Bucaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bucaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Aralık 22, 2010

Cesaretiniz Varsa!

Bucaspor maçı ve bu maçın öncesindeki döneme dair Aykut Kocaman'a eleştiriler yapılabilir. Buna kimsenin karşı çıkacağını sanmıyorum ancak; Antu'nun bu görseli üzerine "hele soğuklan yeğenim!" demek lazım. Bu ne kin, bu ne gaz?

Madem bu camiada işini iyi yapmadığını düşündüğünüz kişilere böyle sağlam bir şekilde çakma yeteneğiniz var, Aziz Yıldırım'ın 13 yıllık başkanlığı döneminde futbolda kaybedilen şampiyonluklardan ve genel olarak camianın değerlerini yerle bir edişinden sonra çıkıp "Burası Fenerbahçe, bla bla ..." demediniz veya diyemediniz? Neden? Yalandan rüzgar yapmalarınız vardı ara ara, bunları hatırlamak mümkün ama Aziz Yıldırım başkanlığında Fenerbahçe futbol takımının büyük harcamalar ve beklentilere rağmen ligi nerede bitirdiğini, neler kaybettiğini tıpkı şu yukarıdaki görselde yaptığınız gibi yapsaydınız da görseydik. Madem böyle bir duruş sergiliyorsunuz, bunu yapmış olmanız da gerekmez miydi?

"Burası Fenerbahçe ey Aziz Yıldırım!" diyebilirdiniz herhalde, bunu demekten korktuğunuzu yahut bir takım sebeplerle geri adım attığınızı düşüneceğiz yoksa.

Şimdi bu sözler üzerine, "Fenerbahçe Spor Kulübüdür. Dün kadın voleybol takımımız kulüpler dünya şampiyonu oldu" mu diyeceksiniz yoksa bu laflarımız üzerine? Ama böyle dememeniz lazım. Böylesine önemli bir başarının ardından sayfanızın girişine o başarıyı değil de, bu sorgulamanızı koymuş olmanız alakasız olurdu değil mi?

Fenerbahçe bir spor kulübüdür diyorsunuz. Evet, bu doğru. Diğer branşlardaki başarıları gösteriyor ve başkanı alkışlıyorsunuz mütemadiyen. Ama şunu da demek lazım; her zaferde "ama başkanımızı unutmayalım" diye başımıza kakanlar, mağlubiyetlerde neden başkalarını işaret ederler? Bu ne derece samimi bir yaklaşım acaba? Ve özellikle siz Antu yöneticileri; bugüne kadar Fenerbahçe mensuplarını her fırsatta kollayan, onlara destek çıkan bir oluşum nasıl oluyor da site girişinden Aykut Kocaman gibi birine bu kadar rahat çakabiliyor? Yoksa ortada başka hesaplar mı var? Geçmiş yıllara dayanan, Ali Şen'in başkanlık günlerine dayanan...

İnsan ister istemez şüpheleniyor. Antu'nun geçmişteki yaklaşımı ve bugün yaptığına bakınca; sormadan, sorgulamadan edemiyor insan.

Böyle bir hesaplaşmanız, çıkarınız, kaygınız yoksa ve cesaretiniz varsa, şu görselin bir benzerini Aziz Yıldırım için yapınız. Biz de duruşununuz ne kadar sağlam olduğunu görelim.

Ve son bir paragraf da taraftarın bir kısmına. Dün akşam Fenerbahçe kalecisini ıslıklamakla ve maçta rakip Bucaspor lehine bağırmakla elinize ne geçti? Amacınız neydi? Biri anlatsın. Lütfen!

Salı, Kasım 23, 2010

3000. Gol Alex'e Yakışırdı Zaten

3ooo. gol için blogda anket yapmıştık. Oyların % 36'sı Alex'e gitmişti. En yakın isme %23 fark atmıştı. Taraftarın çoğunluğunun gönlündeki isim Alex'ti. Bu yüzden Bucaspor maçının daha birinci dakikası dolmadan gelen bu gol, belki de büyük bir sinerjinin eseriydi. Tereddütlere mahal vermemek adına Alex son 2 maçta 4 gol gönderdi rakip filelere. Bir an evvel bitirdi mevzuyu. Tereddüt derken hem kendi adına kaydettiği 100. gol meselesi, hem de Fenerbahçe'nin lig tarihindeki 3000. golü meselesi...

Bu hafta göklere çıkarılan ama aslında hep orada olması gereken bir adam Alex. Sadece bazıları onu hak ettiği yere koymaları gerekliliğini unutuyorlar bazen. Takımın her kaybedişinde hedef tahtasındaki ilk isim oluyor Alex. Ama aynı Alex'ten galibiyetlerde ilk övgüyü hak etmesi için olağanüstü şeyler yapması bekleniyor. O da yapıyor. Sabırla devam ediyor harika şeyler yapmaya. Yeri geliyor kendi taraftarı ıslıklıyor onu ama o yılmadan devam ediyor işini fazlasıyla yapmaya...

Bu satırların yazarı bile her ne kadar bir numaralı Alex savunucusu olarak bilinse de bu alemde, bir dönem taraftarın içindeki anti-Alexçilerden etkilinip, "acaba?" demişti bir seferinde. Ve her gün bir kez daha utanıyor bu soru için.

Alex, Fenerbahçe'den gidene kadar bu tantanalar devam edecek gibi. Derbilerde yok deniyor, ama derbilerde attığı ve attırdığı goller ortada. Avrupa'da yok deniyor, Şampiyonlar Ligi asist krallığı ortada... Belki de bir daha hiçbir yabancı oyuncunun ulaşamayacağı istatistiklere ulaştı. Futbol sadece rakamlardan ibaret değildir, ancak bunlar sahada yapılanlardan oluşuyor. Alex bunları tribünde oturarak yapmadı. Veya her hafta Bucaspor'la oynamadı Fenerbahçe...

Şimdi bunları yazdık. Haftaya Fenerbahçe belalısı İ.B.B ile oynayacak ve bu defans kurgusuyla puan kaybı muhtemeldir. Ve o gün sahada Alex olursa, puan kaybı yine Alex'e bağlanacaktır. Bunun da bilincindeyiz. Bu garip sirkülasyona alıştık artık. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi; galibiyetlerde adının anılması için olağanüstü şeyler yapması beklenen Alex, mağlubiyetlerde hatırlanan ilk kişi oluyor, "Alex koşmuyor yeaa!" denilerek... Medyası, rakibi, kendi taraftarı vs. herkes onun üzerinden tartışma çıkarırken, Alex ısrarla sadece işine konsantre oluyor ve de ne güzel ediyor. O sadece Fenerbahçe'nin yararına olan şeylere odaklanıyor. Alex maçtan sonra Twitter'dan Gökay'ın performansı üzerine olumlu yorumlar yapıyor. Bu popülizm değil. Bunu daha önce de yapmıştı. Daum zamanında gençlere yeterli önemin verilmemesinden dem vuruyordu. Alex, Fenerbahçe'nin iyiliğini istiyor, geleceğini düşünüyor. Sahada yaptığı harika işlerle, Fenerbahçe için düşündükleriyle müthiş bir adam Alex.

İşte bu sebeplerden bir kez daha yazmak lazım;

Hayat seninle güzel Alex. İyi ki varsın.

foto (1), (2): Fenerbahce.org
foto(3): Grup CK Facebook sayfası

Başlıksız Yazı

 En son 2018'de Fenerbahçe'de bir şeylerin değişeceğine, eski düzenin yok olacağına inanarak bir yazı karalamışım. Ali Koç'tan n...