takıma itici güç olursa demek gerekir. Şimdiyse maçın hemen başında yenilen bir gol sonrası homurdanmalar, futbolcuların hatalarının ardından yuhalamalar ve ıslıklamalar... Şu an Kadıköy'de olası bir 3-0 geriye düşme durumunda, böyle inanmış bir tribün havası yok ne yazık ki. Bu anlattığımız maç öyle 50 yıl öncesinden falan da değil. Bundan sadece 8 yıl önce yaşanmış bir hadise. Büyük Fenerbahçe taraftarı için "bilmiyorum kaç takıma nasip olur böyle taraftar" denilen günlerden, ilk fırsatta futbolcusunu yuhalayan, ıslıklayan seyirci modeline geçiş...

Üzerinde Fenerbahçe forması olan topçu ıslıklanmaz, yuhalanmaz beyler bayanlar. Kendinize gelin! Kuru kuruya edilmiş hep destek tam destek sözünün icraate dökülüş şekli böyle olmaz, olamaz. Bir tribün galibiyete, şampiyonluğa inanmıyorsa, sahadaki 11 futbolcu nasıl inansın? Bizler inanacağız ki onlar da inansın. Böylece sahada formasını sırıl sıklam edesiye kadar mücadele etsin.


Bir noktaya da özellikle değinmek gerek. Taraftar demek bir taraf olmanın yanı sıra, tuttuğunuz takımı sonuna kadar desteklemektir. Bu destek her koşulda olur. Skor olarak geriye düşmüş olsa da, maçı kaybetmiş olsa da, taraftarıyım dediğin o takımı her zaman destekleyeceksin, köstek olmayacaksın. En ufak bir hatasının ardından oyunculara küfür etmek yerine, o güzelim sesini takımını maçın başından sonuna kadar destekleyerek kullanacaksın. Ve bunu skor aleyhimize olduğu zamanlarda da yapacaksın. Fenerbahçe'nin gol yemesini bekleyen, mağlubiyetini bekleyen akbabalara fırsat vermeyeceksin. Ben Fenerbahçeliyim diyorsan, o kutsal formayı taşıyan takımın her bir oyuncusunu ve genelinde tabii ki tüm takımı maç boyu destekleyecek, itici güç olacaksın. Ben bu takımın taraftarıyım diyorsan bunu böyle yapacaksın. Çünkü taraftarlık bunu gerektirir.


Ve unutmayacaksın; bir tribün takıma maç kazandırır. Bunun en bariz örneğini göstermek için 21 Nisan 2001 yılındaki 3-0'dan 4-3'e çevirdiğimiz ve Fenerbahçe'yi şampiyonluğa götüren 4-3'lük Gaziantepspor maçını anlattık. O günkü birlikteliği ve inancı tekrar geri getirmek zor değil. Yeter ki maç boyunca susmayalım, takıma destek vererek itici güç olalım. O zaman bir tribün takıma maç kazandırır işte.

Bizler inandık siz de inanın...

el burrito

***

not: bu yazı GRUP CK tarafından hazırlanan "Cefakar Maraton" fanzini
özel sayisi ve özel boyutu ile 4 Ekim 2009 Pazar günü oynanan Fenerbahçe-Gençlerbirligi mücadelesi öncesinde "ücretsiz" olarak dağıtılan fanzin için kaleme alınmıştır. bir şeylere vesile olabildiysek ne mutlu bize...

Cuma, Ekim 02, 2009

Milliyet Arşivlerinden Bir Kare


Arşivciliğe gönül vermiş, futbol bloglar aleminden King Santillana rumuzlu Alper Ağabey, blogunda Milliyet'in Arşivlerinden bahsetmiş. Bakmanız tavsiye edilir.

Oradaki fotoğraflaran biri ilgimi çekti. Son yıllarda

Fotoğrafın altına şöyle bir not düşmüş Alper Ağabey;
"1996.. Fenerbahçe'nin Gaziantepspor tarafından karşılanışı; "Kurtuluş Savaşının Simgesi, Atatürk'ün Takımı Fenerbahçe.. Hoş Geldiniz.."

Son yıllarda dönen bir geyik var. Fenerbahçe, Anadolu'da en çok nefret edilen takımmış filan. Bunu söyleyenler başta kendileri inanıyor mu bu dediklerine acaba? Şimdi muhtemelen bu yazdığımıza; Ali Şen, Aziz Yıldım, herkese karşı tek olma fikri vb. sebepler sayarak karşılık verilecektir. Geçiniz efendim. Bu iddianın aslı astarı yoktur. Sanki gerçekliği su götürmez bilimsel bir araştırma yapmış gibi, övünerek (nedense artık?) söylenen bu iddiaya gülmeden edemiyor insan.

Öte yandan, bir takım kişiler şu yukarıdaki fotoğrafın üstüne, "Gaziantepspor, zaten hep Fenerbahçe'ye yatmıştır" geyikleri yapacaktır. Bırakın, yapsınlar...

Pazartesi, Kasım 05, 2007

Lafı ağzımdan aldın başkan!

"Bugün 3 puanımız gasp edildi. Böyle bir hakem görmedim. Ligde hakemlerin yönetiminden herkes huzursuz. Eğer bu Federasyon, bu Merkez Hakem Kurulu ve bu hakemler bu işi yapamıyorlarsa, siktirip gitsinler. Yeter artık, her maç aynı şeyi yaşıyoruz''

Gaziantepspor başkanı İbrahim Kızıl, Galatasaray'la oynadıkları ve 1-1 berabere biten maçın ardından, yedikleri ofsayt kokan golün üstüne bu yorumu yapmış..Lafı ağzımdan aldın başkan.. Bu Federasyon ve bu merkez hakem kuruluna söylencek en güzel söz budur..

Çarşamba, Temmuz 25, 2007

Uğur Yıldırım Antep'e doğru...


Elemanın adını Ersun Yanal milli takımın başındayken duymuştuk. Frikik ustası dediler, o sıralarda Yanal'a gider yapmış, Hollanda milli takımını tercih etmişti. Van Basten peşinde koşuyordu hatta, öyle demişti. Kaçan balık büyük olacak galiba diye düşündük ama yine de Türk milli takımını elinin tersiyle iten adamla işimiz olmaz demiştik..

Şimdi bakınız nereden nereye.. Gaziantepspor kulübü başkanı her konuda anlaştık, hayırlı olsun demiş. Göreceğiz bakalım Uğur Yıldırım kimmiş, neymiş? Türksel -fevkalade- süper ligimiz için hayırlı olur umarım.

Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...